Saklanmaz arkasına ağacın                                                                                      şiir / kendisi ormandır.

Kuş çalgıcıdır  karartılmış günleri alınmış elinden oyunları oyuncakları saçlarından mantinleri kırmızı mavi mor sarı çocuklara.

Ahh aysız gecelerde olur ne olur ise, çünkü otlar menekşeler ve çınar gecede büyür ve deprem.

Yatırmış sesini kınaya kuş ve elini kız yırtar yüzünü yerin ve açılır yüzü ezel ebed. gök deyip yer deyip susarım sonra ve akar bir su.

Yazdığıdır kuşun kendini uçmak derin engin maviye                                            ve çekilmemiş kınından hiç bıçağın tarihini not düşüyor yorulmuş dersinden müfredattan sınıftan okuldan çocuklar                                                                           ve gidiyorlar yazmaya alın yazılarını ülkenin alnına.                                             

12 Marttır 1971 giden dönmez dağlarına bir şah kurulup oturtulmuştur              ne gam çocuklar aşk ile uslanmazdır ve uzlaşmaz karanlığın padişahlığı ile.

‘‘ Ay, sakalları yeni kesilmiş iri yarı bir adamın yüzüydü.                                                Yerdeki karanlık ısırganların daladığı kollarımız sıcak sıcak kaşınıyordu.    Birden yakınımıza, otların arasına bir şey düştü.                                                     İki üç kişi sıçrayıp doğrulduk çevreyi dinledik, bir şey yoktu.                        Çocukluğumun dut ağaçları geldi aklıma.                                                          Gecenin ıpıssızlığında, karanlık olmuş bir dut düşmüştü……                          

….Biraz daha yürüyelim dedi Sinan, O konuşunca herkes susardı, O’na Hoca derdik……                                                                                                                    ….Elimden gelseydi günün doğuşunu geciktirirdim…. Önden ben gideceğim dedi Sinan, O konuşunca herkes susardı….. Yürüyeceğiz dedi Sinan ve yürüyüp gitti…. Bir gözcü koyun dedi Sinan.                                                     Gecikmeyin dedi Alp. Yolunuz açık olsun dedi Kadir, içi alıp alıp veriyordu…..

Ortada olağan üstü bir şey yok gibiydi. Her şey yolunda gibiydi, Kuzuların arasında koşan iki çocuk gördük. Bir ağaçtan ötekine sekerek ilerliyorduk.                O uzaklarda tarlalarında çalışır gibi görünen kardeşlerimizin önceden silahlandırılmış olduğunu nerden bilebilirdik….

Sinan bir kolunu Alp’in beline sardı, Alp’in bir kolu Sinan’ın omuzundaydı.

…. Sonumuz bu olabilir dedi Sinan.  O konuşunca herkes susardı   ’’

                                                                              

( tırnak içindeki satırlar Gülünün Solduğu Akşam kitabından alınmıştır )