TDP’DE MUSTAFA AKINCI DEPREMİ

            KKTC dördüncü Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı siyaset defterini kapattı ama, arkasında bıraktığı yandaşları ile eski partilileri onu bırakmadı. 

            23 Ocak 2022 Erken Genel Seçimlerinde baraj altında kalan ve milletvekili çıkartamayan eski ve yeni TKP’liler, bu hezimetin faturasını eski başkanları ve eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya çıkardı.

            Mustafa Akıncı’nın seçim sürecine dair açıklaması, “Bu seçimde sessiz kalacağım” mealindeydi.  O “Sessiz kalış” TDP ve TKP’nin baraj altında kalmasına yetti mi?  Yetti bence.

            TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit seçim sonrasında yaptığı açıklamalarla, resmen Mustafa Akıncı’yı hedef aldı.  “Kaybedişimizde Mustafa Akıncı’nın da payı vardır” diyerek parti başkanlığından da istifa etti.

            Kabul etmek lazım...  Doğruları ile, yanlışları ile...  Kıbrıs Türkü’nün siyasi hayatında karizmatik bir liderdi Mustafa Akıncı.  Sıfırdan başladığı politik hayatını, Cumhurbaşkanlığı makamı ile bitirdi.

            Onu tanımam, 1970’li yıllara denk gelir.  O zamanlar bir müzik grubunda gitar çalıyordu.  Ben de o dönemde Dr. Küçük’ün Özel Kalem görevlerini yürütüyordum.  Dr. Küçük’le Süheyla Küçük’ün kızı merhume Pembe Küçük’le Peker Turgud’un düğünleri sarayın bahçesinde yapılıyordu.  Haliyle öyle bir olayın içinde bulmuştum kendimi, bir görevli olarak.

            KTFD’nin Kurucu Meclis üyeliğine seçilen Mustafa Akıncı’nın siyasi hayatı da öyle başlamış oldu, bu dönemde. 

            Ondan sonraki süreçte Akıncı tırmandı tırmandı, sağcısını, solcusunu, sosyal demokratını kucakladı ve Lefkoşa Belediye Başkanı seçildi.

            Doğruya doğru...  Mustafa Akıncı çok başarılı bir Belediye Başkanı idi.  Hatta Lefkoşa Belediyesi ve belediyecilik üzerine bir de kitap yazdı.  Bana da imzalamış olduğu o kitap, hala kitaplığımda duruyor ve zaman zaman kaynak kitap olarak kullanıyorum.

            Lefkoşa’nın kanalizasyon projesi onun zamanında gerçekleşti.  Kanlıdere yataklarının kurutulması da, ektirmiş olduğu okaliptüs ağaçları sayesinde gerçekleşti. Kısacası çok başarılı bir Belediye Başkanı idi Mustafa Akıncı.

            Politika da akan su gibidir.  Mustafa Akıncı’nın siyasi hayatı da şöyle aktı gitti ve gün ola, meclise girip seçildi ve yine gün ola, UBP-TKP koalisyonunda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanlığı yaptı.

            Yine gün ola...  Bu kez Mustafa Akıncı Cumhurbaşkanı adayı oldu ve sağcısından, solcusundan pek çok oy alıp saraya girdi.

            Onun sağ kanattan da oy almış olması sürpriz değildi.  Çünkü vermiş olduğu dengeli beyanatlar, onu yüceltmiş ve sadece soldan değil, sağdan da bir kısım seçmenin takdirini almıştı.

            Akıncı’nın sadece bir yanlış açıklaması vardı, Cumhurbaşkanı seçilince.

            O da, Türkiye hakkında yaptığı beyanatında “Anavatan” kelimesini kullanmaması ve “iki devlet” politikası mealinde ifadeler kullanmasıydı ki, bu sözler Ankara’nın tepkisine yol açmıştı.  Ondan sonra da Akıncı ile Ankara arasındaki ilişkiler mayfoşi şekilde sürdü gitti, ta ki son Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybedene kadar.

