Limanı ve surlarıyla, çeşitli medeniyetlerin kültürel mirasıyla bezenmiş 2300 yıllık Mağusa’nın belleğini oluşturmak, gelecek kuşaklara taşımak amacıyla kolektif gönüllü katılımla çalışmalarını sürdüren Mağusa Kent Müzesi Derneği (MAKEMÜD), ilk kent müzesini ekim ayında “Kentin Zaman Çizelgesi Sergisi” ile açıyor.
Gazimağusa Belediyesi ile iş birliğinde Akkule yakınında 6 numaralı mazgal olan Diocore Burcu’ndaki ilk sergi alanının iç mekan renovasyon çalışmalarında sona yaklaşıldı.
Venedik Dönemi’nin 6 kırılma noktasından yola çıkılarak, 6 bölümden oluşacak sergide, surların hikayesi ve Venedik Dönemi anlatılacak. Sergi, görsel ve dijital materyallerle desteklenecek.
Çocukların da ilgisini çekecek şekilde animasyonlarla zenginleştirilecek sergi alanını gezen ziyaretçiler mistik havayı koklayacak, dış mekana çıkarak surları görme fırsatı bulacak.
Sergi alanının önünden başlayacak yol güzergahları da surların üzerinde gezme, Mağusa’yı ve limanı yukarıdan izleme fırsatı sunacak.
Sergi mekanı surların, özel bir hikayesi de var. Osmanlı’nın yaklaştığını anlayan Venedikliler, Osmanlı’da lağımcıların savaşta surların dibini kazarak patlayıcılarla patlattıklarını bildikleri için, surları kayaların üzerine inşa ederek, ele geçirilmesini engelliyorlar.
Mağusa Kent Müzesi Derneği, Mağusa’nın hikayesini oluşturan kültürel mirası ortaya çıkarmak, kaydetmek, yorumlamak ve hem dijital hem de fiziki ortamda çağdaş yöntemlerle sergilenmesine aracılık etmek hedefleriyle kurulduğu 2022 yılından itibaren 200’ü aşkın gönüllü ve Mağusa halkını da içine alan kolektif katılımla çalışmalarını sürdürüyor.
Dernek, çalışmalarını yaparken, tarihsel dönemlerden bağımsız olarak, kentin “suyun akışını değiştiren” denilebilecek kırılma noktalarını ele alıyor.
6 Şubat 2023 depreminde verilen kayıplar da, kentin en büyük kırılma noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Mağusa halkı tarafından kent müzesi fikrinin benimsenmesi sonucunda, derneğe müze için bağışlanmış çok sayıda belge var. Bu belgelerin her biri bir hikaye, tarihi bir hazine.
Evraklar arasında 1930’lu yılların başında alınmış bir karne ile, 1932 yılında bir spor külübünün pullu yazışması ve döneme ait telgraf da var.
En enteresan olaylardan birisi de, 1902 yılında Mağusa Limanı’nın rıhtımını genişletme çalışmalarında bulunan bir İngiliz’in kızının, kent müzesini duyunca, o döneme ait babasının fotoğrafını derneğe göndermesi.
MAKEMÜD Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Ulaş Dağlı, Yönetim Kurulu üyeleri Koral Koraltay, Serap Kanay ve Fetine Bayraktar, derneğin çalışmaları ve projeleri hakkında Türk Ajansı Kıbrıs’ın (TAK) sorularını yanıtladı.
-Dağlı
Prof. Dr. Uğur Ulaş Dağlı, 2300 yıllık tarihi olan Mağusa’nın hep kuşatmalar üzerinden (Osmanlı Dönemi, İngiliz Dönemi, Venedik Dönemi gibi) anlatılmak istendiğini, oysa kentin oluşurken ve bugünkü şeklini alırken farklı olayların ve farklı kişilerin etken olduğunun altını çizdi.
Yaptıkları bilimsel çalışmalarda, kentin hikayesinin sergilendiği yerlerin kent müzeleri olduğunu gördüklerini kaydeden Dağlı “Hikayede, olaylar, kişiler, mekanlar ve objeler var. İşte bunlar kentin hikayesini oluşturan noktalardır. Bunların diğer adı da bizim kültürel mirasımızdır. Bu noktadan hareket ederek, Mağusa kent müzesinin bunların toplandığı, kayıt altına alındığı, görünür hale getirip sistematik olarak kurguladığımız ve gelecek kuşaklara aktardığımız mekanlar olduğunu, bir 10 yıl boyunca anlatmaya çalıştık. 2020 yılında farkındalık ve gereklilik olduğunu herkes anladı.” dedi.
Kent müzesi çalışmalarını gruplar halinde 2010 yılından beri sürdürdüklerini söyleyen Dağlı, seslerini daha gür çıkarmak amacıyla derneği, 2023 yılında tescil ettirdiklerini anlattı.
