Beğenelim beğenmeyelim 1963 yılından 1974 yılına kadar bölük pörçük adanın % 3 – 5’ine dağılmış olarak Denktaş, Doktor Küçük, Elçilik ortak yönetimi ( 63 – 67 arası Bayraktar sancaktar ) altında yaşayan bizler 1974 ile belli bir coğrafyada, bir arada toplaşma olanağına kavuşunca, Kıbrıs Türkleri olarak neredeyse sudan çıkmış balık gibiydik.

Yok hayır ölmeye yakın babında değil de şaşkınlık içindeydi. Güneyden kuzeye göçen Türkler ve kuzeyden güneye göçen Rumların geride bıraktıkları.

Yaklaşık 200 sanayi tesisi / fabrika binlerce dönüm başta narenciye olmak üzere meyve bahçesi yine binlerce dönüm sulu ve kuru tarım arazileri güneyden göç eden Türklere 6 defa belki de 7 defa yetecek sayıda konut

1974 öncesi un fabrikası kola fabrikası Hamit Ustanın mobilya atölyesi ve benzerleri dışında Arastası, Bandabuliyası olan insanlardık ve erkek nüfusun nerdeyse % 85 – 90’ı mücahit polis ya da çok işlevsel olmayan memurdan ibaretti.

Zor yılları, yoksulluğu ve direnişi paylaşan Kıbrıs Türk halkı bir yere toplaşıp da devlet olabilmeye doğru emeklemeye başlamak üzereyken, rüyasında göremeyeceği bir varsıllık içinde şaşkın ördeğe dönmüştü.

Yine de Sanayi Holding, Eti gibi kuruluşları akledebilmiş ve fakat yönetme nedir konusunda bilgisiz ve deneyimsiz halde ve de tek siyasi partisi CTP iken ( halkın % 8 – 10 kadarına ulaşabilen / elbette ki 1973 Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkan Muavinliği seçimlerinde Ahmet Midhat Berberoğlu CTP adayı olarak seçime girmiş ve evet Türkiye Cumhuriyeti Elçisinin ve dahi doğrudan Türkiye’nin müdahale ve baskılarıyla adaylıktan çekilme mecburiyetinde kalmıştır. Bu konu başka uzun yazılara konu olacaktır ) birden bire denecek bir hızla limanları hava alanları sanayi tesisleri ve ihtiyacın çok çok üstünde konut ile hem hal olan Kıbrıs Türkleri bir yandan yönetim babındaki büyük acemilikleri ( ki bunun sebepleri arasında Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine güvenmeyerek her işlerine müdahil olması da ön sıralardadır.)

Bir yandan da yönetme ve dahi hayat acemisi olan Kıbrıs Türkleri bir de tepeden inme Meclis olgusu ile karşılaşınca dibelik pusulayı kaybetmiş ve kendi tırnakları ile kazıya kazıya inşa etmesi gereken demokrasi ve devlet kurumlarını bu gün halâ olması gereken yerden fersah fersah geride bir kaotik halde yaşıyoruz seçenler seçilenler ve dahi seçme yaşına gelmemiş olanlar olarak top yekün.

Bu gün 2026 ve biz 1974 yılından hatta 1963 yılından beri demokrasi insanlı hakları yönetim biçimleri ve alışkanlıkları konusunda sürünmekten emekleme aşamasına ha geçtik yok hayır GEÇEMEDİK konumundayız

( devam edecek )