Dara düşünce anlarsın.
Darda olduğumuz için miydi güzelliği hayatımızın.
Dardaydık, dardaydı herkes ve dara düşene derman olmak siyasal bir söylem değil kendiliğinden bir eylemdi.
Aramızda zengin çocuğu dediğimiz çocuklar elbette vardı ve biz fakirliğimizden asla utanmazken onlar varsıllıklarından utanabiliyorlardı.
Bizim sokakta Küçük Medrese , babası varsıl, annesi ev kadını değil ev hanımı bir çocuk vardı.
Süt kuzusu ve sosyete evladı derdik biz ona ( Küçük Medrese ve sosyete anlayın artık ) sokağımızda otomobili olan tek aile onun ailesiydi, otomobil de evladiyelik hillman, hafif tombulcuktu, cuktu eki top oynamayı çok seviyor fakat hiç beceremiyor olduğu için, bir de pancur aralığıdan sokağa bakan ev hanımı anne top oynarken görürse hemen çağırırdı eve. O nun oğlu mandolin çalacaktı.
Plastik topumuz hurdaya döndüğünde yeni top almak için para toplardık aramızda.
Hali düşünün plastik top 11 kuruş ( Türk kuruşu değil, İngiliz kuruşu , one plaster / van plaster diye İngiliz askerleri peşinde koşanların varlığı hayatımızın utanç anıtlarındandır ) 11 kuruşu, arkadaşlar aramızda toplamak zorundaydık ve hatta toplamakta zorlanırdık sosyete çocuğu, süt kuzusu ilk kuruş benden derdi içtenlikli bir gülüşle ve çaktırmadan iki kuruş verdiği de olurdu.
Ne diyeyim ki
İnsandık işte fakir fukara ama insan, danışan dayanışan. Bilin zamane insanları ki sokaklar çocuklarınken, çok güzeldi çocuklar da sokaklar da.
Sonra yaşımız biraz ilerleyince, ne Rum ne de Türk kimsenin bizim demediği bir devletin vatandaşı olduk.
Aklımız ermiyordu dense de kimileri tarafından ‘‘ biz bu gün burada bir halkı bir ulusu değil sadece bir devleti kurduk ’’ dediğini duydum ve anladım vatandaşı olduğum devletin baş kişisi, yetmez Başpiskopos’u da olan Makarios tarafından.
Kurucu iki imzadan birinin sahibi olan Makarios çok uzatmadı, sadece üç yıl sonra hem de Türkiye’ye ve İngiltere’ye ikna ziyareti yapıp da öncelikli olarak değiştirmek istediği 13 anayasa maddesi teklifini önerip, hayır bunu onaylamayız cevabını aldıktan sonra Atina’ya giderek onay alacağından emin bir şekilde Yunan hükümetine önerisini sunmuş ve mealen ve aynen ‘‘ sakın deneme, bu Türkiye ile savaşmak anlamına gelecektir sakın yapma ’’ cevabını almasına karşın, Daha sonraları Danışmanı ve doktoru olan Dr İhsan Ali’nin saptaması ve deyişi ile ‘‘ adam keşiş kafalı ölçüp biçmez kendi bildiğini okur ’’ karakteri ile, kurucu iki imzadan birinin sahibi olduğu devleti yıkma, berhava etmek için girişimde bulunmuş ve henüz anlamamış olanlara hanyayı anlatmıştır ki Konya’yı da anlatmak Dr Küçük ile Rauf Denktaş’ın asli göreviydi. Makarios, Denktaş olmasaydı da o devlet öyle ortak devlet olarak süremezdi.
Baksanıza pan hellenik AKEL ne diyor ‘‘ ortak mücadele ortak vatan’’ diyor ortak devlet Girye Hristofyas, Girye Andros Kiprianu, Girye Stefanu diye sorsa biri. Cevap hazır vatan ile devlet aynı değil mi.
Girye Stefanu o zaman şöyle dersek ‘‘ortak mücadele ortak devle’’ olur mu olmaz mı.
Sözü aldı Stefanu ‘‘ OHİ RE OHİ, KAÇ DEFA OHİ DİYECEĞİZ DAHA , ORTAK DEVLET DERSEK SEÇİMDE ÜÇÜNCÜ PARTİ DE OLAMAYIZ.
Bizim plastik topun hikayesi ne mi oldu, nike oldu da ithal topçular tekmeliyor, çocukların oyun diye oynayacağı futbol yok artık .
Dara düşünce anlarsın dedik ya en başta bola düştük varsıla düştük bütün sendikacılar vekil adayı