-Çalışma grupları
İki çalışma alanlarının bulunduğunu söyleyen Dağlı, kent belleğini oluşturmak için temalar belirlediklerini ve araştırma gruplarının oluştuğunu, araştırma gruplarının çalışmalarını yaptığını, temaları da katılımcılık anlayışıyla belirlediklerini ifade etti.
İkinci çalışma alanlarının da sergileme alanlarının oluşturulması olduğunu söyleyen Dağlı, Gazimağusa Belediyesi ile yaptıkları görüşmelerde, Belediye Başkanı Süleyman Uluçay’ın projeye inandığını, kullanımı Gazimağusa Belediyesi’nde olan Akkule yakınındaki 6 numaralı mazgalı sergi salonu olarak, Belediye öz kaynaklarıyla restore etmeye başladıklarını, 4 numaralı mazgalın da geçici sergileme alanı olacağını ifade etti.
Kent müzesini anlatmak için ilk olarak poster çalışmaları yaptıklarını söyleyen Dağlı, geniş katılımlı atölye çalışmasında kentin bugüne gelmesinde etken olan kentin kırılma noktalarını belirlediklerini söyledi.
Atölye çalışmasında 6 Şubat 2023 deprem trajedisinin, kentin kırılma noktalarında biri olarak öne çıktığını söyleyen Dağlı, “Çocuklarımızı kaybettik, neden kaybettik çünkü Mağusa voleybol kentiydi, bir tesadüf değildir bu; o yıl 5 tane okulumuz Türkiye’ye gitti. Bunların hepsi Mağusalı okullardı, Kıbrıs’tan başka okul yoktu. Voleybol tarihini çalıştık. 1932 doğumludan 2002 doğumluya kadar her döneme denk gelecek şekilde 28 kişiyle bire bir görüşerek 5 bölümlük pod cast (internet üzerinden bilgisayar ve mobil cihazlara indirilebilen ve genellikle bölümler halinde yayımlanan dijital ses dosyaları) hazırladık.” dedi.
-“Ürünler gelmeye başladı"
Derneğe, kent müzesine katkı amacıyla eski gazete küpürleri, eski fotoğraflar, kentin tarihine ve sosyal hayatına ışık tutan materyaller gelmeye başladığını kaydeden Dağlı, Gazimağusa ve Kıbrıs ile ilgili 170 kitabı topladıklarını, bunlar arasında 1878 yılına ait dergilerin de bulunduğunu söyledi.
Dağlı, “Biz bir kampanya başlattık. ‘Kitaplarınızı bize bağışlayabilirsiniz veya kütüphanemizin kullanımına ödünç verebilirsiniz’ dedik. Öğrenciler de bundan faydalanıyor.” dedi.
“Elinizde belgeler varsa bize bağışlayınız dediğimiz noktada bize belegeler geliyor.” Diye devam eden Dağlı, 1932 yılına ait Mağusa Birlik Spor Kulübü ile ilgili bir belgeyi gösterdi. Dağlı bu belgelerin fotoğrafı çekilerek, konularına göre gruplandırıldığını ve arşivlendiğini, bu çalışmaları sergileyeceklerini belirtti.
-“Gazi İlkokulu ciddi bir hafıza”
Gazi İlkokulu'nun,102 yıllık ve kentin en eski okulu olarak Mağusa’nın ciddi hafızası olduğunu vurgulayan Dağlı, “Gazi İlkokulu mezunlarıyla atölye çalışması yaptık, çok başarılı çalışmaydı. Mezun olduktan sonra okula uğramamış insanlar geldi; ne anılar, ne hatıralar çıktı.” dedi.
Gönüllü olarak lise ve üniversite öğrencilerinin dernekte gönüllü stajyerlik yapmalarının kendilerini çok mutlu ettiğini söyleyen Dağlı, Mağusa ile ilgili araştırma yapan ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin yaptıkları çalışmalardan yararlandığını ifade etti.
-“Kırılma noktaları”
Araştırmalarını yaparken, tarihsel dönemlerden bağımsız kırılma noktalarını ele aldıklarını söyleyen Dağlı, 6 Şubat’ın kent için büyük bir kırılma noktası olduğunu, psikolojinin değiştiğini, anılarla toparlanmaya başladığını söyledi.
Tarihten bir örnek vererek, kentin önemli kırılma noktalarından birinin İngiliz Dönemi’nde Mağusa Eski Eserler Dairesi Müdürü olarak görev yapan Theophilus Mogabgab olduğunu anlatan Dağlı, bu şahsın surların algılanabilmesi ve yanında gecekondulaşmayı engellemek için aks oluşturduğunu, surlar etrafında kat yüksekliği sınırlaması getirdiğini, fotoğraflarla kenti kayıt altına aldığını, surları restore ederek kentin bugüne gelmesinide rol alan aktörlerden biri olduğunu anlattı.
