Adam CHP’ye 13 yıl Genel Başkanlık yaptı.
13 yıl içinde bir tek seçim bile kazanamadı.
Demokrasilerde bir tek genel seçim kaybeden adam bile parti liderliğinden çekilir.
Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği seçim sayısı o kadar çok ki hatırlamak mümkün değil.
Buna rağmen adam hiç tınmadı.
***
Yaklaşık 13 yılın sonlarında CHP kurultayı toplandı.
Partideki sağduyulu adamlar baktılar ki Kemal Bey’le arpa boyu yol alınması mümkün değil, bu kurultayda CHP’nin parlayan yıldızı Özgür Özel’i seçim kaybetmeyi meslek edinmiş Kılıçdaroğlu’na karşı aday yaptılar.
Parti tüzüğüne göre kurultayda genel başkanı delegeler seçer.
Delegeler Özgür Özel’i seçtiler.
Kurultayda ağırlığını Özgür Özel’den yana koyan delegelerden biri de Ekrem İmamoğlu idi. İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık seçimini kaybetmesinde etkin bir rol oynadı, zaten partideki büyük ağırlığı ortadaydı.
***
Bir kurultayda bir delegenin dilediği adaydan yana ağırlık koyması, dilediği adaya oy vermesi ve verdirmesi demokrasinin bahşettiği en temel haklardan ve en temel ilkelerden biridir.
İmamoğlu bu hakkını kullanarak Kılıçdaroğlu’nu değil, Özgür Özel’i tercih etti.
Ama bu tabii neticeyi demokrasiden nasibi olmayan Kılıçdaroğlu bir kin ve intikam meselesi yaptı.
Ve şimdi aynen Ankara’daki iktidarın dilini iktibas ederek İmamoğlu’nun zindanda tutulmasının ve hakkında davalar açılmasının siyasi nedenlere dayanmadığını söylüyor.
Yani iktidara ve yargıya mesaj veriyor:
-İmamoğlu’nu mahkûm edin, kodesten ömür boyu çıkmasın.
Kılıçdaroğlu’nun demokrasi ahlâkı işte budur ve bu kadardır.
Demokratik bir hakkın kullanılmasını bir kin ve intikam meselesi yapmıştır.
Kuyruk acısı var, çünkü kurultayda seçim kaybetmesinin nedeni olarak İmamoğlu’nun koyduğu tavrı görmektedir.
Yani demokrasiden ve siyasal ahlâktan yoksunluğunu bir kez daha tescil etmiştir.
***
Oysa düne kadar Türkiye’de bir tek adam rejiminin olduğunu, Türkiye’de adalet olmadığını, Türkiye’de yargının siyasetin emrinde olduğunu iddia etmekteydi ve bundan dolayı Ankara’dan İstanbul’a bir de adalet yürüyüşü yapmıştı.
Şimdi adalet olmadığını söylediği Türkiye’de İmamoğlu’nun siyasi nedenlerle hapiste tutulmadığını söyleyecek kadar siyaseten yüzsüzleşmiş bulunuyor.
Hem Türkiye’de adalet olmadığı iddiasındadır, hem İmamoğlu’nun siyaseten değil, yolsuzluktan ve/veya hırsızlıktan yargılandığı ve yargılanması gerektiği doğrultusunda mesaj vermektedir.
Adam utanır biraz.
***
Demokratlıkla ve demokrasiyle en küçük bağı bulunmayan, şahsi siyasi menfaatleri doğrultusunda durmadan döneklik yapan Kılıçdaroğlu’nun bu tavrı bizi şaşırtmış değildir.
Nitekim dün Türkiye’de adalet yoktur diyordu…
Ama adalet yoktur dediği Türkiye’de seçimle kaybettiği liderlik koltuğuna adalet üretmiyor dediği bir yargı kararıyla yeniden hoplamayı marifet saydı.
Yani yargı kararı Kılıçdaroğlu’nun işine gelmiyorsa Türkiye’de adalet yoktur, ama işine geliyorsa Türkiye’de adaletin şahanesi vardır.
Tekrar ediyorum…
Adam utanır biraz.
Ama belli ki Kılıçdaroğlu bu duyguyu da yitirmiş bulunmaktadır.