Evet, sen... Sen...

Kaba adam...

Sendin o.

Yasak tanımadan,

Binlerce, milyonlarca, hatta milyarlarca senelik;

İnsan teriyle, kanıyla, hatta etiyle yoğrularak,

Hap gibi yutulacak kadar minik,

Ve şipşirin, bedava sunulan

Ve de adı insan değerleri olarak bilinen,

Ve acı bile olsa yaşamı yaşanır hâle getiren,

Tüm iyilikleri, tüm doğruları ve tüm güzellikleri,

Sırf iğrenç heveslerini kursaklamak uğruna,

Paspas gibi çiğneyen...

Ceberrut fakat o kadar da korkak...

Sınırsız iğrenç hevesleri

Dizginlenemeyen azgın mahluk...

Evet, korkaksın,

Hem de pis korkak...

Korkak olmasan sadece acizler değil,

Makbul, muteber, hatta muhterem insanlar bile

Tapacaklardı sana...

Ama sen, kaba adam,

Dizginlenemeyen heveslerini sonsuza kadar

Gidermek uğruna...

Fırsat bile tanımadın namuslu, dürüst ve tertemiz insanlara.

Fırsat vermedin sana "Dur, otur." demelerine.

Ama arada ya "Allah varsa?" korkusu sardığında,

"Ne olur ne olmaz." diyerek Allah'tan çok Allahçı kesilirdin dünyaya.

Taptırırdın kendini nice aç, çıplak ve zavallı insanlara.

Bıkmadan, usanmadan...

Adaletin en büyük hakikati olan ölümün, hiç dayanmayacağını sandın kapına.

Yine aldandın, acizlerin en acizi zavallı mahluk.

Ve eninde sonunda, belki de çok yakında,

Yüce Allah'ın huzurunda tüm yaptıklarının hesabını vereceksin.