            Siyasette herşey olabilir, öyle değil mi?

            Evet öyledir.  Kimisi milletvekili olmak için canını yer bitirir, kimisi de elini kolunu sallamadan meclise girer.  İşte öyle bir pis girdaptır şu nankör siyaset.

            Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs konusunda izlediği politika, çözüm için zorlayıcı bir politikaydı.  O Rumları kovaladı, Rumların sözüne söz etti, arşınına bez kesti ama teslimiyetçi olmadı.  Yani bir yerde o da, Mehmet Ali Talat gibi Kıbrıs sorununu bitiremedi.

            Akıncı’nın koymuş olduğu bir teşhis vardı Cumhurbaşkanığı döneminde.  O teşhis de federasyon temelinde bir çözüm.  Bir başka teşhisi de, Rumların çözümsüzlüğe ve zamana oynayan politikaları.

            Bu iki unsur, Akıncı’yı yanıltmadı ki, onun görev sürecinde de Kıbrıs sorunu çözümlenemedi.

            Şimdi beşinci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ortaya koymuş olduğu yeni politika, bence de gelinen süreç gerçeğinde bir politikadır.  Hani “Başka çıkar yol yoktur, madem Rumlar hala çözümsüzlüğe oynuyorlar” dercesine bir çözüm şekli.

            Yani yan yana iki egemen ama birbirini tanıyan iki eşit devlet, formülünde bir çözüm...

            Yıllar bize bazı şeyleri gösterdi.  Adeta “leb” demeden “leblebiyi” anlar olduk bizler de.

            İsterseniz yeniden Mustafa Akıncı gerçeğinde TDP Başkanı Cemal Özyiğitin feveranlarına bakalım...

            Cemal Özyiğit, taşan bardağın sonrasında şu ifadeleri kullandı, TDP’nin meclis dışı kalmasına ilişkin.

            Cemal Özyiğit’in açıklamaları aynen şöyledir:

            “TDP’nin baraj altı kalmasında Akıncı’nın ‘suskun kalmasının’ da payı vardır.  İradeye sahip çıkın, diye topluma bir cümlelik mesaj vermesini istedik, yapmadı.  Halbuki biz, onun şahsında iradeyi meclise taşıdık.”

            Sayın Akıncı kusura bakmasın ama, galiba bu konuda Cemal Özyiğit haklıdır.  Mustafa Akıncı bu kadar mı siyasetten soğudu?  Belki de bir yemin sıyırmıştır “Ben siyasete dönmemek için tövbe ettim” demiştir.

            Gerçekçi olmak gerekirse, Mustafa Akıncı bir milletvekili gibi yandaşlarının kapısını çalmış olsaydı, veya periyodik beyanatlar vermiş olsaydı, mutlaka TDP barajı geçerdi diye düşünüyorum. Çünkü Akıncı’nın hala bu toplumda mayası ve sevenleri vardır.

            Siyasi görüşlerimiz farklı olsa da, Mustafa Akıncı ile olan dostluğum hala bakidir.  Ama dedim ya... Bu bir politika oyunu...

            Bundan sonra gözler yeni ve çiçeği burnunda Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’ya çevrildi.  Yeni bir kan, yeni bir vizyon ve yeni stratejiler.

            Sosyal demokratlarda durum böyle.

            Hani derler ya...

            “Geçmişe mazi, geleceğe kuzu” diye...  Bu durum da ona benzer.  Geçmiş geçmişte kaldı, gelecek yeni sayfalarda...

            Bu açıklamaların ve bu tepkilerin ardından Mustafa Akıncı ne yanıt verecek, doğrusu merak ediyoruz.  Belki de sessiz kalacak.

            Seçim sonrasında bütün partilerin, özellikle düşük oy alan veya barajın altında kalan partilerin toplanıp durum değerlendirmesi yapmaları doğaldır.  Bu çalışmalarda kendi seçmenlerini toplayabilecek mi oy kaybeden partiler.  Onu de bekleyip göreceğiz.

            Bunun adı “seçimdir” ya...