İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye yönelik saldırıları, Avrupa'da ve ABD'de artan Müslüman karşıtlığı, Batılı devletlerin Müslüman karşıtı yasakları, Hindistan'da aşırı milliyetçi Hindutva düşüncesinin yükselişi ve FBI'nın "terör izleme" adı altında çoğu Müslüman 1 milyondan fazla kişiyi takip ettiğinin ortaya çıkması ayrımcılık alanında dünyada 2023'te öne çıkan konular oldu.
İsrail'in 7 Ekim'de başlattığı Gazze'de yerleşim yerleri, hastaneler, okullar, camiler ve kiliselere yönelik saldırıları, Mescid-i Aksa ve Filistinlilerin kutsal değerlerini hedef alması ve işgal altındaki Filistin topraklarında sürdürdüğü insan hakları ihlalleri devam etti.
Danimarkalı aşırı sağcı politikacı ve Sıkı Yön Partisi lideri Rasmus Paludan ile Irak asıllı Salwan Momika'nın başını çektiği Avrupa'daki Kur'an-ı Kerim yakma provokasyonları tepki çekti.
İsviçreli bilgisayar korsanlarının, 13 Haziran'da kamuoyuna sızdırdığı Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) "terör izleme listesinde" aralarında 7 yaşında çocukların da bulunduğu çoğu Müslüman isme sahip yaklaşık 1,5 milyon kişinin ve 2 bin 500 caminin gizlice takip edildiği belgelendi.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre 2023'te dünyada ayrımcılık alanındaki önemli gelişmeler şöyle:

- İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları
İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'de başlayan saldırılarında en az 8 bini çocuk, 6 bin 200'ü kadın olmak üzere, 20 binden fazla Filistinli öldürüldü, 52 bin 600'den fazla kişi de yaralandı. Enkaz altında hala binlerce ölünün bulunduğu belirtilen Gazze'de, halkın sığındığı hastane, eğitim kurumu ve ibadethaneler hedef alınarak sivil altyapı tahrip edildi.
İsrail Savunma Bakanı Gallant, 9 Ekim'de yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nin tam kuşatmaya alınacağını ve bölgeye elektrik, gıda ve yakıt girişine izin verilmeyeceğini duyurdu. İsrail güçleri, sonraki günlerde de Gazze'ye insani yardımların girişini engelledi ve elektrik, gıda ve yakıt akışını kesti.
İsrail, Gazze'de 10 Ekim'den itibaren hava saldırılarıyla hedef gözetmeksizin yerleşim yerlerini, hastaneleri, okulları ve ibadethaneleri vurdu.
Başta ABD olmak üzere Batı ülkeler, İsrail'in Gazze Şeridi'ne bombalar yağdırarak sivilleri katletmesini görmezden geldi ya da açıkça destekledi.
ABD Başkanı Joe Biden, 10 Ekim'de yaptığı açıklamada, "ABD, İsrail'in arkasındadır. Geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Yahudi ve demokratik İsrail devletinin kendisini savunabilmesini sağlayacağız." ifadesini kullandı.
İsrail'in saldırılarında Anadolu Ajansının (AA) Gazze'deki foto muhabiri Ali Cadallah'ın evi de bombaların hedefi oldu. Saldırıda Cadallah'ın babası ve kardeşleri de dahil ailesinden en az 8 kişi hayatını kaybetti.
New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail'in, Gazze ve Lübnan'daki askeri saldırılarında beyaz fosfor kullandığını açıkladı.
Uluslararası Af Örgütü de Gazze'yi vuran İsrail askeri birliklerinin fosfor bombası kullandığına dair kanıtları paylaştı. Kanıtlar arasında AA foto muhabirinin çektiği fotoğraflar da yer aldı. Gazze Sağlık Bakanlığı da 13 Ekim'de Durra Çocuk Hastanesi'nin fosfor bombasıyla vurulduğunu açıkladı.
Tel Aviv yönetimine bağlı güçlerin saldırılarına rağmen ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya başta olmak üzere Batılı ülkeler, İsrail'in saldırılarına kınama açıklaması yayımlamaktan kaçındı.
İsrail'in 5 Kasım'daki saldırılarında AA kameramanı Muhammed el-Alul, 4 çocuğunu ve 3 kardeşini kaybetti.
AA'nın abluka altındaki Gazze Şeridi'nde serbest habercisi olarak görev yapan kameramanı Muntasır es-Savvaf, 1 Aralık'ta İsrail hava saldırısında yaşamını yitirdi.
HRW, 18 Aralık'ta yayımladığı raporda, İsrail'in Gazze'de sivillere yönelik "açlığı" silah olarak kullanmasının "savaş suçu" olarak değerlendirildiğini belirtti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs'te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 304 Filistinli hayatını kaybetti.
Abluka altındaki Gazze'de silah zoruyla yerinden edilen 1,9 milyon Filistinli, barınma, gıda, temiz su, ilaç ve sağlık hizmetlerinden yoksun şekilde yaşam mücadelesi veriyor.

