Bazılarının gözü aydın

Ancak ne benim ve ne de bu satırları okuyan hemen hiç kimsenin gözü aydın değil.

Bazıları artık muradına ermiş hissediyor kendini.

Örneğin Şener Elçil’in ağzı kulaklarına varıyordur.

Hatta onun şöyle dediğini duyar gibi oluyorum:

“Başardık be gardaş, sonunda başardık!”

Diğer öğretmen sendikası başkanı da bu işe sevinmiş olmalı. Ne de olsa, gaflet içinde olanlar sonunda havluyu attılar, diye artık sirtaki oynayabilir.

Efendim sözün kısası bir anda 2. Annan Planı görüşmelerine başlandı.

Bilirsiniz işte; “Eğer Mahallenin kızı artık alıştırıldığından, kapısını çalan diğer delikanlılara da sevgiyle yaklaşabilir.

Birincisine “evet” diyenlere Rumlar OXI-“Hayır” demiş ve daha fazla toprak talebinde bulunmayı kendileri için bir hak saymışlardı. Öyle ya, Türkler nasıl olsa “Evet” demişti.

İkincisinde, birincisinde yer almayan Yenierenköy ve çevresi de gidiyor. Daha başka yerler de!..

***

Aslında verilecek olan bütün bu toprak parçaları bahane; Rumlar çok daha büyük bir parçayı götürüyor.

O da “TAZMİNATLAR!..”

Biliyorsunuz, biz bu topraklarda kırk yıldır yaşıyoruz.

Kimimiz, 63’de kaçtığımız evlerimize geri dönünce, onların yıkık olduğunu görünce, Balkesir’ide olduğu gibi gidip Rum mahallesinde yaşamaya başlamıştık. Buraya kadar tamam da, Rumlar yeni plana göre tam kırk yılın kirasını isteme hakkına sahip.

Aynı şekilde tarlalardan da hak talebinde bulunacaklar.

Yeni planda sık sık yer alan sihirli sözcük “Compensation” yani tazminat! Bu durum, Ada’daki Türk varlığına son vermeyi amaçlıyor.

Bu arada bir zamanlar Güney’de kalan malını KKTC devletine bir vekaletname ile vermişsen, onlar da gidiyor.

Sen de kırk yıldır oturduğun kullandığın arsanın, ektiğin tarlanın kirasını bir-iki yıllık bir plan içinde geri ödemek durumundasın.

Ne dersiniz, Çatalköy’ün şimdiki arsa ve kira fiyatları belli.

Gerçi Çatalköy son on yılda kendini toparladı. Ama ne fark eder?

Komiston senin tuttuğun toprakların değerini bugünden geriye doğru hesaplayacak. Hangi babayiğit bu dev yükün altından kalkabilir?

***

Kimse telaşlanmasın.

Kimse “Bittik, mahvolduk!” diye ağlamasın.

Artık sıra bizde.

Top eninde sonunda önümüze gelecek.

Ya, sağlam bir vole vurup onu başımızdan atacağız.

Ya da kucağımızda Niko’dan nur topu gibi bir bebeğimiz olacak.

Efendim, Birinci Annan Planı’nda bir oylama yapmış ve ciddi bir “Evet” demiştik. Şimdiki, eskisinden de beter.

Şimdiki, bizi Ada’da bırakmamayı hedefliyor.

Galiba sonunda bizi Beşparmaklar’ın yamaçlarına sıkışmış, bir garip rezervat yaratıkları olarak turistlere tanıtacaklar.

Ya da elimizin tersiyle hem planı hem de bizim sahtekar politikacıları itip yeniden yapılanmaya gündeme getireceğiz..

Öyle ya, hem siyasetin pisliklerine karşıyız. Hem de Rumların bir azınlığı olarak yaşamayı reddediyorsak, bizim kendimize yepyeni bir gelecek çizmemiz gerekiyor.

Efendim; henüz cehennemin son durağına gelmedik. Ama oraya pek uzak da sayılmayız.

Saygılarımla!..