İhtilaflı, kavgalı insanlar olabilir. Kanlı bıçaklı bile olabilir insanlar birbirleriyle.
Küs yaşarlar, ayrı yerlerde yaşarlar...
Olmaz ola bunlar. Ama var... bir vakıadır bu.
Bazen uzar gider küslükler, kinler, nefretler. Bazen kavgalı küsler kamplara bölünürler. Selamı sabahı keserler.
Suçlar da çıkabilir ortaya. Yargılama da oluşabilir küsler arasında. Yargı neyi çözümleyebilir, kendileri çözümleyemezlerse eğer?
Mafiş kurban demez mi Arap?
Öyleyse ne yapmalı...
Susup oturmak yok. Yapılacak iş kolay...
Daha akıllı olan tolerans gösterir. Yakınlaşma sağlanır küsler, kavgalılar arasında.
Bir araya oturup öfke nedenlerini sinirlenmeden ortaya koyarlar ve konuşa konuşa çözerler. Anlaşmaları, barışmaları zor değildir. Çünkü insandırlar. Onlar akıllı varlıklardır. Tek kusurları, hayvanlar gibi unutkan olmamaları ve kin taşımaları. O kadar.
Toplumsal anlaşmazlıklar da farklı değildir. Geçmişlerinde kavgalar olur, kinler kabarır... kanlı bıçaklı olurlar...
Zaman geçince barış çanları çalmaya başlar. Hatta adına “MEVSİMİ GELDİ ARTIK” denir.
Önce barış için bir gerçeği unutmamalıyız: Hiçbir geçmiş kirliliği üzerine sünger çekerek veya yeni boya sürerek kapatamayız. Sebep-sonuç ilişkisi çok önemli. Ateş oldu ki duman çıktı bir yerlerden.
Onun için realiteler tartışılmalı. İhtilaf sebepleri dürüstçe araştırılmalı ve gerçekten istenirse barış el sıkışmalı.
Mantığın çizebileceği yol bu.
Varsanız varsınız, yoksanız yoksunuz.
Ne der basit, temiz, pak insan:
“Gel kardeş, birbirimizi aldatmayalım.”