Bizim ilk gençlik yıllarımızda İstanbul gazetelerinden birinde (Cumhuriyet veya Hürriyet) “ister inan ister inanma” başlıklı bir sütun vardı. Bu sütunda inanılması imkânsız gibi görünen haberlere yer veriliyordu.
Ben de bugün sizlere geçmişte yaşanmış bu tür bir olayı anlatacak ve bundan kıssadan hisse çıkarmaya çalışacağım.
***
Yıllar yıllar önceydi…
Bir dava için Mağusa mahkemesine gitmiştim, işimi bitirdikten sonra bir kahve içmek üzere mahkemenin kafeteryasına girdim.
Kafeterya çok tenhaydı.
Biraz ileride bir masada yaşlıca bir adamla genç bir adam oturuyordu.
Biraz yüksek sesle konuştukları için ve tartıştıkları konu bana enteresan göründüğünden ister istemez kulak misafiri oldum.
Yaşlıca adamla genç adamın konuşmalarından şunu anladım…
Yaşlıca adamın Hasan adında bir oğlu ve Ayşe adında bir kızı vardı. (gerçek anlaşılmasın diye bu isimleri ben uydurdum).
Genç adam yaşlıca adamın damadı yani Ayşe’nin kocası idi ve bazı mal meselelerini konuşuyorlardı.
Yaşlıca adam varlıklı bir kimseydi, Mağusa bölgesinde 5 tane arsası, denize nazır büyükçe bir tarlası, bankada hayli parası ve iyi gelir getiren bir işyeri vardı.
Şimdi ister inanın ister inanmayın…
Yaşlıca adam 5 arsadan 4’ünü oğluna tapulamış, kızına zırnık vermemişti.
Denize nazır tarlayı oğluna tapulamış, kızına zırnık vermemişti.
Bankadaki parayı toptan oğlunun hesabına geçirmiş, kızına zırnık vermemişti.
İyi gelir getiren işyerini oğluna devretmiş, kızına zırnık vermemişti.
Denize nazır araziye yaşlıca adamın oğlu şahane bir villâ inşa ettirmiş, inşaat parasını da babası ödemiş, babası kızına yine zırnık vermemişti.
***
Yaşlıca adamın kendi tapusunda tek bir arsa kalmıştı ve damadına şöyle diyordu:
-Tek bir arsam kaldı, onu da oğlum Hasan’a devredeceğim, ama Ayşe’nin de üzülmesini istemem, bu nedenle sen de kendi arsalarından birini Ayşe’ye koçan et.
Şok olan damadın kayınpedere cevabı şöyle oldu:
-Neyin var neyin yok oğluna verdin, sanki piçmiş ve başka birinin kızıymış gibi kızından renga büyüklüğünde bir araziyi ve tek bir kuruşu bile esirgedin, şimdi de diyorsun ki son arsanı da oğluna vereceksin ve kızın üzülmesin diye benden kızına bir arsa koçan etmemi istemektesin, nerede görüldü böyle bir rezalet, ben karımdan herhangi bir şeyi esirgemem, ama senin bunca varlığı oğluna devretmen ve kızına zırnık koklatmaman kendi kızın için büyük bir darbedir, bu gerçek karşısında herhalde büyük bir üzüntüye kapılacak ve mutsuz olacaktır, çünkü meselenin maddi tarafı yanında bir de manevi tarafı vardır ve öz kızın senin için “bu adam benim gerçekten babam mıdır” diye şüpheye düşecek, aşağılık duygusuna kapılacaktır. Ben gerekirse eşime arsa veririm, ama buna gerek yok, çünkü neyimiz varsa aynı zamanda eşimin demektir, ben öldüğümde de zaten eşime ve çocuklara kalacaktır. Burada senin tavrının maddi değil, manevi tarafı önemlidir ve bu tavrın kızın için manen bir yıkım ve felâket sebebi olacaktır. Hiç mi düşünmedin bunu?
Vaziyet bu.
İnanılır gibi olmasa da bu bir gerçek.
Geçmişte bizzat tanık olduğum bir olay.
***
Kıssadan hisseye gelince…
Geçen gün de yazmıştım, Rum basınına göre emperyalizm Kıbrıs Türk’ü için yeni bir “yes be annem” kazığı yontmaya başlamıştır.
Bu defaki kazık daha da kalın, daha da pürtüklü olacağa benziyor.
Bize “ya kırk katır ya kırk satır” demeye getiriyorlar.
Çünkü…
Emperyalizmin bu projesine göre Güzelyurt’u vereceğiz, Mesarya’yı vereceğiz, Maraş’ı vereceğiz, bunun karşılığında da bize siyasal eşitlik ikram edeceklermiş.
Siyasal eşitlik zaten çoktan bizim malımız.
Kimin malını kime veriyorsunuz?
Benim malımı bana verecekmiş, ben de bunun karşılığında Güzelyurt, Mesarya ve Maraş’ı verecekmişim.
Hem sözde BM parametreleri var, bu parametrelere göre taraflar siyaseten eşit…
Ama şimdi “siz eşit değilsiniz, eşit olmak için toprak vereceksiniz” ayaklarına yatıyorlar.
Yani “ya teslim olun, ya da bu adadan defolun” hikâyesi.
Teslim de olmayacağız, tırnağımızı geçirdiğimiz bu topraktan defolup gitme niyetimiz de yoktur ve olmayacak.
Hade başka kapıya.
***
Not - Birkaç gün önce bu gazetedeki sütununda bu konuda İsmail Bozkurt’un şahane bir yazısı vardı, okumanızı tavsiye ederim.
Emperyalizmin yeni tuzağı öylesine bir rezillik teşkil etmekte ki İsmail Bozkurt isyanları oynamaktadır.