- Avrupa'da yükselen Müslüman karşıtlığı
Danimarkalı aşırı sağcı politikacı ve Sıkı Yön Partisi lideri Rasmus Paludan, 21 Ocak'ta Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliği ve 27 Ocak'ta Türkiye'nin Kopenhag Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim yaktı. Paludan, mayısta Paskalya tatili boyunca İsveç'in Malmö, Norköpin, Jönköping kentlerinde Kur'an-ı Kerim yakma provokasyonlarını sürdürdü.
Irak asıllı Salwan Momika da Kurban Bayramı'nın birinci gününe denk gelen 28 Haziran'da Stockholm Camisi önünde polis korumasında Kur'an-ı Kerim yaktı. Momika, 20 Temmuz'da Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde, 31 Temmuz'da İsveç Parlamentosu önünde polis korumasında Kur'an-ı Kerim'i ve Irak bayrağını ayaklar altına aldı. Saldırılarını artıran Momika, 25, 26, 27 ve 29 Ağustos'ta polis korumasında Stockholm'un çeşitli yerlerinde Kur'an-ı Kerim yakmaya devam etti.
BM İnsan Hakları Konseyi, Avrupa'daki Kur'an-ı Kerim yakma provokasyonlarının nefret dilini körüklediğini ve ayrımcılığı artırdığını bildirdi. Konsey, ayrıca gelecek oturumlarda dini nefret eylemlerinin daha ayrıntılı tartışılacağını ifade etti.
Fransa Eğitim Bakanı Grabriel Attal, 27 Ağustos'ta okullarda kadınların kullandığı abayanın (uzun elbise) yasaklanacağını duyurmasının ardından Müslümanların haklarını savunan ADM Derneği, yasağı Danıştay'a taşıdı.
Fransa'da Danıştay, 7 Eylül'de okullardaki abaya yasağının askıya alınmasına yönelik talebi reddetti. Danıştay, kız öğrencilerin abaya denilen uzun elbiseyi ve erkek öğrencilerin de kamis denilen entariyi dini bir saikle giydiğini ve bu amaçla kullandığını savundu.
Fransa Spor Bakanı Amelie Oudea-Castera, 24 Eylül'de ülkesinin delegasyonundaki hiçbir kadının Paris Olimpiyat Oyunları sırasında başörtüsü kullanamayacağını açıkladı.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Marta Hurtado ise 26 Eylül'de olimpiyatlarda Fransız sporcuların başörtüsü takmasının yasaklanmasını doğru bulmadığını belirterek, "İnsan Hakları Ofisi, genel manada kimsenin bir kadına ne giyip giymemesi gerektiğini dayatmaması gerektiğini belirtiyor." açıklamasında bulundu.
Almanya'da Müslüman karşıtlığına ilişkin kasımda yayımlanan raporda ülkedeki her iki kişiden birinin "Müslüman düşmanlığı" içeren ifadeleri onayladığı ya da kullandığı kaydedildi.
Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, ülkede Müslüman karşıtlığının son dönemde yükseldiğini, gelecek yıl bunun belgelenmesine ilişkin mekanizmaların ve danışma merkezlerin artırılacağını duyurdu.
Hollanda'da en az 10 belediye, camiler, imamlar, dini kuruluşların yöneticileri ve cemaatteki etkin kişilere ilişkin gizli araştırma yaptırdı.
Hollanda Güvenlik ve Terörle Mücadele Kurumunun belediyeler aracılığıyla finanse ettiği araştırmanın NTA (Nuance door Training en Advies) adlı özel firma aracılığıyla yaptırıldığı kaydedildi.
Hollanda Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Karien van Gennip de konuya ilişkin açıklamasında, ülkede yaşayan Müslümanların ve İslami kurumların gizlice araştırılmasından üzüntü duyduğunu ve bundan ders çıkardığını ifade etti.