Limanın Mağusa için önemime dikkat çeken Dağlı, gençlerin limanı bilmediklerini, bu yönde bellek çalışması yapacaklarını söyledi.
Bellekle bilinç oluşturduklarını, söyleyen Dağlı, “Bizim çalıştığımız konular kırılma noktaları; voleybol, liman … Kitaplığımızı geliştiriyoruz ve müzenin birinci sergi salonunun açılması çalışmalarımıza çok kapsamlı ve heyecanlı bir şekilde devam ediyoruz. Bu heycanımıza değişik halkalar katılıyor. Bu bizim için çok önemli.” dedi.
2026 Dünya Müzeler Günü’nün temasının "bölünmüş bir dünayı birleştiren müzeler” olduğuna dikkat çeken Dağlı, “Mağusa’nın çok katmanlı, çok kırılmış bir kent olduğunu düşünürsek bu seneki temayla çok örtüşüyor. Butün bu kırılmaları, katmanları birleştirmeye çalışıyoruz. Kent müzesiyle birlikte fiziksel parçalanmayı ve tarihsel kırılmaları, tarihsel bölünmelerin hepsini müze üzerinden birleştirmeye çalışıyoruz.”şeklinde konuştu.
Dağlı sözlerinin sonunda, “Biz şu anda bir şekilde küçük bir grup olarak değil bütün kentin tüm paydaşlarıyla birlikte kent müzesinin olması için yola çıktık. Yolu Mağusa’dan geçmiş herkese kapımız açıktır. Herkesle birlikte Mağusa’yla gönül bağı olan, aidiyet hisseden, yolu buradan geçen herkesle birlikte kent müzesini çalışmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
-Kanay
Serap Kanay da, yaptıkları çalışmalarla Mağusa’da yaşayanlara Mağusalı olmanın aidiyet duygusunu ve sahiplenme duygusunu da kazandırmayı hedeflediklerini belirterek, “Sahiplenme olmazsa gençlere verecek bir şey olmaz.” dedi.
Kanay, yaptıkları toplantılar ve atölye çalışmalarıyla aidiyet ve sahiplenme duygusunu perçinlemeye çalıştıklarını belirterek,”Hedefimiz tabi ki gelecek nesil ama geçmiş neslin de buralı olma aidiyet duygusu bizim için çok önemli.” dedi.
Kanay, bir sürü grupların bellek çalışması yaptığını, bu çalışmaları bir merkezde toplamak için müzeden ayrı bir bellek merkezi oluşturmak için belediye ile görüşme yaptıklarını söyledi.
-Koraltay
Koral Koraltay da, dernekte çalışanların Mağusa’ya katkı koymak için canla başla uğraş verdiklerini söyleyerek, bitmeyecek, sürdürülecek kolektif çalışma içerisinde olduklarını belirtti.
6 Şubat’ın kentin en büyük trajedilerinden olduğunu söyleyen Koraltay, “6 Şubat bu kenti vurdu ve yas hep devam etti. Bu çalışmayı yaptık, 5 pod castta yayımladık. Bu çalışma devam edecek ‘Bende de bu malzeme var’ denerek eklenecek. Halk çalışması dediğimiz budur. Hiç bir çalışmaya nokta koymuyoruz.”dedi. Koraltay, çalışma metodlarını da “Bir konunun; konuşulması, çalışılması gereken bir konu olduğunu ortaya atıyoruz, başlangıcını yapıyoruz devamı için de çağrılarımızı yapıyoruz.” sözleriyle aktardı.
-Bayraktar
Fetine Bayraktar da, turizm politikası geliştirilirken yerel halkın aidiyetinin de çok önemli olduğunu, Suriçi’nin kendine has özel bölge olduğunu, buraya gelen turistin sokakta yürürken halkla temas içinde olduğunu belirtti ve “Bu farkındalığı yakaladığımızı düşünüyorum. Sahiplenen bir halk o aidiyete katkı sağlar.” dedi.
Derneğe emek verenlerin bütün faaliyetleri gönüllülük esasına göre yaptığını belirten Bayraktar, “Hem üniversitelere bilimsel katkı sağlıyoruz, hem de topluma katkı sağlıyoruz. O yüzden devlet politikalarını yapanların, Turizm Bakanlığı’nın bize kulak vermesini istiyoruz.” dedi.
Bayraktar, "büyük miras arşivini" başlattıklarını, bunun geliştirilmesi için maddi ve manevi desteğe ihtiyaç duyduklarını sözlerine ekledi.




