Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği, psikoterapötik çalışmaların çok ciddi uzun eğitimler gerektirdiğine dikkat çekerek, bu eğitimlerin ise sadece profesyonel kurumlarca tıp ve psikoloji eğitimlerini tamamlamış kişilere verildiğini kaydetti.

Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği, psikoterapötik çalışmaların çok ciddi uzun eğitimler gerektirdiğine dikkat çekerek, bu eğitimlerin ise sadece profesyonel kurumlarca tıp ve psikoloji eğitimlerini tamamlamış kişilere verildiğini kaydetti.
“Köken dizilimcisi”, “bilinçaltı temizleyicisi”, “renk koçu”, “hayat koçu” adı altında iş yapan kişilerin psikoloji eğitimi olmadığını, dolayısıyla ruhsatları da bulunmadığını söyleyen Uzman Psikolog Türkmen Töre, ülkede meslek yasası bulunmaması nedeniyle bu kişilere gerekli müdahaleler yapılamadığını kaydetti.
Dernek adına açıklama yapan Töre, kök dizimi gibi çalışmalarının ruh sağlığı ve hastalığında neden sonuç ilişkisinin görülemediğini, yani hastalanmaya veya iyileşmeye bilimsel bir açıklama getirmediğini, hastalıkları tedavi etmeyerek, hastalıkları açıklamadığını ifade ederek, pek çok gelişmiş ülkede yasaklanmış alanlar olduğunu vurguladı.  
Töre, her gün eğitimini tamamlamamış ve kendine uzman sıfatını takmış kişilerin, renk koçu, bilinçaltı temizleyicisi, köken dizim uzmanı, dişil-eril enerji uzmanı gibi isimlerle sahte bilim yaratarak, bilinçdışı veya davranışlar üzerinde çalışmalar yaptıklarına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

“Unutulan Genetik Miras” “Unutulan Genetik Miras”

-"Uzman kişilere gidin"
“Ruh sağlığınız bozulmaya başladıysa veya herhangi bir nedenden dolayı yardım alacaksanız uzman kişilere gitmeniz gerekmektedir. Ya da şöyle söyleyeyim, evinizin duvarları çatlamaya başlamışsa, bir inşaat mühendisine gitmek yerine, teknik alt bilgisi olmayan, olası afetlere karşı önlem alma becerisine sahip olmayan, hayatında inşaat yapmamış birisine evinizi emanet eder miydiniz?”
Özellikle hizmet alanları, eğitimcileri, kurumları, medya mensuplarını ve tüm vatandaşları Psikologlar Derneği'ne başvurarak temiz bilgi almaya çağıran Töre, kanıtlanmamış, bilimsel olmayan, neden sonuç ve tedavi ilişkisi raporlanmamış, uzmanlar tarafından sağlanmayan çalışmalara katılmamalarını, bu durumların toplum ve birey ruh sağlığını daha çok bozduğunu kamuoyuyla paylaştı.