Ünlü iş adamı Halil Falyalı ile şoförünün geçen Salı gecesi uğradığı silahlı saldırı sonucunda öldürülmeleri kabul edilir birşey değildir.  Adeta memleketi şoke eden bu cinayet, gerçekten bazı düşünceleri de beraberinde getiriyor.

            Halil Falyalı büyük yatırım ve büyük başarılara imza atan ünlü bir iş adamıydı.  Ünlü iş adamı olması yanında, yardımseverliği ile de biliniyordu.

            Hani derler ya, “Büyük başın büyük belası vardır” diye...  Halil Falyalı da büyük bir iş adamıydı ama, öyle görünüyor ki gizli veya aşikar düşmanları vardı.

            Bu olay bana ünlü susurluk olayını ve Jasmine Court’un kumarhanesini işleten ünlü iş adamı Topal’ı hatırlattı.  Topal’ın ölümü de “büyük oynaması ve büyük kazınım ve yatırımlara dayanmasındandı” diyebiliriz.

            İnsanların iş hayatını ve özel hayatlarını bilemezsiniz.

            Ve düşünüyorum...

            Halil Falyalı ile alıp vereceği olan kişilerin bu kadar mı gözlerini kin bürümüş ki onu kurşun yağmuruna tutarak hayatını bitirmiştir?

            Ünlü şarkıcı İbrahim Tatlıses de büyük oynamasından ve perde arkasındaki kinlerden kurşunlanmıştı.  Bereket versin ki o ünlü şarkıcı ölmemiş ve yaralı kurtulmuştu.  Onun hesabı bitti mi bilemeyiz.  Ama yine de gizli bir kin var hala yüreğinde diye düşünüyorum.

            Halil Falyalı’nın hayatına kıyanlar, mutlaka profesyonel kıyıcılardı herhalde.  Bu işi o kadar planlayarak yapmışlar ki, sıktıkları kurşunların haddi hesabı olmadı. O kurşunlardan adamın kurtulması mucizeydi.  Tıpkı Amerika eski Başkanlarından John Kennedy’nin açık arabada süikaste kurban gitmesi gibi.  Kennedy’nin öldürülmesi siyaset ve büyük güçlerin hesaplarına dayanıyordu.  Ama Halil Falyalı’nın ölümü bambaşka nedenlere dayanıyor olsa gerek.

            Bu cinayetin arkasında büyük bir hesaplaşma veya büyük bir alacak verecek meselesi mi var?

            Cinayet sonrasında yapılan yorumlarda şunları duyduk ve işittik.

            Yok karapara aklaması, yok uyuşturucu, yok kaçakçılık ve daha neler.

            Şayet bu memlekette polis ve adalet varsa, bu işlerle uğraşanların peşine düşer, cezasını da verir.  Halil Falyalı’nın geçmişini veya yaptığı olası suçlarının (şayet varsa)  sorgulamasını yapma yetkisini kendimizde görmüyoruz.  Sadece yorumlara, yorum getiriyoruz. Bir de olay esnasında, eşinin kurşun geçirmez arabada olması ve Falyalı’nın hatalı bir şekilde normal bir arabaya binmesi, bu durumu yarattı ve hayatını bitirdi.

            Halil Falyalı kurşun geçirmez bir araca sahipseydi, demek her an için bir süikaste kurban gidebileceğinin endişesi içindeydi. 

            Dedik ya...

            Bu işi yapanlar profesyonel kişilerdir diye...

            Genel olarak olaya ve olayın seyrine baktığımızda, bu cinayetin iki kişi arasında bir hesaplaşma olmadığı intibaını veriyor, gelen haberlere göre.  Yani büyk boyutlu bir hesaplaşma.

            Polisimiz nemelazım canla başla bu ve buna benzer olaylarla gece gündüz uğraş veriyor.   O uğraş içinde polis nelerle karşılaşmaz ki...

            Gün geçmez ki gazetelerde uyuşturucu suçlularına ilişkin haber yayınlanmasın.  Hırsızlık, ırza geçme, sorumsuz kazalar ve kabul edilmez toplumsal ve bireysel olumsuzluklar...

            Bütün bunlara bakarak şu ifadeler geçiyor aklımdan.

            “Şu bizim minnacık ülkemiz neler olmuş?”

            Gerçekten bütün bu yaşananlara alışık olmadığımız içindir ki, kirlenen hayatımız ve ülkemiz, haliyle toplum olarak psikolojimizi bozuyor.

            Şayet Halil Falyalı bu süikast eylamından yaralı kurtulsaydı, mutlaka ama mutlaka bu işi kimlerin yaptığını bilecek ve ona göre, “göze göz, dişe diş” misali bir silahlı eylem hazırlığına girecekti.  Madem Falyalı’nın canına kastetmeyi birileri planlamış, elbette bunun da hesabı verilecektir.  Lakin Falyalı bu dünyadan göçtüğüne göre, bu olayın da “faili meçhul cinayetler” dosyası ile son bulabilir.

            Kutlu Adalı olayı da o dosyalardan biridir. 

            Anımsıyorum...  Karakum’daki evinde bir kadın mutfağında dana gibi doğranmış ve katili bulunamamıştı.  Hala daha o dosya öyle duruyor herhalde.  Dosya, suçlunun bulunmaması nedeniyle kapanmış olabilir, ama bir gün bir ip ucu, bir sinyal gelirse, o dosya yeniden açılabilir.

            Halil Falyalı’nın dosyası da “faili meçhul cinayetler” dosyaları arasına mı girecek?

            Sanırım direk veya endirek Türkiye polisi de bu işin peşine düştü.  Mesela İstanbul’da, bu cinayetle ilgili üç kişi tutuklanmış sanık olarak.  Bir de cinayet gecesi kiralık araba ile olay yerinde görülen birisi...

            Velhasıl ne söylesek boş...

            Koskoca Halil Falyalı yediği kurşunlarla bu dünyadan göçtü gitti ve arkasında bir sürü soru ve koca bir servet bıraktı.

            Bazen insan şöyle düşünür bu gibi olaylara tanık olunca.

            “Adı batsın o paranın da, o servetin de, o lüks hayatın da.”

            Gerçek o değil mi?  Kefenin cebi yok ki götüresiniz.  İnsana mütevazi bir ev, normal bir hayat ve sağlıklı yaşayacak kadar bir maaş yeterli değil mi?

            Yani yazık oldu Halil Falyalı’ya ve şoförüne.

            Allah’tan onlara gani gani rahmet, yaslı ailelerine başsağlığı diliyorum.

            İnşallah bu suçun failleri bir gün bulunur ve toplum da huzura kavuşur.  Bir de Halil Falyalı’nın ruhu...