Kurucu meclisin kurulma aşamasında atılan her bir adım güzel günlere doğru değil işte bu günlere taş döşüyordu
Denktaş Bey’in kontenjanı vardı, partilerin de ikişer kontenjanı vardı ( UBP iktidardaki parti olduğuna göre onun ikiden çoktu belki de ) sendikalara derneklere / örgütlere kontenjanlar ilân edilmişti )
Korktuğum odur ki belgesel / bilimsel makale yazmadığım ve sadece yaşadığım ( yaşadığınız ) her olayın bu günlere gelen yolun parke taşları olduğunun bilinci ile damıtılmış gözlemlerimi yazıyor olduğum halde : ( aha sen şöyle yazdıydın diye oysa o olay öyle değil böyleydi, ve kimse Berberoğlu’na mesela ayak oyunu çekmediydi yanlış hatırlıyorsun ( yanlış hatırlıyorsun iddiasını dert etmem de, arkasından gelmesi kuvvetle muhtemel o günleri yaşamayan gençlerimize yanlış anlatıyorsun saçma ithamdan, bu ithama da onların yönettiği okullarda okuyan, onların medyalarına mahkum gençlerin onlara inanma olasılığıdır )
Ancak şunu da gönül rahatlığı ile söyleye bilirim ki önceleri okullarda okutulan tarih derslerinde kullanılan tarih kitapları da ve o kitaplar şöven hatta gerici anlayışla yazılmıştır, biz yeni ve barışçı insancıl tarih kitapları yazıp okutacağız diyenlerin de kaynakları sözlü tarih saçmalığı, böbürlenmesi ve hatta dangalaklığı sayesinde yazdırdıkları ve okuttukları şey tarih değil martavaldır. ( düşünün ki bütün gizli örgütler en dar kadrolar ile kurulup faaliyet yaparken TMT nin kurucu sayısı sözlü tarih kaynaklarına göre şu anda yaşı yetmişi geçen yaşayan ya da ölmüş her kestir ve hatta Mücahideler kol ordusundan bile söz edeceğiz bu gidişle )
Kimse umursamadığı daha da kötüsü okumadıkları için bilmiyorlar.
TMT’nin İngiliz askerlerine yardımcı olmak için kurulduğunu yazan anlı şanlı adı bende saklı milliyetçi yazıcılar ve onların uyduruk kitapları da var ve 1950’lerin sonlarında 1960’ların başlarında Baf Kazasından , kaza köylerinden ya da Leymosun, Lârnaka kaza köylerinden özellikle de Cuma pazarları ( çarşılar, leblebi boyalı leblebi ille de tahin helvası ve gündelik / yabanlık ( özel günler ve gezmeler için ) basmadır satendir ipeklidir, neyse artık kumaş ve kundura almaya gelenlerin Şeher’de ( bu Lefkoşa’dır ve küçük şeher’ler olan Mağusa, Limasol gibi kaza merkezlerinde kullandıkları her Rumca kelime için yarım şilin ( beş İngiliz sömürge kuruşu ) ve her cümle için de at nalı gibi bir çifte şilin ceza yazan ve yazmakla kalmayıp tahsil eden ( çatır çatır alan ) hümanist barışperest solcular da ..
Yani da işte, ( iki şilin / yirmi kuruş ve bir İngiliz lirasının onda biri fiyatında metal paraydı çifte şilin ve ancak, hali vakti yerinde olanlar için ortalama bir paraydı, gün işleyip gün yiyen ya da ertesi gün de işe tarlaya gidebilsin diye çalışan insanlar ve onların aileleri için o kadar önemli bir nakitti ki anneler birkaç yılda bir kutlayabildikleri evlat doğum günlerinde yaptıkları keyik içerisine henüz hamur halde iken çifte şilin gömerlerdi de kime kesilen parçanın içinden çıkarsa, neredeyse büyük ikramiye kazanılmış dombulâ ; 1980’lerden itibaren tombala diye sesleyerek olayın hengâmesi katledildi, hiç tombala sesi dombulâ sesinin yerini alabilir mi. Tombala boş teneke gürültüsü gibi tangır tungur bir ses, dombulâ ise lâ işte lâ, şenlikli sevinçli bir ses tadındaydı ( anneler yapardı opersyonu da doğum günü çocuğuna çıkardı çifte şilin genellikle)
Seviyorum yazmayı, yazıda beni seviyor olmalı ki örneğin ilkokul arkadaşımı anlatmak için giriştiğim yazı serüveni Kıbrıs’ın bütün ilkokullarından sonra da uzun bir atlayışla dünyada ilk okulların serancamına kadar uzanabilir.
Yine öyle oldu devamı yarın, yarınki yarın )