Olayın tüm taraftarı süreci memnuniyetle karşılıyor.
Türkiye Başbakanı Erdoğan, “Geri adım atmak yok!” diyor.
Erdoğan’ın Kıbrıs konusunda geçmişteki sicili Türkiye’nin bir çözüm konusunda kararlı olduğunu gösteriyor.
BM’den, AB’den, Amerikadan vede dünya ülkelerinden kutlamalar yağıyor.
İki lider Eroğlu ve Anastasiadis de sürece iyi başlangıç yaptılar.
Böyle bir başlangıç süreci başarı ile tamamlanacağı gösteriyor.
Ayrıca da Amerika’nın ilgisi devam edeceğe benziyor.
Kıbrıs kınusunda dokuz yıl suskun kalan Amerika bu denli uzun bir süreden sonra başlattığı bir işi yarıda bırakacağa benzemiyor.
Öyle de bu heyacan içerisinde bir soru unutuluveriyor.
Neden Amerika son bir kaç aydan beridir Kıbrıs sorunu ile yeniden ilgileniversin?
Bayram değil seyran değil eniştemiz bizi niye öpsün?
Pek öyle değil aslına bakarsanız bayram da var seyran da!
Nasıl mı söyleyeyim.
Bu defa, Avrasya, Yakındoğu, Amerika’nın kontrolü kaybetmek istemediği bölgedir.
Ortadoğu’ya ve bırakalım daha uzakları İran da dahil Amerika’nın emanet edeceği bu bölgede yalnız ve yalnız iki ülke vardır.
Stratejik dediği iki ülke vardır.
Birisi Türkiye diğeri ise İsrail’dir.
Araları bir süreden beri bozuk olan Türkiye ve İsrail Ortadoğu için bazı Amerikan planlarının devreye alınması geciktirmiştir.
Son zamanlarda Türkiye ile İsrail arasında ilişkileryeniden gelişme sürecine girmiştir.
İsrail Mavi Marmara olayı için Türkiye’den özür dilemiştir.
Ayrıcada İsrail olayda hayatlarını kaybedenler için tazminat ödemeyi kabul etmiştir.
Yakında israil Hava yolları ELAL Türkiye’ye uçuşlarını yeniden başlatacaktır.
Bu yakınlaşma Türkiye ve İsrail arasında su ve gaz bağlantılarının projelendirmesine kadar gitmiştir.
Böyle olunca da Doğu Akdeniz’in Coğrafyası Kıbrıs’ı da bu yakınlaşmanın içerisine çekmeyi gerektirmektedir.
Bir çözüm ile birlikte NATO’ya dahil edilecek Kıbrıs Federal cumhuriyeti ile birlikte Ortadoğu ve Yakındoğu’nun gözetimi ve denetimi bu üç ülkeye verilecektir.
Böylelikle de ada üzerindeki İngiliz üsleri gittikçe daralan bir kabuk bölgeye çekilirken, adanın tümü NATOlaştırılarak Amerika’nın emrine verilecektir.
Tabii ki israil ve Kıbrıs hidrokarbon yataklarının da bu Amerikan patentli projeyi hızlandıran yanı olduğunu inkar etmek mümkün değildir.
Dikkat ederseniz hızlandıran dedik.
Ama bunu tek neden olarak görmek hatadır.
Daha da ileri giderek şu söylenebilir.
Hidrokarbon yatakları olayı da bu üçlü Amerikan, NATO planına göre şekillenecektir.
Bütün üretim İsrai’de depolanacak ve boru hattı ile Türkiye üzerinden Avrupa’ya pompalınacaktır.
Anlayacağınız proje büyük bir proje ve Kıbrıs sorununun çözümü ile devreye girecektir.
Yerelde kimse atıp tutmasın!
Kıbrıs’a olacklar şimdiden yazılıdır.
Ve itirazı olan da devre dışı bırakılacaktır.
II Dünya savaşından bu yana Ortadoğu da Amerika ne istemiştir de olmamıştır, yapamamıştır.
Onun için yerel liderlere düşen, birbirleri ile kavga etmek, ayak sürümek değil, gelişmelerden kendi toplumlarına ve Kıbrıs’ın tümüne sağlayabilecekleri çıkarların azamisini çıkarmaktır.
Savaş yapma zamanı bitmiştir.
Şimdilerde dünya ile birlikte barış yapma zamanıdır.