Larnaka’da 2021 yılında yürütülen “casus van” davasında hakkındaki suçlamalardan aklanan İsrail vatandaşı iş insanı Tal Dilian, Yunanistan’da “Predator” yazılımı aracılığıyla yasa dışı izleme soruşturması kapsamında suçlu bulundu.
Cyprus Mail’in haberine göre, Yunanistan’da aralarında bakan, üst düzey askeri yetkili ve gazetecilerin olduğu 87 kişinin dinlendiği tespit edilen skandala ilişkin Atina mahkemesi, yazılımı pazarlayan Dilian ile birlikte üç kişiyi, telefon görüşmelerinin gizliliğini ihlal etmek ve kişisel veri ile konuşmalara yasa dışı erişmek suçlarından suçlu buldu.
Tal Dilian ve diğer üç sanık, resmi olarak 126'şar yıl hapis cezasına çarptırıldı, ancak suçları için üst sınır olan sekiz yıl boyunca cezaevinde kalmaları bekleniyor. Bunun yanında ceza kararı, temyiz süreci sonuçlanıncaya kadar askıya alındı.
- Predator skandalı
Skandal, 2022 yılında, dönemin Avrupa Parlamentosu üyesi ve şu anda Yunanistan'ın Panhellenik Sosyalist Hareketi (Pasok) lideri Nikos Andrulakis'in, Avrupa Parlamentosu bilişim uzmanları tarafından “kötü niyetli” bir bağlantı içeren mesaj aldığı yönünde uyarılmasıyla ortaya çıkmıştı.
Atina merkezli İsrail şirketi Intellexa tarafından pazarlanan ve bir cihazın mesajlarına, kamerasına ve mikrofonuna erişebilen Predator yazılımı, o dönemde Yunanistan'da yasa dışı olmakla beraber, 2022'de çıkarılan yeni bir yasayla devlet güvenlik birimlerinin “sıkı şartlar” altında yazılımı kullanımı yasallaştırıldı.
- “Casus Van” davası
Tal Dilian daha önce GKRY’de 2021 yılında görülen “casus van” davasında da yargılanmış, ancak Başsavcılık Dilian ve diğer iki sanık hakkındaki kovuşturmayı durdurma kararı almıştı.
Bunun yanında, dördüncü sanık olan Ws WiSpear Systems Limited şirketi hakkındaki suçlamalar düşürülmemiş, şirket çok sayıda kişisel veri ihlali suçundan 76 bin euro para cezasına çarptırılmıştı.
Güney Kıbrıs’taki soruşturma, 2019'un kasım ayında şirketin CEO’su ve eski bir istihbarat çalışanı Dilian'ın Forbes dergisine verdiği bir röportajda, “gizli izleme ve dinleme” hizmetlerini anlatmasıyla başlamıştı. Söz konusu aracın dönüştürülmüş bir ambulans olduğu ve bir kilometre çapında akılı telefonları “hack”layabilen ve elektronik iletişimlere müdahale edebilen ekipmanla donatıldığı iddia edilmişti. Araç sahipleri ise vanın yalnızca yerel makamların bilgisi dahilinde ve rehberliğinde, şirket cihazları kullanılarak yapılan saha testleri ve tanıtım amacı dışında aktif olmadığını savunmuştu.