Tek tek basarak...


Başbakan Erdoğan geçen hafta sonu partisinin Adana İl Kongresi’nde kırmızı çizgi sayısını bir artırarak şöyle dedi:
“Bizim 4 ana kırmızı çizgimiz var, tek devlet, tek vatan, tek millet, tek din”...
Tek din vurgusu laikliğe veda edildiğini gösterdiği gibi Başbakan’ın demokrasi ve özgürlük anlayışının sınırlarını da çiziyor.
Başbakan bu kırmızı çizgileri nasıl hayata geçirecek...
Onun formülü de belli oldu... Önce Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ konuştu:
“Denetimin en etkin yapılmasına izin veren sistem, başkanlık sistemidir. Gerçek anlamda yasama ve yürütmenin birbirine karşı bağımsız olduğu başkanlık sistemini müzakere etmek lazım...”
Ardından Slovenya Başbakanı Janez Jansa ile ortak basın toplantısında Başbakan, bir gazetecinin Bozdağ’ın sözlerinin hatırlatması üzerine şöyle dedi:
“Yeni anayasa çalışmalarında yazım süreci başladı. Bu süreç içinde tartışılabilir. Bunlar demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Tartışmaların sonucunda parlamento şu sisteme de geçebiliriz diyorsa. Bizim söyleyecek bir şeyimiz kalmaz.”
Başbakan böylece “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim, ancak arkadaşlar ısrar ederse demokrasi icabı kabul ederim!” demekte.
Hoş, başta Prof. Burhan Kuzu olmak üzere kimi önemli isimler başkanlık sistemini zaten yeri geldikçe dillendiriyor, yolu açıyor ama yine de yukardan açık bir mesaj gelmiyordu.
O mesaj da geldi. Yeni Anayasa’nın yeşil çizgisi belli oldu...
Ne diyorduk... Evet... “Tek millet, tek bayrak, tek din, tek devlet...”
Buna bir de “Tek parti, tek lider” güzelliğini ekleyelim.... Çifte kaymaklı ekmek kadayıfı olsun...
Demokrat ve liberal aydınlarımız neşe dolsun...



Erdoğan’dan eleştirilere yanıt: “Milli bayramlar üzerindeki askeri görüntüyü kaldırıyoruz.”
İlginç... O bayramların temelinde
askeri zaferler yatıyor oysa...

Haldun Ertem


Avrupa’ya veda mı?

Kulüplerimiz Federasyon yetkili kurullarından pırıl pırıl temiz çıktı!
Bundan sonra ne olacak?..
Başbakan Erdoğan’ın 29 Mart’taki demecini hatırlayalım:
“Şike sahaya yansımış mı bakılır ve karar ona göre verilir. Aksi halde kulübü cezalandırmak neden? Para cezası vermek neden? 8 takım birden ligden düşerse ne olur, futbol biter. Ceza davası ile Futbol Federasyonu’nun kararını birbirinden ayırmak lazım. Platini’ye de İngiltere örneğini verdim. Orada holiganlar yüzünden Thatcher (Margaret Thatcher, İngiliz Başbakanı, 1979-1990) İngiliz takımlarının Avrupa’ya çıkışını 5 yıl yasakladı. Ne oldu? Kendi aralarında gayet güzel devam ettiler. Döndükleri sene de şampiyon oldular...”
Bir iki kulübü bir yıl küme düşürmemek için tüm futbolu 5 yıl Avrupa’dan ihraç...
Eğer hesap buysa baştan sona yanlıştır, Türk futbolunun felaketi olur.
(Bakınız Uğur Meleke’nin Milliyet’deki 1Nisan 2012 tarihli yazısı...)



AK süt, kara süt!

CHP’nin hekim milletvekillerinden Aytun Çıray, binden fazla çocuğu hastanelik eden bozuk süt skandalıyla ilgili daha ilk gün vahim bir iddiada bulunmuş... Söz konusu sütlerin, peynir altı suyunun süt tozu, süt yağı ve değişik türevleriyle karıştırılarak üretildiğini... Dolayısıyla süt denemeyeceğini söylemişti.
Dün, Aytun Çıray’a, bu iddiasına yetkililerden bugüne kadar herhangi bir yanıt gelip gelmediğini sorduk.
- Hayır, gelmedi. Bu sükutun tek bir izahı olabilir; ikrar! Yani; kabul.
- Herkesin bildiği süt ile peynir altı suyundan üretilen süt arasında ne gibi bir fark var?
- Fark şu: Biri süt, diğeri değil. Peynir altı suyundan üretilen süte ben süt diyemem.
- Söz konusu sütler tahlil için laboratuvara gönderildi, sonuç bekleniyor olamaz mı?
- Tahlil dediğiniz şey birkaç saatlik, haydi bilemediniz, bir - iki günlük bir şey. Bu kadar uzaması ayrıca kuşku verici. Korkarım olay aynen Şemdinli’de jetlerimiz tarafından bombalanıp öldürülen yurttaşlarımızla ilgili soruşturmaya benzeyecek. Yani zamana yayılıp unutturulmaya çalışılacak.
* * *
Zehirlenmenin üzerinden 5 gün geçti. Hâlâ tahlil sonucu ortada yok. Bu da skandalın perde arkası konusunda fikir vermiyor mu?
 
 
* * * * * *


Avrupa’da “sol rüzgarı” esiyormuş.
Bizde mi? Yaprak bile kımıldamıyor!
* * *
Vatandaş “çalışmayan vekil”i düşürmek istiyormuş. Vatandaş vekil seçerken kafasını çalıştırsa böyle bir sorun olmaz!

Fahrettin Fidan


Yargıtay’da çekişme

Nazım Kaynak’ın yaş haddinden emekliye ayrılmasıyla boşalan Yargıtay Birinci Başkanlığı için Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nca seçim yapıldı.
Seçimin ilk turunda başkanlığa Onüçüncü Hukuk Dairesi Başkanı Ali Alkan 201 üyenin oyuyla seçildi.
Cumhuriyet gazetesi muhabiri İlhan Taşçı, seçim öncesi yaptığı haberde, Cemaatin 13. Hukuk Dairesi Başkanı Ali Alkan’ı hükümetin ise 3. Hukuk Dairesi Başkanı Kemalettin Yüksel’i desteklediğini yazmıştı. Yüksel 139 oy aldı.
Böylece merakları gidermiş olduk sanırız... Malumunuz artık merak edilen kıdem liyakat falan değil kimin nereye yakın olduğu...