37. ‘si yapılan Güzelyurt portakal festivalinde , narenciye üreticilerinin büyük bir kesimi . Bu festivali buruk , sinirli ve nerede ise , nefret dolu bakışlarla izledi .
Bunlara neden olan , üreticiyi bu tür davranışlara iten faktörler nelerdir ?
Niçin, üretici, festivali, bu bakış açısı ile seyretti ?
Nedeni, çok basit .
Bunu bilmeyen de yoktur .
Ama , bir kez daha buradan duyurayım .
Narenciye üreticisi , narenciye bahçesine yapmış olduğu harcamaları , ürünü sattığında alamıyor .
Değil kara geçmek , harcadığını alamıyor .
Ürününü veren , ancak su parasını çıkarabiliyor .
Bu yıl bir çok üretici , bahçelerine sadece su vermekle yetinmeyi düşünüyor.
Çünkü , yatırımının karşılığını alamıyor .
Bir çoğu ise , bahçelerinin ayakta kalabilmesi için , hayat suyu veriyor .
Bir kısım üretici ise , yakın bir zamana kadar , ürününün ağaçta kaldığını görmekten hakroldu .
Muhatap aradı, bulamadı .
Muhatap bulan ise de , sorunlarına çözüm bulamadı .
Dolunun getirdiği zararlardan dolayı , tazminatını alamadı .
İşte , Güzelyurt’taki festival bu sorunların şemsiyesi altında açıldı .
“37 ‘ ci Portakal Festivali. İsmini taşıdığı sektördeki üreticilerin sorunlarını
da, beraberinde taşıyarak açıldı .”
Açtırıldı .
Açılışa gelen , ülkeyi yöneten devlet adamlarımız , konuşma da yaptılar .
Sn . Eroğlu :
Güzelyurt’un, gözden çıkarılmadığını açıkladı .
Güzelyurt halkına, siyasi bir rahatlatma getiren , cümleler kullandı .
Belediye Başkanı :







Yörede , belirsizliğin kaldırılmasını istedi .
“ Biz bu kentte yaşama arzusundayız “ dedi .
Sn. Siber de , festivallerin önemine değinen bir konuşma yaptı .
Açılışa katılan , TC Büyükelçisi Sn . Akça ise :
Portakal Festivalinde , sektörün içinde bulunduğu sıkıntılara değinerek .
Bu sıkıntılara son verdirecek, önerilerde bulundu .
Sn. Akça :
NARENCİYEDE CİDDİ BİR YENİLENMEYE İHTİYAÇ VAR . BİZ FİNANSE ETMEYE HAZIRIZ .
Dilerseniz bu konuda, biraz detaya girelim :
“ Narenciyede ciddi bir yenilenmeye ihtiyaç var . Kalitenin, ürün çeşitliliğinin artmasına , ürünlerin gıda sanayine aktarılmasına , dış pazara taze meyve açılımı konusunda ciddi bir ihtiyaç var . Biz böyle büyük bir projeyi finanse etmeye hazırız . “
Sn . Akça , TC. Lefkoşa Büyükelçisi . Bu söyledikleri , herhalde , TC’yi bağlar .
Sn . Büyükelçi , bir anlamda da , TC’nin, adadaki sözcüsü .
Bu açıklamadan , TC ‘ nin , narenciye ile ilgili , Güzelyurt’ta çok büyük yatırım yapılması için karar alınmış .
Bunun uygulatıcısı olarak da , Sn . Büyükelçi görevlendirilmiş .
Sn . Akça, açıklamasında , bir çağrıda da, bulunuyor :
…Buradan ilgili taraflara da halkın huzurunda, çağrıda bulunuyorum .
37 ‘ ci portakal festivalinde , Güzelyurt narenciye üreticilerine verilen en büyük ve güzel müjde, her halde bu açıklama ve ilgililere yapılan çağrı olsa gerek .
Bu, işin ekonomik ve tarımsal boyutu .
Bunun bir de, siyasi boyutu yok mu ?
Var elbet .
Güzelyurt İlçesine, sil baştan yollar .
Anavatandan, suyun gelmesi kapıda .
Narenciyenin kalkınması ve dünyaya açılması için , Sn. Akça’nın Festivalde yaptığı son açıklama .
Bu açıklama ile , ilgililer derhal , Sn. Akça ile bunun ayrıntılarını konuşup , en kısa zamanda , büyük bir proje meydana getirilerek , uygulama alanına konulmalıdır .
Bu projenin , bürokratik , salyangoz süratine bırakılmadan, en kısa zamanda
halledilmelidir .






Bu projenin hazırlanmasında ve tatbikinde, üreticilerin temsilcileri de yer almalıdır .
Sn. Akça bu konuda , ilgililerle birlikte veya ayni zaman süreci içerisinde , üretici temsilcileri ile de temasta olmalı. Onların bu konudaki görüşlerini almakla da , yapılacak projeyle ilgili olarak. Büyük katkı konulacağına da inanmaktayım .
Teşekkürler. Sn . Akça .
Yalnız .
Şu veya bu şekilde .
İlgililerden, bu konuda beklenen ilgi görülmezse . Direk üretici birlikleri ile de temasta, yarar var diye düşünüyorum .
2000’li yıllarda , damla sulama projesini uygulayan Anavatan . Şimdi yenileşme ve dünyaya açılma projesini getiriyor .
Şimdiden, hayırlısı olsun .
***
Aklımı kurcalayan ve beni hayretler içerisinde bırakan, başka bir konuya değinmek istiyorum .
İsrail’de , Yahudi yerleşimcilerin yakalayıp kaçırdıkları bir Filistinli gencin diri diri yakılma olayına :
Yahudi yerleşimciler , Filistinli Müslümanların mülklerine kaçak olarak.
Konut inşa edip , oralarını Yahudileştirme politikalarını uyguluyorlar .
Buna karşı haklı olarak , tepki veren Filistinlilerin de , çeşitli insanlık dışı yöntemlerle hayatlarına son veriyorlar veya verdiriyorlar .
Bu, Yahudilerin, Müslümanlara karşı uyguladıkları, barbarca bir yöntem .
Ne acıdır ki , batının medeni ülkeleri , İsrail’in bu barbarca tutumu karşısında , seslerini çıkarmıyorlar .
Sesleri, sus pus .
Hani “temel insan hakları .”
Bu kavramlar ve bu haklar kendileri için bezenmiş .
ABD ; AB ; AGİT , NATO , ses yok .
Dillerini yutmuşlar .
Adada , Temel Hak’lardan olan, Mülk Hak’kını Rumlar için arayan Batı’nın. Filistin Müslümanları için aramaması ve sesini çıkarmaması düşündürücü olsa gerek .
Aklıma , Mehmet Akif’in İstiklal Marşındaki, bir dizesi geldi :
“ MEDENİYET DEDİĞİN, TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR .”