ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI ÇIKAR MI

            Ukrayna-Rusya arasındaki gerginlik, sanki bizi Üçüncü Dünya Savaşı’na doğru sürüklüyor.  Bu ifadeyi kullanmamın da elbet bir dayanağı vardır.

            Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un şu sözleri o mesajı vermiyor mu?

            “Ukrayna’nın nükleer silah edinmesi, Rusya için çok önemli bir tehlikedir.  Bu durum, 3. Dünya Savaşını tetikleyecek ve sonuçları yıkıcı olacak.”

            Lavrov’un bu sözleri etmesi, herhalde ellerinin altındaki güce dayanmaktadır.

            Örneğin nükleer silahlara yönelik İngiliz basınında çıkan habere göre Rusya’nın elinde, 5 bin 977 adet nükleer başlığı varmış.  Bunların 600 tanesinin şu anda Putin’in emrinde konuşlanmaya hazır vaziyette beklediği ifade ediliyor.  Hatta bu nükleer başlıkların; karadan, denizaltından ve uçaklardan fırlatılabileceği ifade ediliyor.

            Yine de Allah’tan umut kesilmez.  Ukrayna’da savaş devam ederken, taraflar arasındaki ikinci toplantı yapılmak üzereymiş.  Hem de Polonya-Belarus sınırında.  İnşallah bir uzlaşıya varırlar diye umutlanıyor insan.  Lakin Lavrov’un şu sözleri de yabana atılacak sözler değildir yani...

            Bakınız Lavrov ne demiş görüşmeler için!

            Bir yandan savaş devam ederken, “Ukrayna tarafı, ABD’nin emriyle müzakereleri uzatıyor” demiştir Lavrov.

            Bir yerde bu, güçler çatışması ve güçlerin kendini göstermesi savaşıdır.

            Nükleer Savaş sözleri bana Hiroşima ve Nakazaki’deki Amerikan atom bombalarını hatırlattı.  O bombalardan ne kadar insanın canı gitti ve canı yandı, hele bir hatırlayınız.  Hala daha bombalardan hayatlarını kaybeden insanların hatırasına mumlar yakılıyor ibadet yerlerinde.  Milyonlarca çiçek bırakılıyor meydanlara ve “Artık savaşmayınız” diyorlar.   Hatta “Artık insanlar ölmesin” diyorlar.

            Nükleer silahlardan ölmeyen ama çok ciddi şekilde yaralanan insanlar, ya sakat kalırlar, ya kör olurlar, ya da yaşamakla ölmek arasında gelip giderler.  O nedenle nükleer savaş çok kötüdür diyorum.

            Hani ateş düştüğü yeri yakar deriz ya...  O savaşın içinde olan ve yakınlarını kaybeden, evleri yakılıp yıkılan, acılarla boğuşan insanlar ne durumdadır hele bir düşünün.  O insanların yaşadıkları, bize 21 Aralık 1963 olaylarını da hatırlattı.  Hani Rumlar durduk yerde silahlı eyleme geçerek yüzlerce kardeşimizin canını aldı, binlerce insanımızı göçmen durumuna düşürdü.  Savaş, gerçekten çok kötü birşeydir. Lakin ben ona inanıyorum ki taraflar arasında bir uzlaşı noktası olacaktır, Ukrayna ile Rusya arasında.

            Kabul etmek lazım...  Olası bir nükleer savaşın sonuçlarını görebiliyor musunuz? 

            Bazen kullandığım bir ifade vardır.

            Hani silahın icad edilmesiyle mertliğin bozulması ve insan hayatının ne denli tehlikeye girdiğine dair...

            “Dünyadaki insanlar, bütün canlılar ve bütün hayatlar nasıl sonlanacak veya dünyanın sonu nasıl gelecek?” sorusunu sorduğumda şunlar geliyor aklıma.

            “Fanatizm veya faşizm, her zaman insanlara zarar vermiştir.  Dünyadaki teknoloji, savaş teknolojisini de geliştirdi.  Artık devletlerin elinde çaktımalmaz tek tek mermi atan silahlar yoktur.  Ellerinde uzaktan komutalı füzeler ve nükleer silahlar vardır.  Bir gün bir çılgın politikacı veya savaşçı o nükleer silahın düğmesine basıp bütün insanlığı yok edebilir mi, eder vallahi.”

            Artık nükleer silahlar büyük güçlerle birlikte gelişen bir silah avantajı haline geldi.  Büyük güçlerin dışındaki ülkelelrde dahi nükleer silahlar mevcuttur.

            Hayatın bütün güzelliklerini ve tüm insanlığın erdemlerini bir çırpıda yok etmek, ne kadar acı verici bir durumdur.

            Bu dünya ne savaşlar gördü...  Ne katliamlar ve ne çatışmalar...

            Bir de çılgın Hitleri hatırlayınız... Ne kadar masum insanın canını aldı...  Ne kadar insanın cansız bedenlerini krematoryumlarda yaktı...  Hala daha dünya Adolf Hitler’e lanet okuyor.

            O zaman tekrar sormam gerekecek bütün dünyaya ve bütün savaşın içinde olanlara.

            “Dünyada neyi paylaşamıyorsunuz?”

            Veya “Elde ettiğiniz güçle neyi götüreceksiniz öteki dünyaya?  Yoksa sizin heykellerinizin meydanlara dikilmesini mi istiyorsunuz?”

            Yeniden Ukrayna-Rusya çatışmasına dönelim...

            Türkiye’nin bu savaşta almış olduğu tavır, gerçek anlamda dünya barışına hizmet ediyor.  Görünen oydu ki, Montrö Anlaşması yeniden gündeme gelecek ve olası bir durumda Boğaz’dan geçişler yasaklanacaktır.  Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu açıklamışlardır.

            “Montrö Boğazlar Sözleşmesi bizim için çok önemlidir ve hala geçerlidir” gibi ifadelerle duruma açıklık getirmişlerdir.

            Gerçekte Türkiye barışa hizmet ediyor.  Savaşı körüklemiyor.  Sosyal medyaya düşen habere göre Putin iki üç gemisini boğazlardan geçirmek isteyince, Erdoğan kendisine yanıt vermiş, kibarca.

            “Gemilerinizi göndermeyiniz.”

            Öte taraftan Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov şu açıklamayı yapmış...

            “Türkiye’yi takdir ediyoruz.  Türkiye Montrö’yü, bizim önümüze geçmek için uyguluyor.”

            Bu tür açıklamalar güzel şeylerdir, savaşı frenlemek adına.

            Yine umutlarımızı yitirmiyelim diyorum.  Belki bir uzlaşıya varılır ve savaşın sona ermesi ile yaralar sarılmaya başlar.  Şu savaş bitsin.  Nasıl biterse bitsin.  Savaşlar biter topraklar kalır.  Giden canlarsa toprak altında yok olup gider.

            Savaş yani...