Orta Çağ’da aristokratlar toplumun imtiyazlılarıydı. Soylular da denirdi, aristokratlar da denirdi onlara. Soylular, imtiyazlı sınıfıydı toplumun o zamanlarda.
Ve inanılırdı ki soyluluk, miras gibi Tanrı’dan geçerdi. Bu nedenle ekâbirden sayılırdı soylular.
Evlatları, aşağı sınıfların evlatlarıyla evlilik yapamazlardı. Gençler birbirlerini sevseler de, hem de delicesine... Kıyametler koparırdı asiller; gençler zil zurna âşık bile olsalar birbirlerine, neticede hüsranla sonuçlanırdı bu tür aşklar.
İşte edebiyatta harika bazı örnekler: En başta Romeo ve Juliet, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı ve daha birçoğu... Aşklar hep böyle aşklar aynen.Daha konularını gerçeklerden alan nice destanlar, efsaneler... Sınıf farklılığı nedeniyle asla kavuşamazdı âşıklar birbirlerine. Bu destan ve efsaneler ekseriyetle ölümle sonuçlanırdı. Bunlar ağlayarak okunur veya anlatılırdı genellikle.Gel zaman, git zaman... Demokrasi yerleşti tarihin evrimiyle. Sonuçta kast sistemi yıkılıp yok oldu zaman içinde, demokrasinin gelmesiyle. Katı sınıflar homojen halklara dönüştü.
Eşitlik, özgürlük, adalet derken; aklın çağı olan 18. yüzyıl devrimleriyle halklar egemenliklerine sahip oldu.
Darmadağın oldu aristokrasiler... Tarihe karıştı monarşiler, oligarşiler... Diktatörlükler de bir tarih oldu.
Buna karşın günümüzde hâlâ diktatörlük rolünü oynamak heveslilerine, alayvari bir tebessümle “günaydın” demek gerekir sadece.
Aşk Ve Soyluluk
Teoman Ersöz
Yorumlar