Görüşme sürecine girildiği bu günlerde bazıları rahat.
Bazıları bu kez devenin hendeği atlayacağını sanıyor.
Bazıları bu konuda daha kararlı. Bildik sloganı tekrarlamaktan hiç beis duymuyor.
“Kıbrıs’ta barış engellenemez!..”
Şeytan dürtüyor:
“Barışı engelleyen kim?”
“Vallaha o benim için debirmuamma!..  Eğer AKEL ‘Evet’ deseydi, şimdiye çoktan AB üyesi olurduk!..”
“Yani!..”
“CTP’nin kadim dostları ‘OXİ’ diyerek barışı engellediler!..”
“Ama, AKEL aynı görüşü savunmuyor. Buna karşılık KiliseTürklerle yapılacak bir olası barıştan endişe ediyor.”
“Biraz abartmıyorlar mı?”
“Hiç sanmıyorum. Çünkü, Kilise, Kıbrıs’taki saf Elen ırkının Türklerle karışabileceği için buna sıcak bakmıyor. Bu arada özellikle Türkiye’nin Ada’daki bu karışıklıktan, yani karışmadan medet umduğunu düşünüyor.”
“Biraz açarmısın?”
“Tabii; Türkiye’nin AB üyesi olacak bir Kuzey Kıbrıs sayesinde bir ayağını Brüksell’e sokacacağını, bunun da çok kısa vadede, bazı Kıbrıslı Türk işadamlarının Güney’de dar boğazda sıkışıp kalmış Helen firmaların Türk sermayesinin denetimine geçme olasılığından söz ediyor.”
“Türkler Rum firmalarını mı satın alacak?”
“Neden olmasın, bizim ekonomimiz dizleri üstüne düşmüş durumda. Oysa Türkiye, bu yılın sonunda G-20’lerin liderliğini üstlenecek!..”
“G-20 liderliği mi? Kim bu G-20’ler?”
“Şu kadarını belirteyim ki, Avrupa’dan sadece Rusya dışında Fransa, Almanya, İtalya, Birleşik Krallık bulunuyor. Tabii bütün AB ülkeleri de ayrıca temsil ediliyor.”
“Yani, Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimindeki  bazı önemli kuruluşları satın alması sadece bir hayal ürünü olmayabilir!..”
“Tabii ki!..”
“O zaman Kilise’nin bu plana OXİ demesi beklenebilir.”
“Evet, böyle bir olasılık var. Zaten Kilise Rumlarla Türklerin hiçbir şekilde içiçe olmasını istemiyor.”
Zaten iki kesimli, iki bölgeli ve BM parametrelerne uygun bir çözüm olmayacak mı?”
“Evet, ama bütün bunlar AB normlarına göre olacak!”
“O durumda zaten iki kesimlilik kendiliğinden kalkacak. Rumlar Kuzey sahil şeridinde bıraktıkları topraklarına dönecekler. Bu durum hem iyi, hem de kötü. Çünkü, evsiz Türkler yeniden Limasol, Larnaka ve Baf köylerine dönecek. Bir başa deyişle Türkler bütün Ada’ya dağılacak. Düne kadar Kıbrıs’ta sadece ‘Pontus’ ve Rum çeteleri varken, buna özellikle Karadeniz kökenli Türk çeteleri eklenecek. Güney’de bir çeşit Türkçe konuşan Pontuslularla Karadeniz uşakları yanyana geldi mi, ayıkla pirincin taşını!..”
“Yani, başımıza katmerli bir bela mı alacağız?”
“Evet, aynen öyle!..”
 
***
Efendim, son zamanlarda milliyetçi kesimin yeni Annan Planı’na ılımlı bakmasını, Volkan Gazetesi ve milliyetçi kesimin plana “Hayır” dememesini bu gizli plana bağlayanlar bile var.
Türklerdeki bu sessizliği, vurdum duymazlığa da bağlayan var; fırtına öncesi sessizliğin bir işareti sayanlar da!..
Kısaca herkes çeşitli küçük hesaplar veya stratejik kaygılarla yeni planı destekliyor.
Bana gelince:

1.      Annan Planı’na “Hayır” demiştim. İkincisine de “Hayır, diyorum. Hem ikincisi eskisinden çok daha fazla toprak talebinde bulunuyor. Çok daha tehlikeli…
2.      Korkulu rüya görmektense uyanık kalmayı yeğleyenlerdenim. Kanımca Sayın Eroğlu da benim gibi uyanık kalmayı sevenlerden.

Efendim, saygılarımla!..