Her günlük haberin içinde Kıbrıs konusu ile ilgili bir haber olur mu?
Evet olur!
Çünkü Hıristiyan toplumuna göre bu adada Türk varlığı olduğu müddetçe Kıbrıs adası her zaman gündemde olacaktır…
Bu haberlerin kaynağı haber yapıcıları kimlerdir?
Tabii ki, öncelikle Rumlar, sonrada adadaki menfaatlerinin peşinde koşan bilinen ülkeler ile uluslararası kuruluşlar.
ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, BM, AB…
Gün geçmez ki Kıbrıs müzakereleri başladı, başlayacak denmesin.
Gün geçmez ki, Rum kesiminden 1974’de terk ettikleri topraklara dönecekleri yönünde bir haber üretilmesin!
Gün geçmez ki, Rum Ortodoks Kilisesi Başpapazı Türkler aleyhine bir açıklama yapmasın.
Tabii ki, bu haberler üzerine KKTC’de yaşayan kimi boş tenekeler, barakacılar, Rum seviciler hep bir ağızdan ‘’Bağımsız, Birleşik Kıbrıs’’ isteriz diye bağırmaya başlarlar. Bir avuç kalmış olsalar da her ne hikmetse bayağı da ses çıkarırlar. Ama kendileri bağırır, kendileri duyarlar.
Artık milyon kez söylendi. Adada bir daha eski günlere dönülmeyecek. 20 Temmuz 1974’te her şey değişti. Adada artık iki devlet var. Birisi kuzeyde diğeri güneyde…
1960 da kurulan bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetinin tekrar kurulmasını Rum tarafı nasıl isteyebilir? Bu devleti darmadağın eden, devletin diğer kurucu ortağını, Kıbrıs Türk tarafını bu ortaklıktan atıp, top yekûn ortadan kaldırmak isteyen Rum tarafı değil mi?
Şimdi hangi hakla böylesi bir yapıya dönelim diyebiliyorlar?
Geçti o günler tam 52 yıl geride kaldı. O günlerin anıları ile avunun yok artık ‘’Bağımsız Kıbrıs’’ rüyalarınızda kaldı.
KKTC devletini görmezden gelmeye daha ne kadar devam edeceksiniz?
Yakın zamanda başlayacağı söylenen Kıbrıs müzakeresinden de (Tüm tarafların katılacağı 5+1 görüşme) bir şey beklemeyin. Çünkü sonuç çıkmaz.
Bre kafadan bacaklılar:
Hem Kıbrıs Türk’üne azınlıktır diyeceksiniz. Hem Türk askeri adayı terk etsin diye direteceksiniz, hem de Türkiye’nin garantörlük hakkı olamaz diye her Allah’ın günü demeç vereceksiniz. Sonra da müzakere masasında görüşmeye geleceksiniz!
Ne görüşeceksiniz?
Sizin taleplerinize evet diyecek hiçbir Türk yetkili çıkmaz. Siz ancak Lefkoşa Türk kesiminde para vererek bağırttığınız barakalılardan, boş tenekelerden, Rum sevicilerinden evet cevabını alırsınız.
Artık çekin elinizi Kıbrıs’tan, bırakın Kıbrıs’ın peşini!
Nedeni ise çok belli değil mi?
Her iki devlette yaşayan halktan böyle bir talep var mı?
Her iki devlette yaşayan halk gelin çözüm adına müzakere masasına oturun diyor mu?
Her iki halkın geçim mücadelesinden başka bir uğraşısı var mı?
Her iki halk iç içe yaşamayı çok özledik diyor mu?
Özellikle Rum kesimi yönetimi ile görüşme masası kurmaya meraklı BM, AB temsilcilerine sesleniyorum:
Kendinize güveniyorsanız, hem Rum tarafında hem de Türk tarafında iki devlette de eş zamanlı bir referandum talebinde bulunun bakalım, yukarıda sıraladığım soruları her iki halka da sorsunlar. Bakalım ne cevap çıkacak.Şundan hiç şüpheniz olmasın her iki halk da yaşadıkları bölgelerden, mevcut yapılardan memnun olduğunu söyleyecektir.
Tabii politikacılar ne diyecektir bilemem!
Sizler Kıbrıs adasında illa ki, bu iki halkı bir araya getirerek aynı devlet çatısı altında yaşatacağız diyen AB ve özellikle de BM yetkilileri:
Bırakın artık Kıbrıs’ın peşini, düşün artık her iki halkında yakasından.
Ama özellikle de Kıbrıs Türk tarafının yakasından düşün. Her defasında isteğiniz başka bir taviz artık usanç verdi. Ne size ne de sırtını sıvazladığınız Rum tarafına, Kıbrıs Türk Halkının vereceği bir taviz yok.
KKTC’de yaşayan halkımızın ezici çoğunluğu anavatan Türkiye’nin desteği ile egemenliğin verdiği güç ile aydınlık geleceğe doğru hızla yol alıyor.
52 yıl önceki Kıbrıs Türk’ü çok geride kaldı.
Öncelikle Kıbrıs Türk’ünün bir devleti var. Göndere çekilen ay yıldızlı bayraklarımız altında özgürce yaşıyorlar. Her geçen gün biraz daha gelişip, geleceğe daha güzel bakıyorlar.
Hiç mi sıkıntıları yok? Tabii ki var, ama her sıkıntıyı aşacak azimleri de var, güçleri de var.
Bitsin artık müzakereymiş, çözümmüş, şuymuş, buymuş.
Olan olmuş, biten bitmiş, olanla biteni yeniden yaşatmak niye?
Tarihe not düşülmüş bir kere değişmez.
Türk bayrağının vatan bellediği yerler Türk’ündür geri verilmez.