İçi söylemiyorsa insanın dışına vuran gürültüdür yalandır.
Ne söyler içi taşın diye sorduğumda içime, kum der tuz ve sabır aşk ve su kaya belki toz.
İçi konuşunca ağacın rüzgar dersiniz adına ya da çiçek dal yaprak ve dahi bilinmezliğin gizini taşıyan bin yıllardan getirmiş yarınlara taşıyan çekirdek.
Tohum.

Sen gelirsin
Ardın sıra
Su
7 dağı aşmış
Yasaklardan kaçmış
Ve kalkmış yatağından
İçimin pınarı

Nedir içi kişinin.
Dışı her hangi şeydir de içi nedir.
Nerden bakarsan bak her hangi şey her hangi şeydir, memurdur misal ya çiftçi hayvancı marangoz veya, niye öğretmen olmasın mimar mühendis makinist berber / kuaför.
Öğrencinin içi öğrenci değilse memur adayıdır.
Öğretmenin içi öğrenci değilse memurdur,

Fısıldıyorsun
Gökyüzü duyuluyor
Katmış önüne
Bütün yapraklarını
Sonbahar
Ömrüme yağıyor
Sürgünüm gövdene
Aç ağacını
Suyuma 

İnsanın iç dünyası ile dışardaki dünya arasında bir kapışma yoksa ı ıhh o işten sadece memur çıkar ki memur kavramı da orijinal lisanında mecbur demektir, mecburiyet tahtında yapılan her şey de kaçınılmaz bir şekilde yasak savma babındadır ya da amiri otoriteyi memunun etme babında.
İçinize dönün orda bin yıllık geçmişiniz var birikmiş, ha eğer geçmişinizden utanmayı öğrenmişseniz gönüllü olarak günü gün edin ki siz onu gün sansanız da dündür o dünden kastım da pastır çürümüşlüktür, hani ormana kıra dağa bayıra dökersiniz ya molozu işte o dur o.
Her bir insanın içinde bir çocuk elbet vardır eğer birey olup da onu öldürmemişşeniz

 Bir ateşsin
Şenlik ateşi
Baktıkca ısıtan
Geliyorum yanına
Yangınına
Kül et beni
Alevinden doğayım
Yeniden
Sürüp giden aşkınla
Büyümez hiçbir çocuk vardır içinde her insanın, birey olup da taamüden çekip vurmamışsanız, asmamışsanız dar ağacına