İnsan, düşünen bir varlık olarak tanımlanmakta günümüze kadar, ta ilk çağdan itibaren. Düşünme oluşumu düşünceleri veya düşüncenin eş anlamlısı fikirleri meydana getirmektedir.
Düşünme oluşumunu en çok insanın öz niteliklerinden biri olan konuşmasından fark eder insanlar. O zaman insan tanımında düşünme yanında konuşma özelliğini de eklersek belki de daha doğru bir tanıma ulaşabiliriz. Bu demek ki öz niteliğidir insanın konuşmak.
İstatistiksel bir doğrulukla konuşmayı uygulayan etmenleri çoğu kez ağız, dil, eller, kollar, ses, mimikler olarak sıralayabiliriz. İletişimde kullanılan etmenlerdir bunlar. Kanımca Aristo'nun insan tanımına düşünme yanında konuşmayı da eklemek insan tanımı adına tamamlayıcı olur.
İletişimi sadece insanlar değildir sağlayan. Hayvanların da birbirleriyle iletişim kurdukları bilimsel bir gerçekliktir.
Buna mukabil insanların gözleriyle de nasıl konuşup anlaştıkları herkesin malumudur. Konuşurken niye insanlar bakıyorlar birbirlerinin gözlerine? Bilinir ki herhangi bir iletişimde gözler ve bakışlar çok önemlidir.
Çoğu kez söylemez miyiz kişinin doğru söylediğini gözlerinden anladım diyerek?
Hatta gözler o kadar güven vermekte ki insana, “Gözler yalan söylemez.” diye söylenir konuşma esnasında.
Bazen de bir insanın konuşurken karşısındaki kişinin gözlerini kaçırdığını fark etmesi bir güvensizliği ifade etmektedir. Ve bir de deriz ki ardından: “Gözler yalan söylemez.”
İşte bu ifade ile insanlar arasında güvenin ne kadar önemli olduğu belirtilmektedir.