Herkes biliyor ki yarın diye bir şey vardır ve yine her Türk unutuyor yarın dediğimiz şeyin bir gün mutlaka geleceğini ve yarının bu gün olacağını
Hah işte mutlaka bu gün olacak olan yarın tam da bu gündür Kafanız mı karıştı İyidir karışık kafa
Dümdüz kafa diğer canlı türlerindedir ama yine de insanlarla iç içe yaşayan evcil türlerde de görülür kafa karışıklığı
Ardarda okuduğunuz yukardaki cümlelerle karışan kafalarınız ne yazık ki gündelik hayatın içinde hiç de karışık değil dökme beton gibi dümdüz ve katıdır
Ezbercidir slogancı
Biz Türkler ( Türkiye Türkleri de dahil ) hayatı bir tek günden içinde yaşadığımız gün Salı ise salıdan ibaret sanmakla malulüz
Bu gün bir işimiz aşımız var ya ileride bir gün ( hani geleceğini hiç düşünmediğimiz yarın yani ) çocuklarımızın / bizden sonraki nesillerin işe ve aşa ihtiyaçları olacağını hiç düşünmüyor ön görmüyoruz Oysa yarınların geleceğini düşünmek öngörmekten de öte BİLMELİ ve ona göre yaşamalıyız
Evet ömrümüz bizimdir ve fakat hayat / yaşam ezelden gelip ebede akan / sürekli akan bir nehirdir
Eskiden sürdürülebilir diye bir kavram yoktu hayatımızda ve sürdürülebilir bir hayat yaşıyorduk
Bu gün sürdürülebilir kavramı bir ses olarak hayatımızda var ve fakat neredeyse sürdürülebilir hiçbir şeyimiz yok
Arasta’da bir helvacımız vardı şimdi susam ekenimiz var mı yaşı kırkın altında kaç çoban var acaba diye sorasım var
İş nedir üzerinde en çok düşünmesi gerekenler elbette işçiler ve onları örgütleri olmalı
Hükümet değildir işçilerin örgütü ve hiçbir hükümetçi de demesin hükümetler tarafsızdır hükümetlerin örgütü olmaz diye Hükümet patronların zenginlerin örgütüdür
O halde işin ve işçilerin yarınlarını düşünmek işçilerin işçi örgütlerinin sendikaların ve sol görüşlü partilerin boyun borcudur
UBP’nin bir işçi emekçi partisi / hükümeti olabileceği düşünülemeyeceğine göre işçilerin ve hatta daha d önemli olarak İşlerin yarınını düşünmek ve örgütlemek sol görüşlü olması gereken örgüt sendika ve partilerin boyun borcudur
Sol görüşlüler yarın için hayaller kuruyor mu