Üretimde emek faktörünü ifa eden ve üretimin gerçekleşmesinde zorunlu bir işlev üstlenen işçi zümresi, ekonomi tarihi içerisinde özellikle kapitalizmin çarkları arasında ciddi haksızlıklara ve baskılara maruz kalmıştır.
19’uncu ve 20’nci yüzyıllarda sanayileşmenin hükümran olduğu ülkelerde işçi sınıfı zor koşullarda bir yaşama mahkûm edilmiştir. Kapitalizmin acımasız koşullarında yaşama hakları büyük ölçüde istismar edilmiştir. Günde 18 saate varan çalışma süreleri, Orta Çağ’da kölelere derebeyleri tarafından uygulanan gayri insani muameleyi andırır nitelikteydi. Bu kez, kontrolsüz sanayileşme dönemlerinde aynı baskıcı düzen kapitalist sistem içinde yeniden ortaya çıkmıştı.
Örneğin sosyal haklar ve sigorta gibi güvencelerin olmaması nedeniyle işçiler büyük ölçüde istismara uğramışlardı. Toplum hiyerarşisinde piramidal yapı içinde en alt tabakada yer alan işçi sınıfının, sosyal mobilitenin sınırlı olması nedeniyle sınıf değiştirmesi neredeyse imkânsızdı. O dönemlerde sağlık hizmetlerinden de çok sınırlı yararlanabiliyorlardı. Bu koşullar altında sosyal saygınlıkları da yok denecek kadar azdı.
Sosyalizm ideolojileri, bu sosyo-ekonomik deformasyonun bilimsel incelemesi sonucu ekonomi tarihine damga vurmuştur. Karl Marks ideolojisi (komünizm), bir çözüm arayışı olarak tarih sahnesinde yer bulmuş ve bir dönem büyük bir etki yaratmıştır. Bu ideolojinin savunucuları, kapitalizmin ekonomide bir aşama olduğunu ve zamanla yerini komünizme bırakacağını öngörmekteydi.
Ancak bu öngörüler tam anlamıyla gerçekleşmemiştir. Eşitlik ve özgürlük gibi temel insan haklarını bünyesinde geliştiren demokrasi anlayışı, komünizmin vaat ettiği birçok hedefi büyük ölçüde karşılamış ve bu ideolojinin etkisini azaltmıştır.
Günümüzde demokratik ülkelerde işçi hakları anayasa ve yasalarla korunmakta, işçiler sendikalar aracılığıyla haklarını savunabilmektedir. Sosyal mobilite önemli ölçüde gelişmiş, işçi sınıfına mensup bireyler daha kolay sınıf atlayabilir hale gelmiştir.
Bugün 1 Mayıs, işçinin ve emekçinin bayramıdır. Günümüzde işçi sınıfı artık ezilen bir kesim değil, toplumun saygın bir parçasıdır.
Bu makalemi dünya işçilerine ve emekçilerine ithaf ederken, 1 Mayıs bayramlarını gönülden kutlarım.