Çiftçiler, AB kurumları önünde protesto düzenledi Çiftçiler, AB kurumları önünde protesto düzenledi

- ABD'de Müslüman karşıtlığı
ABD'de Müslüman sivil hakları savunucu örgütü CAIR'in, 11 Nisan'da yayımladığı 2022 İnsan Hakları Raporunda ülkede Müslüman karşıtlığı, ön yargı ve ayrımcılık konusunda şikayetlerin 2021'e kıyasla azaldığına ancak eğitim alanındaki şikayetlerin yüzde 33 artığına dikkati çekildi.
ABD Kongresine, haziranda 3 Demokrat üye dünya çapında Müslüman karşıtı olaylardaki artışa karşı "Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Yasa Tasarısı"nı sundu.
FBI'ın izleme listesini, 13 Haziran'da ele geçiren İsviçreli bilgisayar korsanları bilgileri kamuoyuna sızdırdı. 20 yıl öncesine kadar giden listede çoğu Arap ve Müslüman isimlere sahip aralarında 7 yaşına kadar çocukların da bulunduğu yaklaşık 1,5 milyon kişi ve 2 bin 500 caminin FBI tarafından gizlice takip edildiği ortaya çıktı.
CAIR, "FBI terör izleme listesi" için hükümete dava açtı. Dava dilekçesinde, bazı bakanlarla FBI, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) başkanları da dahil Başkan Joe Biden hükümetine bağlı 29 üst düzey hükümet yetkilisi ve kurum davalı olarak yer aldı.
BM İnsan Hakları ve Terörle Mücadele Özel Raportörü Fionnuala Ni Aolain, 27 Haziran'da Guantanamo'ya teknik ziyareti sonrası hapishanedeki hukuksuzluklara ilişkin rapor yayımladı. BM, yayımlanan rapor üzerine hapishanede mahkumlara yapılan işkenceler nedeniyle ABD'yi kınadı ve hapishanenin kapatılması tavsiyesinde bulundu.
Öte yandan FBI'ın 10 Ekim'de yayımladığı yıllık nefret suçlarına ilişkin istatistiklerle göre, ABD'de Müslümanlara yönelik şiddet ve ayrımcılık bir önceki yıla göre arttı.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), ülkede her 5 kadından birinin, hamilelik ve doğum sonrası dönemde bakım için gittiği sağlık merkezlerinde kötü muameleye maruz kaldığını belirtti.
Kötü muameleyle karşılaşma oranının siyahi, Latin Amerika kökenli ABD vatandaşı ve melez kadınlarda yüzde 30'u bulduğu aktarılan raporda, bu kadınların yüzde 40'ının da ayrımcılığa uğradıklarına ilişkin şikayette bulunduğu kaydedildi.

- Hindistan'da yükselen milliyetçilik
Hindistan'ın Haryana eyaletine bağlı Gurugram bölgesinde, 8 Ağustos'ta aşırı milliyetçi Hindu grupların Müslümanlara ait iş yerlerini ve bir camiyi ateşe verip bir imamı öldürmesi ülkedeki Müslümanları endişeye sevk etti.
Hindistan'da azınlıklara yönelik saldırıları izleyen "Hindutva Watch" adlı kuruluş, 26 Eylül'de ülkede 2023'ün ilk yarısında Müslümanlara karşı 250'dan fazla nefret eylemi gerçekleştirildiğini raporladı.
Raporda, milliyetçi Bharatiya Janata Partisinin (BJP) 2014'te iktidara gelmesiyle Müslümanlara karşı nefret söylemlerinde artış eğilimi saptandığı, birçok hükümet üyesinin Müslümanlara ve İslam'ın kutsal değerlerine karşı hakaret ve aşağılayıcı söylemlerde bulunduğu ifade edildi.
ABD Uluslararası Dini Özgürlük Komisyonu, Hindistan'ı 2020'den bu yana dini özgürlüklere karşı sistematik, devamlı ve kötü niyetli ihlalleri nedeniyle "endişe kaynağı ülke" olarak niteledi.
Hindistan parlamentosu, eylülde ilk defa 2019'da tasarı olarak sunulan "Müslümanlar hariç Güney Doğu Asya'dan gelen tüm mültecilere vatandaşlık hakkı yasası"nı onayladı.
BM, Hindistan'ın mülteci olmak zorunda kalan Müslümanlara ayrımcılık uygulamasından ve dışlamasından endişe duyduğunu açıkladı.
Öte yandan Hindistan'da "dokunulmazlar" olarak da nitelendirilen ve ülkedeki kast sisteminin "ötekileri" olarak adlandırılan "Dalitlere" yönelik geleneksel ayrımcılık yoğun insan hakları ihlallerine yol açtı.
Hindistan'da kast sistemi temelinde ayrımcılık anayasal olarak yasaklansa da da 1 milyar 353 milyonluk ülkede Dalitler, işkence, tecavüz ve keyfi tutuklamalara maruz kalıyor.
BM Özel Raportörü Mary Lawlor, Hindistan'da Dalitler ve kast sisteminin altındaki vatandaşlara sistematik ayrımcılık uyguladığını dile getirdi.

