Yakın bir tarihte (7 Nisan 2026), seçim öncesinde hele de seçim havasına girildiğinde seçim sistemiyle oynamak kadar yanlış bir şey olmadığını yazdım. -Neredeyse her seçim öncesinde olduğu gibi- bu kez de seçim öncesinde Seçim Yasası ile oynanmaya başlanmıştı.
2021’de de öyle bir şey olmuş, karma oyun kaldırılması konusu Meclis’e taşınmıştı. “Vatan” gazetesinde, 9 Kasım 2021’de “Hedef Şaşırtması ve Seçmen İradesini Kısıtlamak” başlığı altında konuyu ele almış, ayrıca 11 Kasım 2021 tarihli bir açık mektupla görüşlerimi Meclis Başkanı Önder Sennaroğlu’na aktarmış, o mektubu 16 Kasım 2021’de bu sayfada yayımlamıştım.
Birkaç gece önce bir tv kanalında konunun hala daha güncel olduğunun ayırımına varınca, üstelik tartışmanın, işin özü ile ilgisi olmadığını da görünce, yineleme de olsa yeniden yazma gereksinimini duydum.
***
Tv. programında konuşulan konulardan biri, partilerin bağlaşıklık kurarak seçime girebilmesi konusudur. 1976 Seçim Yasası yapılırken üzerinde ısrarla üzerine durduğumuz ama çoğunluk sağlayamayan bir konu idi. Oysa uygulamada bütün partiler yasayı dolanarak bunu uyguladılar. Zaten yasal kurallar dolanarak parti bağlaşıklıkları yapılabildiğine ve yapıldığına göre, niye bağlaşıklıklar doğrudan yasal olmasın ki!
Diğer bir konu olan barajın %5’ten %7’ye çıkarılması görüşüne değinmek bile istemiyorum. Benim anlayışıma uymaz çünkü!
***
Gelelim esas konuya, yani karma oy konusuna:
Seçme Hakkı, bir anayasal haktır ve karma oy, bu hakkın kullanılmasıyla ilgilidir. Yarım yüzyıldır, tek bir seçim hariç hep var oldu ve seçmen tarafından “içselleştirildi.” Bu hakkın kaldırılması, yaklaşık yarım yüzyıl uygulanan bir hakkın geri alınması anlamı taşır. Bunu etik, demokratik, anayasal anlayışlarla bağdaştırmak mümkün değildir. Ayrıca herhangi bir partiye oy vermek isteyenlerle tercihini bağımsız adaylardan yana kullanmak isteyenler için “eşitsiz” bir durum ortaya çıkmaktadır ve bunun anayasanın 8. Maddesine aykırı olduğunu düşünüyorum.
Daha önemlisi şudur: Karma oyun tek işlevi, dileyen seçmenin mühür basmadan kişilere oy kullanabilmesi değildir. Seçimlere katılma (aday olma) hakkını bağımsız aday olarak kullanmak da bu kuralla bağlantılıdır ve Anayasa ya da yasayla “oy verme ve değerlendirme” sistemi/düzeneği değiştirilmeden bunu kaldırmak mümkün değildir çünkü var olan sistemde karma oyun kaldırılması demek, bağımsız adaya oy verememek demektir. Değişik bir anlatımla, Yasa’daki oy verme ve değerlendirme sistemi tümüyle değiştirilmeden karma oy kaldırılırsa, seçmenin bağımsız adaylara oy verememesi gibi traji-komik bir durum ortaya çıkar.. Bunun Anayasa’ya aykırılığı çok açık seçiktir. Nitekim daha önce bu durumdan dolayı karma oy konusu ileriye götürülememişti.
Bugünkü şekliyle karma oy ve tercihlerle ilgili kurallar saçmadır ve acizliğin sonucudur. Bu durum, özde tüm KKTC topraklarının tek seçim bölgesi olma konusundan kaynaklandı. 1985 Anayasası yapılırken Komite’den Meclis Genel Kurulu’na giden Taslak’ta, tüm KKTC’nin tek seçim bölgesi olması öngörülüyordu. Genel Kurul’da bu kural kaldırıldı ama süreç içinde bu konu geniş biçimde kamuoyuna mal olunca Meclis gündemine taşındı. Ne yazık ki Meclis’ten bugünkü saçma sapan yasa çıktı. Sözde tek bölge getirildi ama seçim bölgeleri de korundu. Üstelik hem karma oy, hem tercihler için de seçim bölgeleri bağlamında kısıtlamalar konunca, içinden çıkılmaz bir oy verme sistemi, daha doğrusu sistemsizliği/kargaşası yaratıldı. Kısacası kaş yapayım diyen siyaset göz çıkardı. Yüksek oy iptallerinin nedeni budur ve sorun bölgelerle ilgili “karma oy” kısıtlamalarının kaldırılması ile büyük oranda ortadan kaldırılabilir. Seçmen, karma oy kullanmak isterse, bunu her ilçe için de ayrı ayrı yapma zorunda olmamalıdır. Karma oyla birlikte tercih işaretlerinde de benzer kurallar olmalıdır.
Aslında benim görüşümün, bölge kavramının yasadan tümüyle çıkarılması ve tek seçim bölgesinin olması yönünde olduğunu da belirtmek isterim ama siyaset kurumu ille de bir n şeyler yapacaksa, yeniden kaş çıkarırken göz çıkarmasın!.