Türkiye…
Atatürk’ü ve İsmet Paşa’sıyla…
Şehitleri ve gazileriyle…
Seyit Onbaşı’ları ve Nene Hatun’larıyla…
Çanakkale Destanı ve 30 Ağustos Zaferi’yle…
Gelmişiyle geçmişiyle…
Coğrafyası ve tarihiyle…
Dağları ve ovalarıyla…
Denizleri ve ırmaklarıyla…
Yörükleri, Zeybekleri ve Dadaş’larıyla…
Keklikleri ve üveyikleriyle…
Sülünleri ve ceylânlarıyla…
Hitit’leri ve Selçuklular’ıyla…
Karadeniz’i, Akdeniz’i ve Marmara’sıyla…
Gökleri ve topraklarıyla…
Genciyle yaşlısıyla…
Siviliyle askeriyle…
Ayasofya’sı ve Sultanahmed’iyle…
Kuşları ve balıklarıyla…
Alevi’si ve Sunni’siyle…
Hacıbektaş-ı Veli’si ve Hz. Mevlâna’sıyla…
Yahya Kemal’i ve Yaşar Kemal’iyle…
Attilâ İlhan’ı ve Orhan Veli’siyle…
Reşat Nuri’si ve Kemal Tahir’iyle…
Musa Eroğlu’su ve Aşık Veysel’iyle…
Kırlangıçları ve serçeleriyle…
Sendikaları ve siyasal partileriyle…
Malatya’nın kayısısı ve İzmir’in inciriyle…
Üzümüyle vişnesiyle…
Camileri ve Cemevleri’yle…
Kardelenleri ve gülleriyle…
Gökleri ve ormanlarıyla…
Türkiye bir bütündür.
Türkiye tektir…
Ve başka Türkiye yoktur.
***
Geçen yazımda dedim ya…
Hangi makamda olursa olsun…
Hangi statüde olursa olsun…
Hangi yetkiye sahip olursa olsun…
Sıfatı ne olursa olsun…
Türkiye’de yaşayan herkesi eleştirebilirim.
Bir Türk olarak bu benim hakkım.
***
Ama yukarıda anlattığım Türkiye’ye ne lâf eder ne lâf ettiririm.
Bu Türkiye benim anavatanımdır.
Bu Türkiye benim her şeyimdir.
Bu Türkiye benim için azizdir, kutsaldır.
Ben bu Türkiye’nin sevdalısıyım.
Anlaşıldı mı efendim?