Kemal Bey geçende bir açıklama yaptı.
Yandaşlarını (eğer kaldıysa) toplayacak, arabalara dolduracak, konvoy halinde Ankara’dan İstanbul’a gidilecekti.
Şov yapmak niyetindeydi.
Belki de yandaşı kaldı mı kalmadı mı, bunun denemesini yapacaktı.
Veya belki de “Özgür Özel halka giderse ben de giderim” şeklinde bir mesaj vermek niyetindeydi.
Çünkü her gittiği yerde on binlerle, yüz binlerle karşılanan Özgür Özel’in gördüğü büyük ilgi nedeniyle Kemal Bey polis zoruyla girdiği CHP Genel Merkezi’nde kıskançlıktan çatır çatır çatlamaktadır.
Özgür Özel’e mukavele etmek, hava basmak istiyordu.

***
Aradan birkaç gün geçti, Kemal Bey yeni bir açıklama yaptı:
-İstanbul seferi iptal edilmiştir.
Neden?
Nedeni yok.
Hangi gerekçeyle vazgeçti İstanbul seferinden?
Tek kelime yok.
Ama Kemal Bey söylemese de biz biliyoruz nedenini.
Vatandaş da biliyor millet de biliyor.
Hatta Mısır’daki Sağır Sultan bile duymuştur bu iptalin gerekçesini.
Bunu anlamak için zekâ küpü olmaya gerek yok.

***
Kemal Bey konvoy halinde İstanbul’u yeniden fethetmeye karar verdiğinde şehre girerken kendisini yüz binlerin karşılayacağını…
Alkışlarla istikbal edileceğini…
Yaşa-var ol sesleriyle İstanbul semalarının çınlatılacağını…
İstanbul kapılarında Özgür Özel’e karşı büyük bir siyasi zafer kazanacağını…
Koltuğa yapışma eyleminin perçinleneceğini…
Güzergâh boyunca binlerin ya da on binlerin yollara dökülerek lehte tezahürat yapacağını…
Gittiği yerlerde el üstünde tutulacağını…
Ve hatta muhtemelen omuzlara alınacağını hesaplamakta veya hayal etmekteydi.

***
Sonra birden bire İstanbul’a fetih seferinin iptal edildiği duyuruldu.
Şaşmadık, hayret etmedik.
Çünkü bu kıvırtma Kılıçdaroğlu’nun yapısına uygun bir davranış biçimi.
Tornistan etmek, iki dakika önce söylediğini iki dakika sonra tekzip etmek, kendi kendini sıfırla çarpmak Kemal Bey’in karakteristik vasıflarından biri.
İki dakika önce söylediğinin iki dakika sonra zıddını söyleyerek kendi kendini inkâr etmek de Kemal Bey’in yapısına zaten dahil.
Meselâ az önce de belirttiğim gibi Türkiye’de yargının bağımsız olmadığını ifade ettikten iki dakika sonra Özgür Özel ve arkadaşları için “yargıya gitsinler, aklansınlar” saçmalığını sergilemek.
***
Peki, neden vazgeçti Kemal Bey konvoylu İstanbul macerasından?
İki ihtimal var.
Ya kafasındaki jeton sonradan düştü ve böyle bir maceraya kalkıştığı takdirde başına gelecekleri sonradan idrak etti…
Ya da akildanelerinden biri kendisini uyararak bu işten vazgeçirdi.
Yani sonunda anladı ki…
İstanbul güzergâhı boyunca ve İstanbul sokaklarında alkışlanacak değil, yuhalanacaktı.
Sevgiyle değil, protestolarla karşılanacaktı.
Kendisine herhangi bir karşılama yapılmış olsa bile Özgür Özel’in topladığı on binler ve yüz binlere karşı Kemal Bey’e ancak birkaç bin kişiden oluşan toplama bir kalabalık karşıcı çıkacaktı.
Bu da kendisi için bir hezimet olacaktı.
Hezimet zaten onun hayatının ayrılmaz bir parçasıdır.
13 yıl boyunca girdiği tek bir seçimi bile kazanmış değildir.
Kurultaydan fellik fellik kaçmaktadır.
Çünkü Özgür Özel’e rakip olmaktan fena halde korkmaktadır.
Korkmakta da haklıdır.
Kurultaya gitse Türk siyasi tarihinde görülmemiş bir hezimete maruz kalıp siyaset haritasından silineceğinin de farkındadır.