Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, 2023 bütçesinde sağlığa ayrılan kaynağı eleştirerek, Sağlık Bakanlığı’na iş birliği çağrısı yaptı.

Antidepresanlar, olumlu durumlara karşı daha "duyarsız" hale getirebilir Antidepresanlar, olumlu durumlara karşı daha "duyarsız" hale getirebilir

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, 2023 bütçesinde sağlığa ayrılan kaynağı eleştirerek, Sağlık Bakanlığı’na iş birliği çağrısı yaptı.
Birlikten yapılan açıklamada, “Sağlığın bütçedeki oranı en az %10'un üzerine çıkartılmalıdır” ifadelerine yer verildi ve “sağlık sisteminin yeni yılda, yeni bütçe ile daha da sıkıntıya gireceği" savunuldu.
“Sağlık Bütçesi Yine Yarım” başlıklı açıklamada, ülkedeki sağlık sistemi eleştirildi ve sağlıktaki sıkıntıların özellikle Pandemi sürecinde ortaya çıktığı kaydedildi.
Son günlerde de artan başta influenza ve diğer solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle sağlık sisteminin zorlandığı ifade edilen açıklamada, “İlaç, aşı ve diğer tıbbi malzemelerin sağlanmasında ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Biz hekimler, hastalarımıza tedavide ilk tercih olan ilaçları değil, ‘piyasada’ olan ilaçları yazmak zorunda kalmaktayız” denildi.
Son dönemde artan enflasyon, paralel artırılmayan maaşlar nedeniyle orta sınıfın fakirleştiği ifade edilen açıklamada, şunlara yer verildi:
“Bu yoksulluk içinde insanımızın sağlığı bozulmakta, fakat sağlık hizmetine ve tedaviye erişimde ciddi yetersizlikler, yokluklar yaşanmaktadır. İnsanımız kamu sağlık sistemini daha fazla kullanmaya başlamış, kamu sağlık sistemi iyiden zora girmiştir. Ayrıca son dönemde dünyada görülen yeni varyant XBB.1.5 ile Covid-19’un  yeni pik yapma olasılığı bizleri endişelendirmekte, bu anlamda bakanlığın plan ve programlarını merak etmekteyiz.
Geçen yıl 13 milyar TL ile başlanan, 22 milyar TL ile bitirilen Sağlık Bakanlığı bütçesinin bu yılki miktarı da %55 artışla 34 milyar TL olarak planlanmıştır. Ülkede %120 enflasyon varken, ilaç ve malzeme tedarikinde dışa bağımlı ve döviz üzerinden alım yapılırken bu bütçenin yetmeyeceği, yılın 2.yarısında tükeneceği açık şekilde ortadadır. Yeni yılda da hastanelerde ilaç ve malzeme eksikliği bizleri beklemektedir.
Son yıllarda sağlık harcamalarında görülen artışın birçok ülkenin kamu bütçesi üzerinde oluşturduğu baskı, sağlık harcamalarının etkin bir şekilde yönetilmesinin oldukça önemli olduğunu gündeme getirmiştir . Ülkemizde yapılması mecburi olan sağlık reformu, sağlık hizmetlerine erişimde hakkaniyeti sağlamalı, maliyet etkili harcama yöntemleri geliştirmeli, sağlık bakım harcamalarını kontrol etmek amacını gütmeli ve en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.
Sağlıklı bir toplum nitelikli insan kaynağı olmanın yanında ülke kalkınması içinde büyük öneme sahiptir. Toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin sağlıklı olabilmeleri ve bunun sürekliliğin sağlanması, ihtiyaç duyulan sağlık hizmetlerinin üretilmesi ve bunun için gerekli harcamaların yapılması ile yakından ilgilidir.
Ülkemiz kamusal sağlık hizmetinin olmayan nüfus politikası nedeni ile mevcut bina ve teknik yetersizliklerle yeterli olmadığı herkesin ortak fikridir.  Yeni ve yatak sayısı artırılmış bir hastane ihtiyacı olduğu açıktır. Bu hastanenin devlet hastanesi statüsünde olması elzemdir. Birleşik Krallık’da başlayan hizmet veya ödeme garantili kamu-özel ortaklık şeklinde yapılan hastane modelleri sonucu NHS ve Türkiye’de Kamu özel ortaklığı  projesi olarak yapılan Şehir Hastaneleri modelinin sonucu SGK’nın düştüğü ekonomik çıkmaz bu modelin sürdürülebilir olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Şehir Hastanesi modelinde Türkiye’deki sağlık çalışanlarının emeğinin sömürüldüğü, haklarının budandığı görüşmektedir. Bu modelde, öncelikli olması gereken kaliteli sağlık hizmetleri yerine ‘müşteri memnuniyeti’, otelcilik hizmeti ön plana çıkarılmaktadır. Sağlığın finansmanından var olan  krizi derinleştirecek bu modelle önümüzdeki 25 yıl ipotek altına alınacaktır. Kapasitesi artmış, tam donanımlı bir kamu hastanesinin ülkemiz kaynakları Mimarı mühendisi ile yapılmalıdır.”
Açıklamada, sosyal devlet ilkesine uygun güçlü kamu sağlığını sağlanmak için reformun şart olduğu da vurgulandı.
Sağlık politikasında koruyucu sağlık hizmetlerinin ön plana çıkartılması gerektiği ifade edilen açıklamada, koruyucu sağlık hizmetlerinin ön plana çıktığı bir sistemde sağlık harcamalarının da azalacağı ve toplumun sağlığının korunmuş olacağı işaret edildi.
“Basamak hekimliği sistemi ivedi yürürlüğe girmelidir” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Yarım kalan, bitirilemeyen Güzelyurt hastanesi bitirilmeli, Girne hastanesi hızlıca şeffaf ihaleler ile bitirilip hizmete açılmalıdır. Yeterli sağlık personeli bu yerler için istihdam edilmelidir.
Sağlığın bütçedeki oranı en az %10'un üzerine çıkartılmalıdır. Ülkemizdeki yabancı öğrencilerden alınan sağlık harcı kayıptır. Bilindiği gibi kamusal sağlık sisteminin önemli bir kullanıcısı da yabancı öğrencilerdir. Bu kaynak, fon sağlık bütçesine aktarılmalıdır.
Olmayan sağlık politikaları nedeni ile, idamesi imkansız olan sağlık sistemimizde yeni yılda, yeni bütçe ile daha da sıkıntıya gireceği nettir. Toplum odaklı, koruyucu sağlık hizmetlerinin ön planda olacağı sisteminin kurulması gereklidir. Bakanlığın görevi her insan için anayasal bir hak olan sağlık hakkının sağlanması, korunması ve idamesi için ivedi tedbirler almak ve sağlık sistemindeki krizi ortadan kaldırıp, temelini krizlere cevap verebilecek şekilde yeniden kurmaktır. Biz KTTB olarak Sağlık Bakanlığı ile her türlü işbirliğine ve birlikte çalışmaya açık olduğumuzu vurgulamak  ve iş birliği çağrısı yapmak isteriz.”