Hayli ilginçtir...  Rumlar yıllarca bizi veya Türk askerini vurmak için gerek Rusya’dan, gerek Mısır ve gerekse Çekoslovakya’dan silah ve tank satın aldı.  Bir milletin bir başka milletten silah satın alabilmesi için, çok iyi ilişkiler içinde olması lazım.  Tıpkı Rumların bu ülkelerle olan dostluğu (!) veya kardeşliği (!) gibi.  Böyle kardeşlik mi olur?  Oluyor işte çıkarlar söz konusu olunca.

            Rumları iki şeye benzetiyorum.  Bunlardan birisi Ermeni fahişelerine, diğerini de bardağa konan suya, hani hangi kaba koyarsanız onun şeklini alıyor.

            Bizim eski mücahit ve bürokrat arkadaşlardan dostumuz rahmetlik Kemal Pehlivan vardı.  Onunla uzun zaman İskan Dairesi’nde çalışmıştık.  Ganimetin ve Rum evlerinin bol olduğu bir zamanda, yani harekat sonrasında bazı kişiler türemişti.  O üç kağıtçı kişiler her gelen bakanla, her müsteşar ve her müdürle içli dışlı olurdu.  Bu sadece İskan Bakanlığı veya İskan Dairesi’nde değil, bütün dairelerde böyleydi.

            Zaman zaman bu kişilerin bazı kişilerce parayla dıştan tutularak iş takip ettikleri biliniyordu.  Böyle adamlar karşımıza geldi mi, adeta onları kovasımız gelirdi.  Çünkü bütün işleri üç kağıtçılıktı.

            Bir gün o adamlardan birisi biz toplantıdayken içeriye dalmıştı patavatsızca.  Yine bir iş peşindeydi o adam.

            O adam odadan çıkınca rahmetlik Kemal Pehlivan bize şöyle demişti:

            “Bu ve bunun gibi adamlar, her erkekle yatan Ermeni fahişelerine benzer.  Yani onların bedenleri ve amiyane bir tabirle cinsel uzuvları herkesinkine uyuyor.”

            Nedense Rumların şu Ermeni karılarına benzetilmesi geldi aklıma, ABD’nin Rumlardan Rus tanklarını Ukrayna için istemesi.

            Yani Rumlar dün Rusya ile sözde dosttular, şimdi de ABD ile dost.

            Çoğu insan hatırlayacaktır...  Rumlar silahlanmak için Rusyadan hem silah, hem de tank satın almıştı zamanında.

            Gördünüz mü?  Şimdi Rumlar Rusya’yı, Ukrayna üzerinden Rusya’yı vuruyor kendi tankları ile.

            Yani hayat sürprizlerle doludur.  Dünyanın hali bugün şöyledir, yarın da böyle olur.

            Kim derdi Rusya bir gün Ukrayna ile savaşa gireceğini ve Rumlara sattıkları Rus tankları ile Rumlar eliyle vurulacağını?

            Tabii ki Rumlar yine de tedbiri elden bırakmıyorlar Ermeni karıları gibi.

            Ve Rum tarafı, ABD’ye şu yanıtı veriyor, kendi çıkarlarını garantiye almak için:

            “Bu silahları takas edebiliriz ancak.   ABD bize, bu silahların yerine, özellikle hava savunma sitemleri yerine Amerikan Patriot sistemlerinin verilmesi halinde bu öneriye derhal evet diyeceğiz” diyorlar.

            Yunan kaynaklı bir habere göre Rumların iki parti halinde 1977 yılında Rusya’dan almış oldukları T-80U ve BMP-3 tipi tanklarla, Mİ-35 tipi saldırı helikopterleri, TOR/M1 ve BUK-M1-2 TİPİ hava savunma sitemleri bulunuyor.

            Rumlar silah alımına 21 Aralık 1963 olayları ile başladı ve hiç durmadı.  Rusya ve diğer ülkelerden silah alması bir yana, ada Türklerini tam on bir yıl gettolara hapesttikleri yetmemiş gibi, yine de efelenerek Türk askerine kafa tutmuş ve Türkiye’nin garantörlük hakkını göz ardı etmişlerdir.

            Rumların silahlanmaları, 1974 Mutlu Barış Harekatı ile daha da yoğunluk kazandı ve durmaksızın adaya silah sevkiyatına devam edildi.

            Hatta Rumlar silah alımı için her yıl bütçelerine yüklü bir para koyuyorlar.  Niçin?

            Türkiye’yi bir köşeye sıkıştırarak saldırıya geçmek, Türk askerini vurmek ve adanın tümüne çöreklenmek için.

            Şu gavur milleti hala avuçlarını yalamaya devam ediyorlar da akılları başlarına gelmiyor.

            Halbuki Türkiye’nin bölgenin huzur ve barışı için her dönemde önemli rol oynadığının ve itibarının arttığının farkında değiller.

            Kaldı ki şu Ermeni karılarına benzeyen Rumlar,  Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını, Türk askerinin 1974’teki askeri operasyonuna benzeterek acayip açıklamalar yapmışlardı.  Ne alaka?

            Türkiye bu adaya askeri çıkarma yapmışsa, garanti anlaşmalarından doğan müdahale hakkına dayanarak yapmıştır.  Kaldı ki Rumlar 15 Temmuz 1974 Makarios darbesi sonrasında adayı Yunanistan’a ilhak ettiklerini açıklamışlar  ama Türk askerinin adaya çıkarma yapacağına ihtimal vermemişlerdi.

            Bir de şu on bir yıllık getto hayatımız sürecinde Rumların, olası bir Türk çıkarmasını engellemek için adanın dört bir sahiline kalın beton mevziler yaptıklarına şahit olmuştuk.

            Yani diyeceğim şudur:

            Elbet bir gün bütün dünya şu gavur milletinn ne mal olduğunu iyice anlayacaktır.

            Bırakın Rusya’dan satın almış oldukları silahlarla Ukrayna üzerinden yine Rusya’yı vursunlar.

            Ben şuna inanıyorum...  Mutlaka ama mutlaka bir gün Rumlarla Ruslar karşı karşıya gelecekler ve kendi gerçekleri ile hesaplaşacaklardır.

            Her ne  ise... Bekleyip göreceğiz.