Bugün bu yazı dizisinin 6. gününe girdik.
Peki, neden kaleme aldım bu yazı dizisini?
Şundan:
Önce Denktaş, sonra Talât, sonra Eroğlu, sonra Akıncı, sonra Tatar.
Aradan yarım asırdan fazla bir süre geçti, çözüm yok.
Ve şimdi sıra “taze” Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’da.
(“Taze” sözcüğünü olumsuz anlamda kullanmadım, ben avukatlık mesleğine yeni başladığımda duayen avukatlar bana “taze buğday” diye hitap ederlerdi).

***
Evet, sıra şimdi yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’da.
Eski günleri anlattım, bu yeni döneme ilişkin görüşlerimi de dile getirmek, yani dikkate alınması gereken bazı noktaları vurgulamak niyetindeyim.
Şu anda tabiidir ki ayrıntıya girme olanağı yok, çünkü Erhürman henüz hazırlık dönemindedir, icraat aşamasına geçmemiştir.
Eleştiri yapmak için peşin hükümle hareket etmek yerine icraatını beklemek elbette daha doğru bir yöntemdir.

***
Bekleyip ve görmek lâzım.
Erhürman çözüm amaçlı olarak masaya oturacak mı?
Oturacaksa ne görüşecek, hangi temelde masaya gidecek?
Görüşme olacaksa ne görüşülecek?
Federasyon mu, iki devletli çözüm mü?
Yoksa ikisi arası bir formül mü üretilecek?
Bunları göreceğiz.

***
Ne var ki Tufan Erhürman’ın şimdiden hiç unutmaması gereken bazı gerçekler var, bunları şöylece ve ana hatlarıyla sıralamak mümkün:
1) 2 devletli çözümün savunulduğu Tatar dönemini hiç saymasak bile müzakere masasında 52 yıl boyunca federasyon konuşuldu, uzlaşma olmadı. Bunun nedeni Rum tarafının kalıcı çözüm getirecek bir niyetinin olmaması, yani federasyon örtüsü altında ENOSİS’e giden yolda yeni bir sıçrama tahtası aramasıdır.
2) Rum lider Hristodulidis daha geçen gün “ilhamımızı EOKA’dan almaktayız” demiştir. EOKA, yani ENOSİS. Bunu da tam da Erhürman’ın seçilmesinden hemen sonra yapmıştır. Bu söylem Erhürman’a verilmiş bir mesaj niteliği taşımaktadır.
3) Özgürlük liderimiz Dr. Fazıl Küçük hep “Kıbrıs meselesi anavatansız çözülemez” diyerek bir gerçeği dillendirmiştir. Erhürman anavatan Türkiye ile birlikte hareket etmelidir. Türkiye’nin desteğinden mahrum bir Erhürman’ı Rum tarafı ancak ağırlığı olmayan bir rakip olarak görecektir.
4) Denktaş, Talât, Eroğlu ve Akıncı’nın çözüme ulaşmakta başarısız kalmalarının gerçek nedenlerini Erhürman iyi teşhis etmeli ve bundan ders çıkarmalıdır. Geçmişten ibret dersi çıkarmayan adamın sağlam ve halkını güvenceye alıcı bir gelecek kurması mümkün değildir.
5) Eğer Erhürman çözüm amaçlı olarak masaya oturacaksa halkımızla ilişkilerinde şeffaf davranmalı, neyi hangi nedenle masaya götüreceğini ve masada neyi tartışacağını halkımıza söylemelidir. Masada neyin olduğundan halk haberdar olmalı, halka tavrını ve tepkilerini ortaya koyma fırsatı verilmelidir.

***
Bu yazı dizisini bugün noktalıyorum.
Erhürman icraat aşamasına geçtikten sonra görüş ve gerekirse eleştirilerimizi ortaya koymak elbette tabii ve mümkündür.
Kendisine şimdi bir fırsat tanıma zamanıdır.
Günü geldiğinde yine konuşuruz.