İzmir'de Buca Belediyesine operasyon: 26 kişiye gözaltı
İzmir'de Buca Belediyesine operasyon: 26 kişiye gözaltı
İçeriği Görüntüle

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, İsrail tarafından işgal altındaki Batı Şeria'daki arazilerin sözde "devlet arazisi" olarak ilan edilmesi ve 1967'den bu yana ilk kez işgal altındaki Batı Şeria'nın geniş kesimlerinde arazi mülkiyetinin tescili ve çözüme bağlanmasına yönelik prosedürlerin kabul edilmesine ilişkin alınan kararı şiddetle kınadı.
Dışişleri Bakanlığı Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE dışişleri bakanlarının ortak açıklamasını yayımladı.
İsrail'in Batı Şeria'daki arazileri sözde "devlet arazisi" olarak ilan etmesi ve ilk kez işgal altındaki Batı Şeria'nın geniş kesimlerinde arazi mülkiyetinin tescili ve çözüme bağlanmasına yönelik prosedürlerin kabul edilmesine ilişkin alınan kararın kınandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Söz konusu yasa dışı adım yerleşim faaliyetlerinin hızlandırılmasını, toprak gasbını, İsrail'in fiili kontrolünün tahkim edilmesini ve işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde hukuka aykırı İsrail egemenliğinin dayatılmasını amaçlayan vahim bir tırmanış teşkil etmekte ve Filistin halkının yasal haklarına zarar vermektedir."
Açıklamada, bu işlemlerin özellikle Dördüncü Cenevre Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve başta 2334 (2016) sayılı Karar olmak üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) ilgili kararlarının açık bir ihlalini oluşturduğu teyit edildi.
Kararın, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) görüşleriyle çeliştiğine dikkat çekilen açıklamada, "Karar ayrıca, Uluslararası Adalet Divanının işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in politika ve uygulamalarından kaynaklanan hukuki sonuçlara ilişkin işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki, tarihi ve demografik statüsünü değiştirmeyi amaçlayan işlemlerin hukuka aykırılığı, işgalin sona erdirilmesi yükümlülüğü ile kuvvet kullanımı yoluyla toprak kazanımı yasağını vurgulayan istişari görüşüyle de çelişmektedir." ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, bu adımın işgal altındaki topraklar üzerinde kontrolü pekiştirmeyi amaçlayan yeni bir hukuki ve idari gerçeklik dayatma girişimini yansıttığı, iki devletli çözüm vizyonunu zayıflattığı, bağımsız ve sürdürülebilir bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik perspektifleri aşındırdığı, bölgede adil ve kapsamlı barışın tesisini tehlikeye attığı belirtildi.
Bakanların, işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki, demografik ve tarihi statüsünü değiştirmeye yönelik tüm tek taraflı girişimleri kategorik olarak reddettiklerini yineledikleri belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu tür politikaların, Filistin topraklarında ve bölgede genel olarak gerilim ve istikrarsızlığı daha da artıracak tehlikeli bir tırmanış anlamına geldiğini vurgulamaktadırlar. Bakanlar, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve ihlallere son verilmesi, uluslararası hukuka saygı gösterilmesinin sağlanması, başta işgalin sona erdirilmesini de içeren kendi kaderini tayin hakkı ve 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin devletinin kurulması olmak üzere Filistin halkının devredilemez haklarının korunması amacıyla açık ve kararlı adımlar atma çağrısında bulunmaktadır."