Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, BM Genel Kurulu için gittiği New York dönüşünden üç gün sonra düzenlediği Ulusal Konsey toplantısında, "kapalı kapılar ardında konuşulduğu" iddia edilenler Fileleftheros’a sızdırıldı.
Haberi “Siyasi Liderliğin Kapalı Kapılar Ardında Konuştukları” başlığıyla aktaran gazete yıl sonuna kadar kalan üç ayın önemine vurgu yaparak Hristodulidis’in, Konsey üyelerinden, öneri istediğini ancak bazılarının “cevap vermekte zorlandığını” aktardı.
Gazete, Konsey toplantısına katılan kişilerle yaptığı görüşmelere dayanarak, Konsey üyelerinin toplantı sonrasında kamuoyuna çok şeyler söylemiş olmalarına rağmen toplantı sırasında çok az konuştuklarını belirtti.
Gazete edindiği bilgilere dayanarak AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun toplantıya, sorulması halinde Kıbrıs sorunundaki görüşlerini sunmaya hazır katıldığına işaret etti.
Gazeteye göre Stefanu yakınlaşmalar belgesinin müzakerelerin yeniden başlaması için zemin teşkil etmesi gerektiği görüşünü ortaya koydu. Stefanu, Genel Sekreter’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in, yakınlaşmalar belgesinin müzakereler başladığında taraflara sunulacağı söyleminden kaygı duyduğunu belirterek belge taraflara verilmeden müzakerelerin nasıl başlayabileceğini sordu.
Stefanu, Antonio Guterres’in Genel Sekreterlik görevinden ayrılmasının ertesi gününden de kaygı belirterek yeni Genel Sekreter’in Guterres’ten gerekli bilgiyi alana kadar çok zaman kaybedileceğini belirtti. Gelişme sürecinin Türkiye’nin Güney Kıbrıs’a ve Yunanistan’a ve de AB’nin Türkiye’ye yönelik tavrı açısından “olumsuz mesajlara” sebep olmasıyla ilgili kaygılarını da belirten Stefanu Ursula Fon der Leyen’in Avrupa Parlamentosu’ndaki bir konuşmasında Kıbrıs sorunundan hiç söz etmemesini örnek gösterdi.
Stefanu bir önceki Konsey toplantısında olduğu gibi, yakınlaşmaları da içeren müzakere kazanımlarının korunması gerektiğini söyledi, Guterres çerçevesinin ise Genel Sekreter de korumak isterse, başka bir isim alması yolunun bulunması gerektiğini kaydetti.
DİSİ (ve Rum Meclisi) Başkanı Annita Dimitriu, Holguin’in Güven Yaratıcı Önlemlerin sorunlu olduğu açıklamasına katıldı. Dimitriu Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in ‘çıkmaz ilan edilemeyeceği’ görüşüne katıldı ve Stefanu’nun, Rum tarafı olarak BM Genel Sekreteri’ne mektup gönderilmesi önerisinden yana tavır ortaya koydu. AB ile daha çok temas ve çalışma yapılması gerektiğini belirtti.
Annita Dimitriu Konsey toplantısı sonrasında kamuoyuna yaptığı açıklamada “BM Genel Sekreteri’nin görev süresinin tamamlanması arifesinde Kıbrıs sorununda kritik bir dönüm noktasındayız” demişti.
ELAM Başkanı Hristos Hristu, Kıbrıs sorununda uluslararası konferans düzenlenmesi perspektifi olup olmadığını sordu, Nikos Hristodulidis’ten “ana taleplerden biri budur” cevabını aldı. Hristu, Hristoduldis’in görüşmeleri sırasında Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Genel Sekreter Guterres ve Kişisel Temsilcisi Holguin’e sunduğu 19 maddelik fikirlerine karşı olduğunu da söyledi. Hristu Türk-Yunan ilişkileri başlığında da olumsuz tavır sergiledi ve “Türkiye, iyi niyet adımı atmadan AB’den hiçbir şey almamalı” dedi.
