Gecenin hayali rüya, gündüzün rüyası ise hayal değil midir sizce de? O zaman söylemdeki farklılık gündüzle gece arasındaki yakınlık gibi yorumlanırsa, rüya ile hayal arasında bir ayniyetten mi söz etmek gerek ve eğer gereklilik böyle ise bu ne kadar doğru...
Günümüzde davranış psikolojisi rüya, hayal, telepati gibi sorunları bilimsel psikolojinin dışına itip geçiştirebilir. Ama deney dışı bir mesele oluşu, böyle bir konuyu problem alanından uzaklaştırmanın bir gerekçesi olmamalı. Çünkü en naif bir söylemle bilimsel bir merak konusu olması, çözümlenmediği sürece bilimsellik özelliğini korumak zorunluluğundadır.
Bu konuda davranışçı psikoloji akımı gerek hayalleri gerekse rüyaları ne kadar davranış dışı konular olarak kanıtlayabilir. Bazı davranışların ölçüm zorluğu belki bilimsel metodolojinin uygulanmasını zorlayabilir. Ama bir şeyi ölçememek demek, hiçbir zaman o konuyu yok saymayı gerektirmiyor.
Çünkü pratikte her insan, iç gözlemle hayal gibi, rüya gibi, hatta ölçülebilir davranışlara dönüşmeyen sezgiler gibi olayları problem şuurundan dışlanma haklı bir eğilim değildir. Kaldı ki günümüzde hayal ve rüyalar gibi bu türden psişik olayların ölçümünde beynin anatomik ve fizyolojik gelişimi sayesinde önemli gelişmeler olmuştur.
Kanımca da bu konuda ortaya çıkan önemli deney sonuçları geleceğin müjdesi olarak zikredilmeye değerdir.