Geçen yılın sonlarına doğru dünyanın beşinci en yüksek dağının zirvesine tırmanıp KKTC bayrağını diken ve o doruklarda dalgalandıran, 16 Aralık 2021 günü de bir çığ altında kalarak hayatını kaybeden, dünya dağcılık sporuna adını altın harflerle yazdıran Kıbrıs’lı Birkan Uzun’u unutmamak ve onun anısını yaşatmak, hepimize düşen bir görev olmalıdır.

            Birkan Uzun’un adını ve anısını yaşatırken, insan hem gurur duyuyor, hem de derin bir üzüntü duyuyor yüreğinde.

            Onun ölümü ile ilgili yazmış olduğum yazılarda “Onun heykeli bir yerlere dikilmeli, ismi meydanlara verilmelidir” demişimdir.

            Bizler, onun kardeşleri Kıbrıs Türkleri onunla gurur duyarken, devletin ona ve hatırasına sahip çıkmasını görmek, gerçekten gurur vericidir.

            Henüz onun başarısı ile sevinemezken onu kaybetmek ne kadar acıydı...

            İşte ilk adım, onun adını Karşıyaka’dadaki “Kıvanç”  tepesine vermekle atıldı.  “Birkan Uzun Tepesi” dendi o tepeye.  Yani bütün haritalara ve kütüklere onun adı yazılmış oldu.  O bölgenin mesaha ve tapu çalışmalarında, adı sicil defterlerine geçmiş oldu.

            Bir gün bir yerlerde açık bir mekanda arkadaşlarla otururken, bir biletçi gelmişti yanımıza.  Oldum olası o şans kapısını açık bırakırım, “Ya çıkarsa” kabilinden...  O biletçiden üç tane KKTC milli piyangosundan almıştım.  O biletlerin üzerinde rahmetli Birkan Uzun’un Amerika’nın VinsaonMassif Dağı’na KKTC bayrağını dikerken olan resmi vardı.  Ne yalan söyleyim duygulanmıştım.

            “Bravo be bizim millete” demiştim içimden.  Birkan Uzun’u yaşatmayı görev bilen bu millet, onu asla ve asla unutmak.

            Günlük “mail” listeme baktığımda Kültür Dairesi’nin düzenlemiş olduğu “Genç Sanatçılar Resim Yarışması-2022, Birkan Uzun Anısına” bir yarışmanın bildirimi vardı.

            Sanırım yarışmanın içeriğinde; “ille de Birkan Uzun Teması” olması gerekir diye bir şart yoktu.  Lakin genç sanatçılar eserleriyle bu yarışmaya katıldıklarında kullanacakları ifade, “Birkan Uzun Anısına düzenlenen resim yarışması” şeklinde olacaktır.

            Önemli olan vefadır.  Bizler ona vefalı davrandıkça ve onun adını yaşattıkça, o yüce insan huzur içinde uyuyacaktır o çukurun içinde.

            Ona inanıyorum ki, daha nice etkinlikte ve nice olaylarda onun anısına bazı organizasyonlar yapılacaktır.

            Henüz onun aramızdan ayrılışı çok yeni...

            Öyle olmasına rağmen bütün bunları düşünmek ve bunları yaparak onun adını yaşatmak muazzam bir vefa örneğidir.

            Yıllardan beri KKTC’yi yaşatmak ve yaşatırken de ülkemizin adını bütün dünyaya duyurmak için büyük uğraşlar vermekteyiz.  O kadar büyük emekler verilmiş ki, KKTC’nin adını duyurmak ve dünya kamuoyunun bilgisine getirmek için, ama bizler Birkan Uzun’un yaptığındaki etkiyi yaratamamıştık.  Yani Birkan kardeş, dünyanın en yüksek beş dağının doruklarına bayrağımızı dikerek sesimizi ve nefesimizi duyurmak için yapmış olduğu  bu zahmetli “vatan görevi” herşeyin çok çok üstünde bir etki yaratmıştır.

            Şayet merhum Lider Dr. Küçük, merhum devlet adamımız Rauf Denktaş hayatta olsalardı, kim bilir onunla nasıl gurur duyarlardı.

            Rauf Denktaş için yazmış olduğum “VAR OLMA SAVAŞIM” adlı kitabıma çok önemli bir hamlesini yazmıştım, KKTC’nin adını duyurmak adına.  O da, Denktaş’ın “Kurtlar Vadisi” adlı mafia dizisinde rol almasıydı.

            Bununla ilgili haberi okuduğumda şöyle düşünmüştüm:

            “Denktaş Bey bu diziye neden girdi?”

            O sorunun arkasında yatan gerçek, bu dizinin bütün dünya ülkeleri tarafından satın alınması ve dünya kamuoyunun bazı şeylere vakıf olmasıydı.

            İşte Denktaş onu düşünerek bu dizide yer almıştı.

            Denktaş’ın dizi kahramanı Necati Şaşmaz’la çekilmiş resmi, Milli Mücadele Müzesi’ni ve Boğaz Şehitliğini birlikte ziyaret etmeleri ve içerik olarak KKTC varlığından ve Kıbrıs Türkü’nün davasından söz edilmesi, çok büyük ve ustaca tasarlanmış bir senaryoydu.

            İşte Birkan Uzun da o anlamda tam beş hamle yapmış ve dünyanın en yüksek dağlarına bayrağımızı dikme projesini başlatmıştı.  En son çıktığı tepe, Amerika’nın VinsonMassif Dağı’ydı.  Ondan sonra ulaşmayı hedeflediği iki zirve vardı.  Bunlardan birisi Hindistan’ın Himalayalar, diğeri de Endonezya’nın Puncak Dağı’ydı.  Lakin ömrü buna yetmedi.

            Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın vefayı anlatan şu anlamlı sözleri, Birkan Uzun için çok büyük anlam ifade ediyor.  Ne demişti Ersin Tatar onun için?

            “Seni asla unutmayacak, unutturmayacağız.”

Allah’tan ona gani gani rahmetler dilerken, onun manevi hatırası önünde saygıyla eğilerek şu mesajı vermek istiyorum sevgili Birkan Uzun’a:

            “Sevgili Birkan Uzun...  Sen ölmedin ve hâlâ hatıralarımızda, gönüllerimizde ve milli benliğimizde yaşamaktasın ve yaşayacaksın.  Çünkü bu bizim görevimizdir.”