Hristu Konsey toplantısı sonrasında kamuoyuna yaptığı açıklamada iki bölgeli iki toplumlu federasyon zeminine karşı olduğunu belirterek Rum Ulusal Konseyi’nin yeni bir süreç, yeni bir strateji kararlaştırması gerektiğini, bu stratejinin de “Kıbrıs Helenizm’ini onaylayacak ve gelecek nesilleri uzun vadede güvence altına alacak bir strateji olması gerektiğini” söylemişti.
DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos da Konsey toplantısına, öneri sunmaya hazır katıldı. Konuşmasında, Hristodulidis’in öneri sunmasını doğru bulduğunu ve “öteki tarafın uzlaşmazlığı bu şekilde ifşa edileceğini” söyledi. “Türkler yakınlaşmalar konusunu zaman kazanmak için kullanıyor.” diyen Papadopulos Türk tarafının iki devlet çözümünü hedeflemeye devam ettiği için yakınlaşmaları kabul etmeyeceğini, Türkiye’nin bir uluslararası konferansa, çıkmaz orada ilan edilsin diye olumlu görünebileceğini söyledi.
Papadopulos’un sunduğu öneriler arasında genel ilkelerin formüle edileceği ve müzakerelerin yeniden başlamasına katkı koyabilecek yeni bir ortak açıklamada anlaşma ihtimali de vardı. Farklı isimde yeni bir Guterres çerçevesi olması ihtimalini de sorguladı. Alternatif olarak kısmi konularda dolaylı müzakerelerden başlayacak aşamalı olarak tırmandırılacak yeni bir süreç öngördüğünü söyledi.
ALMA Başkanı Odisseas Mihailidis hemen önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorununda bir şey olmasını imkansız bulduğunu belirterek Türkiye’nin şu anda hamle yapmak için hiçbir sebebi olmadığını ve Guterres ayrılana kadar zaman harcamayı tercih edeceği görüşünü belirtti. Mihailidis Konsey toplantısı sonrasında kamuoyuna açıklamasında Hristodulidis’e, yeni geniş noktalarını, özellikle de Haspolat konusunu, Türkiye’ye uluslararası kamuoyuna Türk tarafının olumlu Rum tarafının olumsuz olduğu argümanını lanse edemeyeceği şekilde yönetmesini önerdiğini söyledi.
Amesi Dimokratia Başkanı Fidias Panayotu Güney Kıbrıs-Yunanistan deniz altı kablo bağlantısı projesini (Great Sea Interconnector/GSI) konusunu gündeme getirerek Güney Kıbrıs’ın bu projeden jeopolitik çıkarının ne olduğunu sordu. Hristodulidis ekim ayı içerisinde beklenen gelişmelerle ilgili bazı cevaplar verdi ancak Panayotu “GSI yüzünden bölgede çok jeopolitik riskler gördüğüne” işaret etti. GSI’yi risk olarak niteleyen Panayotu Rum yönetiminin bu proje ile çözmek istediği sorunu pillerle de çözebileceği görüşünü ortaya koydu. Panayotu “güneş enerjisinden elde ettiğimiz elektriği depolamak için pillerimiz olursa daha güvende oluruz” ifadesini kullandı.
-"Guterres'in son raporu"
Gazete haberinin “Guterres’in Raporu Bekleniyor” başlığıyla ayırdığı bölümünde ise “Kıbrıs sorununda perde gerisinde olup bitenleri iyi bilen kaynaklara” dayanarak Guterres’in görev süresinin bitmesinin hemen öncesinde Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs sorununda olup bitenlerle ilgili rapor sunacağını aktardı.
Genel Sekreter’in sunacağı bu raporunun öncekilerden farklı olarak, 2017’den bugüne Genel Sekreterliğin ortaya koyduğu çabalara yer vermesinin beklendiğine işaret eden gazete “böyle bir durumda ne yazacağı ve Kıbrıs sorununda müzakereleri yeniden başlatmayı başaramamasına sebep olarak suçlamada bulunup bulunmayacağı önemli olacak” vurgusunu yaptı.





