Ya Herkes Ya Hiç Kimse

Tanrı insanı özgür yarattı ama özgürlüğünü nasıl kullanacağını öğretmedi ona. Sadece her derde deva olacak aklı verdi, o kadar... Aklı nasıl kullanacağını da öğretmedi insana; kendi öğrenecekti canı pahasına.
Ya aklını kullanmayı öğrenecek ve öğrendiğini uygulayacaktı ya da yok olacaktı dünyadan... Seçenekler yumağıydı sanki dünya. Seçenekler, zıtlıklarla milyonlarca... Doğrusu, eğrisi; iyisi, kötüsü; güzeli, çirkini ile bir kaos vardı insanın karşısında.
Elbette yanılacaktı seçimlerinde ama çok pahalı ödeyecekti arkasından, ta ki doğruları bulana kadar... Bir şartla ki sadece insan yararına kullanacaktı doğru bulduklarını. Hep insan için olacaktı her şey; kaos sadece insan için girecekti yoluna. Kozmosa dönüşecekti dünya.
Bu bir bakıma bir sınavdı. Bu sınavı başaramadıkça insan, bireyselcilik canavarına takılacaktı mutlaka. Felaketler takip edecekti ardından... Ama bireyselciliğe meyilli insan, ille de çıkar peşinde koşarken bir yerde ayakları takılacak ve düşecekti yüzükoyun, boylu boyuna. Tehlikeye girecekti yaşam.
Uygulanmalıdır tüm kurallar, ayrım gözetmeden insanlar arasında.
Şimdi bu feci salgında çırpınmakta insan, hep kendi hatasından... İnsan odaklı bir yaşama dönülmedikçe daha nice belalar gelecek insanın başına...
Ve kâinatın en değerli varlığı insan, en sonunda hayati bir yanıtla kararını vermek zorunda olacak: Ya doğruluk herkese ya da hiç kimseye kalacak.