Zannedersem , Kıbrıs’taki, süreçle ilgili olarak  hazırlanan, ortak metnin bir ABD , NATO patentli olduğunu ilk , bu sütundan, ben yazmıştım .
     Patentin de niye ABD ‘ den geldiğini, izah etmiştim.
     Rus ve Çin tehlikesi .
     Rus ve Çin’in Akdeniz’de tutunmasına, ABD rıza gösterip içine sindiremedi .
     Hele hele , enerji kaynakları sayesinde Rus’un, Kıbrıs ve dolayısı ile Doğu Akdeniz’e demir  atmasına göz yumması mümkün değildi .
     Soğuk savaş, 1990 ‘ da sona erdi .
     Putin’in gelmesi ile de , kapitalist savaş başladı .
     Hem, enerjide .
     Hem de , dünya haritasında .
     Putin , ABD ‘nin karşısında, hem ekonomik .
     Hem, askersel .
     Hem de, enerji kaynakları kazanması açısından, ABD’ yi sollamıştır .
     Bütün bu etmenler , Güneyin , doğuya , Rus ve Çin’ e kayması olasılığı karşısında . NATO ‘ nun babası ve başkomutanı ABD ‘ yi Kıbrıs’a odaklanmaya
sevk etmiştir .
     Bu irdelemeyi, tekrar okurlarıma, hatırlatmak istedim .
     Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra . Bizdeki bazı politikacıların bunu görmemesini ve ABD ‘in veya NATO ‘ nun bu işin içinde “olmadıkları “ yollu
açıklamalar yapmalarına karşın . Halkı aptal , kendilerini de açıkgöz  sanan  deve kuşlarına benzettim .
     Son safhası ile , ABD ‘ nin Kıbrıs süreci içinde olmadığını söyleyen, bu bazı siyasilere pes doğrusu .
     Ortak metnin hazırlanmasında , mekik diplomasisi yapan ABD ‘ li diplomatları ne çabuk unuttular .
     ABD . Bal gibi süreci yöneten bir pozisyondadır .
     Bu ister kabul edilsin .
     İster reddedilsin .
     Zaten halk gelişmeleri yaşayarak görüyor .
     Halkın gözünden hiç bir şey kaçmıyor .
     “ABD ‘ nin süreci yönlendirip, müzakereleri başlattığını” geçen haftalarda , güneyin Dış İşleri Bakanı Katsulides , dile getirmişti .
     “ Ortak Metin , baskı ile kabul ettirildi “ demişti .
     Demek ki , bu baskı ABD’ den gelmiştir .
     Bütün bunları teyit edecek gelişmeler devam etmekte ve yenileri ortaya çıkmaktadır .
     Son , güneydeki medyadan verilen haberlere göre , ABD ‘ nin Dış İşleri Bakanı Kerry, mart ayında Kıbrıs sorununu bitirmek için adaya geliyormuş .
     ABD ‘ nin balıklama , bu işin üzerine daldığının ispatı, şu haberle teyit edilmektedir :
     Filelefteros gazetesine göre , yeni sahnenin son perdesi Washington’da
hazırlandığını ve çeşitli düzeydeki hareketlerle uygulanacağını . BM ‘ nin artık prosedürde başkanlık edeceğini , başrol oynamadığını . ABD ‘ nin lokomotif görev üstlendiğini yazdı .
     Bu haberini destekleyici , iki planı da okurlarına sundu :
     Dış İşleri Bakanı Kerry ‘nin,  Lefkoşa’yı ziyareti , Kıbrıs sorununu üstlendiğini . ABD ‘ nin Lefkoşa Büyükelçisi ile devamlı irtibat halinde olduğunu . Prosedür ilerlerse , Kerry’nin Martta adaya geleceğini .
     Diğer plan ise :
     Müzakerelerin başarılı gitmesi halinde , Başkan yardımcısının adaya ziyareti de programlandı .
     ABD’ anlaşmanın, 2 ay içinde sonlandırılmasını istemekte .
     ABD ‘nin bölgedeki stratejilerinden bir tanesini teşkil ediyor, Kıbrıs .
     Kıbrıs, bu stratejilerin içerisinde bir nokta .
     Sovyetlerin dağılmasından sonra , yeniden şekillendirilmeye çalışılan dünyamızda. Elbette ki, Kıbrıs adası da şekillendirilecektir .