- Myanmar-Arakan krizi
Myanmar ordusu, 2020 genel seçimlerinde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilimin ardından 1 Şubat 2021'de yönetime el koydu. Myanmar ordusunun darbe karşıtı protestocu ve isyancı gruplara silahlı müdahalesi sonucu, bin 900'den fazla kişi hayatını kaybetti, 13 bin kişi gözaltına alındı, 10 binden fazla kişi hala hapishanelerde tutuluyor. Myanmar askeri mahkemeleri, 2'si çocuk 114 siyasi mahkum hakkında idam kararı verdi.
BM Myanmar Bağımsız Soruşturma Mekanizması Başkanı Nicholas Koumjian, askeri yönetimin uluslararası kuruluşların insan hakları konusundaki ikazlarını dikkate almadığını, ülkedeki kadın ve çocukların hayatlarının tehlikede olduğunu ifade etti.
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi, askeri yönetim ile etnik silahlı gruplar arasındaki çatışmaların yayılmasının, insanların daha fazla yerinden edilmesine neden olduğunu bildirdi.
Myanmar'da Müslümanların çoğunlukta olduğu Arakan eyaletinde, ordunun sivillere yönelik şiddet ve baskısı nedeniyle Arakanlı Müslümanlar, BM tarafından "dünyanın en çok zulüm gören halkı" olarak kabul ediliyor. BM, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.
BM'nin, 18 Aralık'ta Myanmar için yayımladığı "2024 İnsani İhtiyaçlar ve Eylem Planı"nda, ülkedeki 6 milyon çocuğun yardıma muhtaç olduğu kaydedilerek, kadınların, kız çocuklarının, engellilerin ve Arakanlı Müslümanların bu tehlikeli ortamdan en fazla etkilenenler gruplar olduğu belirtildi.

- Rusya-Ukrayna Savaşı
Rusya-Ukrayna arasında 24 Şubat 2022'de başlayan savaş, özellikle Donetsk bölgesinde şiddetli şekilde devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü, 19 Aralık 2023'te yaptığı açıklamada, Ukrayna'da 2024'te 7,8 milyon kişinin insani desteğe ihtiyaç duyacağını öngördüklerini ifade etti.
BM İnsan Hakları İzleme Misyonunun Aralık 2023'te Ukrayna'daki ihlallerle ilgili yayımladığı rapora göre savaşın başından bu yana 560'tan fazlası çocuk yaklaşık 10 bin kişi öldü ve 14 milyonu aşkın sivil mülteci oldu.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsan Ticaretiyle Mücadele Özel Temsilciliği, Avrupa'ya göç eden bazı Ukraynalı kadınların fuhuş çetelerinin tuzağına düştüğünü ve kadınların önce gece kulübü ve bar gibi mekanlarda çalıştırıldığını ardından da fuhşa zorlandıklarını belirtti.
BM ve çeşitli uluslararası kuruluşlar, Avrupa'nın Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaş nedeniyle kitlesel göç eden milyonlarca Ukraynalıya kucak açarken, Orta Doğu ve Afrika'dan gelenlere uygulanan politikaların "din, dil, ırk ayrımına" dayandığını belirtti.

Editör: Mehmet Kasimoglu