Tarihi unutturmaya çalışanların genelde öne sürdüğü gerekçe şudur: “Geçmiş, geçmişte kaldı, artık geleceğe bakalım. Artık zaman değişti. Eskiden olan olaylar tekrar olmaz. Bu nedenle de gereksiz endişeler içine girmeye gerek yoktur!”
Gerçekten durum böyle mi?
Geçmiş, geçmişte kalıyor mu?
Geleceğe bakalım bakmasına da geçmişi bilmezsek ve şimdi olanları görmezsek geleceğe yönelik sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün müdür?
Ayrıca sağlam temeller üzerine bir gelecek kurmak mümkün müdür?
Tabii geçmişi unutturmaya çalışanların geçmişte yaşanan olayların bir daha tekrarlanmayacağına yönelik bir garantisi de yoktur!..
Onlar sadece iyi niyetli yaklaşımla bir daha öyle şeylerin yaşanmayacağı yönünde bir varsayımda bulunuyorlar.
Her ne kadar da varsayımları bir veriye ve sağlıklı bir değerlendirmeye dayanmasa da onlar yine varsayımlarından hareketle bir halkı top yekun tehlikeye atmakta da bir beis görmüyorlar.
Bu nedenle de tehlikeli ortamda yaşanarak bir tehlikenin olmadığının anlaşılmasını istiyorlar.

*

“Geçmiş, geçmişte kaldı. Artık bir daha böyle bir şey olmaz” diyen çevreler; Güney Kıbrıs’taki gelişmeleri ve buna paralel olarak zaman zaman meydana gelmekte olan olayları görmezden geldiği gibi olayların kamuoyuna yansımasını istemiyor.
Güney Kıbrıs’ta Türklere karşı giriştiği kanlı eylemlerle tanınan EOKA örgütü yüceltilirken onun modern versiyonları olan başka ırkçı örgütler kurularak etkin hale getirilmiştir.
Bunların önde geleni ise Elam ve Hrisi Avgi (Altın Şafak) örgütüdür. Bu örgütlerin mensupları üniforma türü kıyafetler giyerken, Türklere ve diğer yabancılara karşı güpegündüz saldırılar düzenlemekte ancak Rum polisince kovuşturulmamakta cezaya çarptırılmamaktadır.
Bu da örgütlerin Rum liderliğinin himayesi olduğunu göstermektedir.
Düşünün ki Güney Kıbrıs’ta Türklere yönelik birçok saldırı olayı meydana geldi.
Fakat Güney Kıbrıs Rum polisi kendisine yapılan tüm şikayetleri dikkate almayarak bir şekilde geçiştirdi.
Saldırılarla ilgili bir ciddi kovuşturma yapmadı. Dahası saldırıya uğrayıp şikayete gidenlerle alay edildi.
Böylesi bir ortamda dahi kimileri, “geçmiş, geçmişte kaldı. Geçmişi unutalım ve geleceğe bakalım” diyor.
İyi, geleceğe bakalım!..
Ancak geçmişi unuttuk diyelim, peki şimdi yaşanan gelişmeleri de mi görmeyeceğiz?


*


Güney Kıbrıs’ta; Kıbrıs’ı Yunan toprağı görüp Yunan yapma yönünde faaliyet gösteren örgütler varken Türklere birlikte yaşanılsın denilmesi akıl işi değildir.
Gelişmeler gösteriyor ki Güney Kıbrıs’ta korkunç bir ırkçılık vardır.
Türklere” iyi Türk, ölü olan Türk’tür” deniliyor, yabancılara “ya terk edin, ya ölün” deniliyor.
Böylesi sloganların atan ve bu sloganlar doğrultusunda davranış geliştiren Güney Kıbrıs, başkalarına yaşam hakkı tanımak istemiyor.
Bunu anlamak için de Rumlarla tekrar bir arada yaşamayı istemek ve denemeye kalkmak akıl işi değildir.
Bu yeniden yaşanamaz.