AB’ye öyle bayılıyorlar ki onun adına örgütler kurdular.
Büyük bir propaganda yürütülmesi ile meydanlara çıkıp onun uğruna helak oldular.
Seferber olup halka AB sevdası aşılama çabasına girişerek epey faaliyette bulundular...
Ancak gösterilen sevda ve büyük çabaya karşılık AB ne yapmıştır?
AB sevdası uğruna helak olunurken; AB, Türk halkına nasıl davranmıştır?
AB, bugüne kadar Türk halkına karşı sevgi göstermemiştir.
Aksine, Türk halkının kuyusunu kazmak için birçok karar alarak uygulama yönüne gitmiştir.
Mesela ne yapmıştır?
Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi mahkemelerinin KKTC’de de yetkili olduğunu ve alacağı kararların tüm AB ülkelerinde de uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
Yani, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi organlarının KKTC toprakları üzerinde söz söyleme ve karar alma hakkı olduğunu ifade etmiştir.
Daha açık bir dille, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tüm Kıbrıs üzerinde karar alması ve bunun geçerli olması yönünde görüş belirtmiştir.
Böyle bir şeyi bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Bu hakkımızı, hukukumuzu ve egemenliğimizi inkar etmek olur.
Fakat, bizim varlığımızı korumamız ve hakkımız AB’nin zerre kadar umurunda değildir.
Tıpkı, “Kıbrıs Cumhuriyeti” diye kabul ettiği Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 1960’ta kurulan Cumhuriyet olmamasını ve uluslar arası anlaşmaları umursamayarak onu AB üyesi yapması ve bilahare dönem başkanı yapmış olması gibi.
Bugün, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tüm Kıbrıs’ta söz sahibi yapmaya çalışan AB, geçmişte de yine Türk halkına diz çöktürmek için ihracatımızın önüne engel koyma yönüne gitmişti.
AB boynumuza ilmik geçirip, bizi teslim olmaya zorlarken, AB’ye bayılmaya ve AB için helak olunmaya devam edilmiştir.
Buna karşın AB; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni üye yaparak aleyhimize adım atmayı sürdürmüştür.
Referandum döneminde vaatlerde bulunarak bizi aldatma yönüne gitmiştir.
O da yetmedi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tüm Kıbrıs’ın yönetimi olarak kabul ettirmek için manevra üstüne manevra yapmaya başlamıştır.
Yok, Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile normal ilişki kursunmuş!..
Yok, Rum mahkemelerinin vereceği kararlar KKTC’de geçerli olsunmuş!..
AB’nin bu tavrına hay hay denilemez.
AB’nin böylesine haksız ve yanlı tavrına ancak ve ancak “hadi oradan” denilir.
AB’ye her şeyden önce şunu söylemek lazımdır:
Kıbrıs sorununu biz değil Rum liderliği yarattı.
Rumlar tarafından yaratılan Kıbrıs sorunu AB’nin koymaya çalıştığı kurallarla çözülemez.
Türk ve Rumların ortaklığında kurulan cumhuriyetin unvanını Rumlar gasp etti diye onlara boyun eğecek değiliz.
Yeniden müzakere masasına oturma sürecine girilirken AB’nin yanlı ve haksız tavrına bayılacak değiliz.
(8 Temmuz VATAN Gazetesi)
(8 Temmuz VATAN Gazetesi)