Eyy Dağ yürü

Ve kana ey kalbim

Kıtlıktan kırım ve kıyımdan geçtim / alıp alıp veriyordu

İçim kırlangıç içer gibi suyu / Hayat alıp alıp veriyordu.

Denizler geçtim ben / seviştim / tuz bastım hançerin

saplanmış sırtıma açtığı yaraya.

Dağlar aştım ben ateşi tanıdım çaldım tanrılarından

Karanlığın / düze taşıdım ceylanın sevdanın / hain

pusularda avladılar / kanadım.

Yaramdan aktı deniz / açtı çiçek cengârını önüme

sürdüm aşkın terkedilmiş toprağını da

çimenine dayayıp ağzımı / suyunu içtim.

Eyy sütü hayatın

sar yaramı

narınla

ak ağzıma

Açalım saklısında suyun ve toprağın tuzun ve yaranın

saklısında beklettiğimiz bin yıldır / karanfil tadında

bir bıçağı / yaprağından gülün sıyırıp /aşkında suyun

tarasen saçlarını / rüzgârın olayım.......

Kuş çakımı bir suyun balkıması ve düşmüş oyunda

incitmiş dizini çocuk ağlaması / nedeni yok komşusuna

düşman bir sokak karanlığı ve kabzası olmuş tüfeğin

genç insan kolları.

Diri bildiklerimiz yarınsız / gününü yaşamamış

Ölülerimiz.....

kurumuş bir ağaçta unutulmuş ter alınteri ve köksüz sevinçleri

aybaşılarının korkuları ilk kez kan

Zaptiye bekler düşleri / yolundan çıkmaz hiç yolcular

kurutulmuş cebirle ağaçlarında hayatın plastik çiçek heykelleri.

çürümüş bedeni hayatın........

Eyy dağ yürü

kana eyy kalbim

ve aç narını

şakı şarkını

öt ve uç

merhemisin yangın hasretimin

Sar yaramı