BM Genel kurulunda alınan 4 Mart 1964 tarihli ve 186 sayılı karar, alındığı gün ve kısa erimli sonrası için bizim ( Kıbrıs Türkleri ) için hiç de kötü olan bir karar değildi ve keşke o kararın alınma sürecinde, o kararda atıf yapılan / adı zikredilen / Kıbrıs adasında ve cumhuriyetinde süren olağanüstü ve kötü silahlı çatışma ortamını toparlama görevi verilen KIBRIS CUMHURİYETİ HÜKÜMETİNİN, elinde veto hakkı da olan CUMHURBAŞKAN MUAVİNİ Dr FAZIL KÜÇÜK de New York’ta BM GENEL KURUL SALONUNDA OLSAYDI.
Hal böyle olsaydı hiç de kolay olmayacaktı Kıbrıs Hükümeti atıfına Makarios’un tek başına, hükümet benim diye kurum kurum kurularak oturması.
Denktaş Bey ( toprağı bol olsun ) karardan sonra ‘‘ ben Makarios’u tanırım , şimdi bu kararın üstüne konup her türlüğü kötülüğü yapacak ’’ mealindeki konuşmasında şüphesiz ki haklıydı ve fakat Dr Küçük’ün Türkiye tarafından New York’a getirilmesi için istekli ısrarcı hatta inatçı olmamakla çok büyük bir yanlışa ( ya da düşünemedik işte) düşmüştür ve daha acısı ne Türkiye’nin ne de Dr Küçük’ün, 1964 tarihli genel BM Genel Kuruluna KC hükümetinin en yetkili ikinci kişisi olarak katılması gerektiğinin hayati bir öneme haiz olduğunun bilincinde olmamaları olmuştur.
Hal böyle iken bile 4 Mart 1964 tarihli ve 186 sayılı kararın zaman içinde bu kadar aleyhimize dönmesi olası değildi eğer Türkiye Diplomasisi ve Kıbrıs Türk yöneticileri hakkıyla çalışmış olsaydı.
( İş bilmezliğimize ön görü yoksunluğumuza en basit iki örnek Yiğitler yolu ile Taksim sahasını çimlendirmek verilebilir )
Biz günü geldiğinde gerekeni yaparız diye bir diplomasi sakat bir diplomasidir, Tıpkı askersizleştirilmesi anlaşmalar altında olan Ege adalarının bircik bircik silahlandırılmasına günü gününe tepki vermeyip de adalar neredeyse her metrekaresi ile silahlandıktan sonra tepki vermenin çok da bir işe yaramadığı gibi.
Görelim biz neler eylemişiz geçmişte.
KC Anayasasının amir hükmüne karşı ( cemaatlerin kendi kültürel işlerini yönetmek üzere birer cemaat meclisleri olacaktır ) Kıbrıs Rumlarının bu cemaat meclisini kurmamasına ya da ölü kurmasına, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin ‘‘ olmaz öyle maskaralık / kurnazlık, cemaat meclisinizi kuracaksınız. Siz kurmazsanız biz de kurduğumuz cemaat meclisini fesh eder ve size, Türkler kendilerİni cemaat meclisleri ile kültürel haklar çerçevesinde yönetecek bir ayrıcalıklı azınlıktır’’ deme ve hatta kanıtlama olanağını vermeyeceğiz demedik.
Ön görü meselesi, kahpe düşman lafazanlığına sığmayacak kadar ciddidir.
Bakınız, ön görünün çok basit bir örneği. Ünlü ve kahredici Akritas planının yazıcıları Makarios, Kipriyanu, Kliridis, Papadopullos
Bunlar aynı zamanda EOKA liderleriydiler ve hepsi de Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Cumhurbaşanı seçildi ve hatta kendi kitabında nasıl bir EOKA hayranı olduğunu zikreden Hristofyas’da Cumhurbaşkanı oldu ve Mehmet Ali Talat’ı aldattı.
Gündem
Güney
Spor
3.Sayfa
3 Mart 1964, 4 Mart’ın Öncesi
Cumhur Deliceırmak
Yorumlar