SORUMLULUK ALMA ZAMANI

Domates  fiyatlarının düşürülmesi için BM’in arabuluculuğuna gerek var mı diye sorsam.

Gülmeyin sorular bitmedi.

Toprağa bitkiye, insana diğer canlılara ve tümüyle tabiata zarar veren kimyasalların tarımda kullanılmasının önüne geçmek için ada sathında UNFİCYP’a gerek var mı.

Aşılama listesini doğru dürüst yapmak için BM’nin, AB’nin Türkiye’nin müdahalesine ya da arabuluculuğuna gerek var mı.

Çeşmelerden içilebilir kalitede su akması için Guteres’in planına gerek var mı.

Yüzlerce böyle soru sorulabilir.

UBP ile CTP’nin 1976 yılından beridir bir birlerine karşı oldukları ve birinin yaptığını her ne isterse olsun diğerinin beğenmediği hatta karşı çıktığı herkesin malûmudur.

UBP’nin hükümet ve CTP’nin de muhalefet olduğu ya da tam tersinin geçerli olduğu dönemler yaşadık ve bu yaşadığımız dönemlerde muhalefetin eleştirilerinin hiç dikkate alınmadığı bilinen gerçektir.

UBP’nin yeni hükümet döneminde de, CTP muhalefetinin gümbür gümbür gürültü yapacağını ve fakat hükümet icraatları üzerinde bu sloganların hiç te etkili olamayacağını biliyor olmalıyız.

Bir birlerini hasım gören partilerin dünyanın her hangi bir devletinde olumlu bir atmosfer yarattıkları görülmüş değildir. 

Yüzde altmışa yüzde kırk oranı ile koalisyon olarak kurulacak bir hükümet ile nelerin başarılabileceğini görmek isteyenler örneğin Almanya’nın başarılı devlet sistemine bakabilir.

Halk indindeki güçleri bir birine yakın olan birinci parti ile ikinci partinin bir koalisyon hükümeti girişiminde bulunması ve hele de bunu başarması, KKTC devleti ve halkının boğuşmakta olduğu ve giderek karabasan haline dönüşen sorunların çözümü yolunda atılabilecek belki de tek ama çok önemli hatta hayati öneme haiz bir ilk adım olacaktır.

UBP yetkili organlarının, CTP ile hükümet ortaklığını düşünmeye başlaması partinin, önce partinin çıkarını değil önce halkın tümünün çıkarlarını düşünüyor olduğunu / düşünmeye başladığının bir göstergesi olurken, CTP yetkili organlarının da böylesi bir öneriye açık olduğunu hissettirmesi, bu dönem zorludur, yıpratıcıdır, biz sorumluluk almayalım, alırsak yıpranır oy kaybederiz kolay ve ucuz politik manevralardan sıyrılıp halkın devasa hale gelen sorunlarına bir an önce çözüm bulunması yolunda gönüllü ve istekli olduğunu, ve daha da önemli olarak, ülkeye halka dünyaya, dar parti  çıkarları açısından değil, ülkenin ve halkın geleceği açısından bakmaya başladığını gözler önüne serecektir.

Hayır, biz tek başımıza / küçük ve sağcı refiklerimizle  ‘ İKTİDAR’ olacak ve başarının tek ‘ SAHİBİ’ olacağız. Hayır biz muhalefette kalacağız ve oylarımızı bu sayede artırıp ilk seçimde ‘ İKTİDAR’ olacağız hayali ile yaşamak aklı başında hiçbir yurtsevere yakışmaz.

Kırk yıl var denenmiştir bu hasmane yöntem ve sonuç ortada.

UBP-CTP koalisyon hükümetinde, her bir partinin aynı zaman ve mekânda muhalefet yapacağını ve hükümet / muhalefet dengesinin ve fikir çatışmalarının devleti yönetme / işleri yönetme meselesinde, hükümet olma sürecinin en başından sağlanmış olacağını ve sorunların aşılmasında en etkin güç olduğunu da hatırlayacağız. Tez / antitez = sentez

( Not : ‘İKTİDAR’ kavramı niye tırnak içinde ve niye büyük harfle yazılmış diye düşünecekseniz, düşünün düşünmek iyidir)