TİYATRO VE MÜZİK PSİKOLOJİK İLAÇTIR

Malum 27 Mart Dünya Tiyatrolar günüydü. Bu günün anlamını dile getirmek, herhalde her sanatçıya ve her duyarlı insana düşen bir görevdir.

            İki yıldan beri süregelen koronavirüs belası, maalesef bütün dünya tiyatrolarına da darebe vurdu.  Lakin yine de sanatçıları kutlamak istiyorum bu günün anlamını belirtme açısından.

            Şu anda yaşanmakta olan Rusya-Ukrayna savaşında bile sanatçılar, savaşın tam göbeğinde Kiev meydanında konser verirken, insanın sorası gelir.

            “Bu savaş size ne kazandıracak, insan hayatının yok olmasından başka?”

            Evet!  Ukrayna’da insanlar ölürken, binalar yerle bir olurken, halkın üzerine bombalar yağarken, adeta gökten ölüm yağıyordu ki, şehir orkestrası kent meydanında bir araya gelerek halka konser vermiştir.

            Bazılarımız bunu ters anlayabilir.

            “Savaşın ortasında konser mi olur?”

            Esas düşünce, sanat yoluyla insanların psikolojilerini düzeltmektir.  O nedenle o orkestra elemanları da o konseri halka vermişler ve bir farkındalık yaratarak, “Hayatı seviniz ve savaşa son verin” mesajı vermişlerdir.

            O orkestranın mesajı sadece halka değildi bana göre. O mesaj, bir yerde Rusya’ya da verilmiş güçlü bir mesajdı.

            “Bize eski günlerimizi geri veriniz” dercesine bir mesajdı o esasında.

            Bilmem hatırlar mısınız...

            Hitler diktatoryası bütün Avrupa’yı yerle bir ederken, sonunda yenilgiyi kabul ederek savaş sonlanmıştı.  Neticede Hitler, girdiği iki kat yer altındaki sığınağında sevgilisi ile intihar etmiştir.

            Hitler öldü ama, arkasında da kocaman bir enkaz ve psikolojisi bozuk bir halk bıraktı.

            Savaşı dolu dolu yaşayan insanlar ne yapacaklardı savaştan sonra?

            Sanat yoluyla halkın psikolojisini düzeltmek için tiyatro, opera, orkestra konser salonlarını tamir etmek için kolları sıvamışlardı.  Şayet Berlin’e gitmişseniz, orada pek çok yıkılmış bina görürsünüz.  O acılı insanlar, sanat yoluyla halkın psikolojisini düzeltmişlerdir.  Herhalde Ukrayna’nın da savaş sonrasında ilk el atacağı şey, sanat merkezlerini tamir etmek ve halkı sanatla buluşturmak olacaktır.

            Bakınız bizde de ne mesajlar verildi...

            Lefkoşa Beediye Tiyatrosu, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı ve halktan özür diledi.

            Niçin?

            “Bu 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde sizi tiyatro ile buluşturmamızın nedeni şudur:

            Bu savaş ortamında, şu pandemi sürecinde nasıl oyun seçilir?  Nasıl rol dağıtılır?  Prova aşaması, dekor, kostüm, seyirci ile buluşma, bunların hiçbirini konuşamayacağız.  Bu nedenle sizden özür dileriz.”

            Ve o mesaj devam ediyor...

            “Tiyatronun etkileri nelerdir?  Tiyatronun önemi, tiyatronun söyledikleri, tiyatronun yol göstericiliğine değinemeyeceğiz.”

            Şayet tiyatro tarihine bakarsanız, antik zamanlardan günümüze kadar uzanan o uzun yolcuğu incelerseniz, gerçekten tiyatronun eğiticiliğine tanık olursunuz.  Özellikle toplumdaki terslikleri, fakir-zengin zıtlıklarını, demokrasi ve özgürlüğü tümden tiyatro yapısında bulmanız mümkün.

            Halbuki şu pandemi öncesinde sistemi oturmuş tiyatro etkinlikleri vardı.  Gerçi bazı belediye tiyatroları bazı eserleri sahneleseler de yeterli değildir maalesef.  Yine de kutluyorum tiyatro ile ilgilenen belediye başkanlarını.

            Sanırım pandeminin şekil değiştirdiği bu süreçte, aşılanma da yaygın hale gelince, birçok Avrupa ülkesinde tiyatro eserleri sahnelenmeye başladı.  Bu da insanlara moral verme açısından çok önemlidir.

            Özellikle komediler halkın moraline adeta bir ilaç gibidir.  Sanatçılar bütün ustalıklarını dökerek meydana getirdikleri komedi eseriyle, halkı gülmekten kırıp geçirince amaç da hasıl olmuş olur.

            Kısacası “Hayat güzeldir ve sanatla bütünleşince anlam kazanır” diyelim ve 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü için bütün tiyatro sanatçılarının bu anlamlı gününü kutlayalım,  diyorum.