Yılan Adası

Türk sevdalısı Rum basınına göre BM Genel Sekreteri Guterres taraflara sunmak üzere yeni bir Kıbrıs plânı peydahlamaya hazırlanıyormuş.
Anladık efendim anladık.
Demek ki Kıbrıs Türk’ü için yeni bir “yes be annem” kazığı yontuyorlar.
Ve belli ki bu defaki kazık öncekine göre daha kalın olacak.
Çünkü…
Bu plâna göre Maraş’ı, Güzelyurt’u ve Mesarya’yı vereceğiz…
Bunun karşılığında da bize EŞİTLİK bahşetme lütfunda bulunacaklarmış.

***
Rezalete bak…
Siyasal eşitlik hakkına zaten sahibiz.
Birey olarak eşitlik tabii hukuk ilkelerine göre zaten doğuştan var.
İnsan doğduğu andan itibaren diğer insanlarla eşit statüdedir.
Halk olarak eşitliğimiz ise hem 1960 anayasasıyla kayda geçmiş, uluslararası antlaşmalarla da teyit edilerek perçinleşmiştir.
Yani efendim, bize zaten sahip olduğumuz, tapusunu cebimizde taşıdığımız bir şeyi hem de kâğıt üstünde vermiş gibi görünecekler, karşılığında da Maraş’ı, Güzelyurt’u ve Mesarya’yı alacaklar.
Oldu olacak, suyundan da koy bari.

***
Geçen defa “yes be annem” kazığına Annan Plânı demişlerdi.
Bu defa da Guterres Plânı mı derler, Teres Plânı mı derler, orasını bilemem.
Emperyalizmin adetidir, perde gerisinde bir plân hazırlar, o plâna birilerinin adını verir ve kendisi de bu plânla hiç alâkası yokmuş ayaklarına yatar.
“Yes be annem” projesini eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan mı kaleme almıştı?
Ne münasebet.
Adını verdikleri o plânı Kofi Annan’ın bir kez dahi okumadığından ve içeriğinden zerre kadar haberdar olmadığından eminim.
O plân perde gerisinde şeytani zekâya sahip İngiliz ve Amerikan diplomatlarıyla yine şeytani zekâya sahip İngiliz ve Amerikan hukukçuları tarafından peydahlanmıştı.
O plânı en az 50 defa okudum.
İtiraf ederim ki Kıbrıs Türk’ünü 10-15 yıllık bir süre içinde eritmek ve yok etmek açısından mükemmel ve şahane bir metindi.

***
Türk sevdalısı Rum basınının verdiği haber doğruysa muhtemeldir ki kaleme alındığı söylenen plânın adını Guterres koyacaklar ve de bize bir Birleşmiş Milletler projesi olarak yutturmaya yeltenecekler.
Tabii ki bu da yeni bir yalan ve yeni bir palavra olacaktır.
Birleşmiş Milletler’in yüzlerce üyesi var.
Bir plân hazırlanır, ancak bu yüzlerce üyenin bu plândan haberi bile olmaz.
Zaten BM Genel Kurulu’nun kararları tavsiye niteliğindedir, bağlayıcı ve icra-i değildir.
Bağlayıcı ve icra-i karar almak yetkisi Güvenlik Konseyi’ne aittir.
Güvenlik Konseyi’nde ise 5 tane daimi üye var.
Onlardan bir teki bile herhangi bir taslağa hayır dese o taslak reddedilmiş sayılır.
Yani meselâ bir tek Amerika hariç bir taslağa BM’nin bütün üyeleri evet dese ve sadece Amerika hayır dese o taslak BM kararı haline gelemez.
Dolayısıyla yeni bir plân hazırlanıyormuş, bu da bir BM Plânı olacakmış yolundaki palavralar karın doyurucu olmaktan çok uzaktır.
Öyle bir plân BM’nin değil, emperyalizmin plânı olur.

***
Evet, Maraş’ı vereceğiz, Güzelyurt’u vereceğiz, Mesarya’yı vereceğiz, peki biz nereye gideceğiz?
Benim anladığıma göre buraları verdikten sonra bizi herhalde topluca Yılan Adası’na postalayacaklar.
Sığar mı bizi Yılan Adası?
Sığmaz…
Napacaklar peki?
Donald Trump amcamız Yılan Adası’na “Trump Tower” adında 1500 kat yüksekliğinde bir gökdelen dikecek ve bizi oraya dolduracaklar.
Böylece onlar Maraş’ı, Güzelyurt’u, Mesarya’yı alırken biz de yukarılarda bol bol hava alacağız.