Nerde o eski patatesler.
O eski patates kebapları ve fırın makarnaları
Bayramların vaz geçilmezi / vaz geçilemezi kadayıflar.
Ayasofya Camii nin Arasta yönünde karşısında bir dükkanda tel kadayıf çekilirdi ve anneler Bayrama birkaç gün kala çocuklarını kadayıfçıya gönderip kadayıf aldırırlardı eğer baba daha önce davranıp da almamışsa.
Nerde o eski kunduracılar bayrama birkaç hafta kala kundura siparişlerini alır da yetiştirirlerdi Arife gününe.
Ayakkabı siparişi, yere serilen bir karton üzerine çoraplı ayaklarla basılarak alınırdı basınca kartona kulağının arkasındaki kalemi alır ve tabanın kalıbını çizerdi Kunduracı Hüseyin Dayı sonrasında da boynundaki metro ile ayak yüksekliğini ve genişliğini ayak tarağını da hesaba katarak not ederdi.
Arife geceleri senede bir alınan ayakkabı ( potin / kundura ) yatağı başucunda yerini alır ve öyle dalınırdı uykuya.
Arife günleri çığlık kıyamet bağırırdı sokağın çocukları bu gün arife yarın bayram diye ki bu bağırış gaydeliydi
Nerde o eski bayramlar demezden önce nerde o eski mütevazı iftar yemekleri gösterişsiz oruçlar demek iktiza eder.
Nerde o eski patatesler diye başladım yazıya nerde o eski patates kebapkarı fırın makarnaları.
Nerdeyse kimsenin evinde gaz ocağı olmadığından bayram yemekleri anneler tarafından evde tepsi içine hazırlanır ve babalar ya da abiler sini içindeki fırında makarnayı patates kebabını sabah Asmaaltı fırınına, Yenicamideki Kısmet fırınına götürür ve öğlende de fırından alınarak eve bayram sofrasına getirilirdi.
Ne güzeldi üç sokak beş sokak dolusu evin ağır bayram yemekleri aynı taş fırında pişerdi.
Düşünün ki kuyruk yağlı mulihiya, palazlı makarna ağır yemeklerdi ve fırında patates kebabı ile fırın makarnası da Bayramlık yemek
Tevazu içindeydi zenginlerimiz de öyle ki Selimiye camisinin ordan kalkardı Turan ( Turan Rahvancıoğlu ) Amca’nın İskele Lefkoşa otobüsleri , İskele’ye de var Tuzla’ya da var diye ünlerdi Turan amca, bizim mahalleden Hala Sultan’a gidecek olanlar ayni otobüsle giderdik aynı otobüsle gelirdik, Denize de öyle gider gelirdik.
Otomobili olanlar zengindi ve fakat tepeden / cüzdanlarından bakmazlardı konu komşuya.
Severdik bir birimizi derdimize dermandık bir birimize
Sonrası mı.

Bol para düştü ortalığa ve sevgi kaldı ne konu ne de komşu

Bayram mı dediniz.

İftar yemekleri gösterişli ziyafetler haline geldi helikopter ile gidilen ne oruç kaldı ne bayram ne de onur vicdan

Paran kadar konuş diye bir laf var züğürtlerin bile ağzında