     Enerjisiz bir dünya hakimiyeti ve sömürü düzeni olamaz .
     Bu, Emperyal’lerin değişmez ilkelerinden biridir .
     Bu nedenle BM ‘ ler Genel Sekreterinin insiyatifinde başlatılan Kıbrıs müzakereleri. İnsiyatif değiştirerek BM ‘ lerden alındı .
     ABD ‘ nin başını çektiği koalisyon güçleri ve onun baş komutanına verildi .
     BM ‘ ler, bir nev’i, By pass edildi .
     Ortak metin , Rum’ların lehine hazırlandığı için , bu insiyatif değişikliğine
karşı çıkma hareketinde bulunmadı .
     Bu durumda , BM ‘ ler daimi üyeleri, bu insiyatif değişikliği karşısında , bu güne kadar. Her hangi  bir harekette bulunmadı .
     Yalnız Rusya  “ dışarıdan empoze edilecek  çözüm paketlerine “ karşı
çıktı . O kadar .
     Yapılmakta olan görüşmeler , BM ‘ ler Genel Sekreterliğinin iyi niyet misyonundan çıkmış , ABD ‘ nin baskıcı misyonuna girmiştir .
     BM ‘ ler , prosedüre başkanlık etmekte ve tutanak tutmaktadır .
     Ortak metinde , Kıbrıs Türk Halk’ı için olmazsa olmazı olan egemenlik yok .
     “Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası , evrim değiştirecek ve Federal Anayasa’ya dönüşecek  .“
     Evrimleşme de , uzun bir sürede mümkün olur .
     ABD , bunu, iki ayda yapmak istiyor .
     ABD ‘nin elini çabuk tutmasının nedenlerinden biri de , Türkiye’deki AKP ‘ nin ülke içindeki iç dinamikleri .
     Bilindiği gibi , martta Türkiye‘de yerel seçim var .
     Oylarını ciddi şekilde düşüren bir AKP , süreçte görüşülmekte olan bu ortak metnin müzakeresini, devam ettirebilir mi ?
     Öyle bir oy kaybı , AKP ‘ yi erken bir genel seçime yönlendirmez mi ?
     2015 ‘ te Cumhurbaşkanlığı seçimi var .
     Dolayısı ile , mart sonuna kadar bu işi , koalisyon güçlerinin başı bitirmek ister .
     İşi, sağlama bağlamak istiyor .
     Anlaşmayı da , mart sonuna doğru referanduma sundurarak , Türkiye’deki yerel seçimlere de, doping yapmış olmaz mı ?
     Tabii, bunun, tersi de olabilir .
     Doping gelecek diye , bu defa oylar gider .
     Acaba tarih, tekerrür mü ediyor  ?
     1960’ta  da , ada, Komünizme kaymasın diye . Nato tarafından Üniter Devlet kurulmuştu .
     63 – 74 arası yapılan toplumlar arası görüşmelerde de , hep bu batılılar ve koalisyon güçleri , rahmetli Denktaş Bey’e , Rumların isteklerini kabul etmesi için, baskı yapıyorlardı .
     Gerekçe de , Makarios’un Sovyetlere kaymasından korkuyorlardı .
     Yine ayni gerekçe ile , 15 Temmuz 1974 ‘ te Makarios’a yapılan darbe de
ABD patentli değil miydi ?
     Şimdi gerekçe, yine ayni .
     Rusya ve Çin’in, Akdeniz’de etkinliğinin önüne geçilmesi .
     Her defasında , adadaki Kıbrıs Türk Halkının çıkarları çiğnenerek . Emperyal ülkelerin çıkarlarına, yem edilmektedir .
     Buradan bir soru sormak istiyorum  :
     Hangi sorunlu ülke ve bölgelere giden, ABD patentli anlaşma metinleri, barış ve huzur götürdü ?
     Dünyamızın, hali ortada .
     Son söz . Ben bu ortak metinde , birleştirici unsurlardan çok , çatıştırıcı unsurlar görüyorum .
     Buna, karşı çıkacak olanlar, olabilir .
     Saygı da, duyarım .
     Ama, bu metne, benim bakış açım, bu .
     Çarşambaya , gelişen ve değişen gündemlerle buluşmak üzere .