Son günlerde Kıbrıs’ın denizlerinde yer alan gelişmeler, doğal olarak diplomatik ve enformatik alanlara da yoğunluk ve canlılık getirdi. Siyaset platformlarından sokaktaki sosyal ortamlara kadar tüm ada sathında değişik bir canlılık ve renklilik sardı etrafı. Öyle gösteriyor ki bu devinim önümüzdeki yıllarda evrilerek devam edecektir. Kıbrısımız için hayırlara vesile olur İnşallah!
Meraklı sorgulamalar ve sorular, sonucun  ne olacağı, yıllardan sonra bu kadar önemli görüldü ve “kritik” bulundu. “Son 48 saat” gibi başlıklarla okuyucularına gaz  vermeye çalışan medya organları taşıdıkları yorumlarla da olası durumları ve “kriz” sonrasını değerlendirmeye aldılar. Kıbrısın gazı göstere göstere geliyordu!
Sonuçta taraflar birbirlerine rest çekme noktasında bir dengeye geldiler sayılır. Bu Kıbrıs denen adanın yönetiminden güç paylaşımına, karasındaki ve denizlerindeki doğal kaynakların paylaşımına kadar,  geleceğinin inşa edilmesinde, oturup konuşmaktan başka akılcı çare olmadığını anlamak zorunda olduklarını anladı taraflar.
Yine de taraflar arasında denizlerde başlayan zıtlaşmaların, 3.  İlgili tarafların yakın bilgilendirilmesi odağında gelişerek yakın gelecekte yumuşatılabileceği fırsatları da yaratılmış oldu. Başbakan yardımcısı ve Dışişleri bakanı Kudret Özersay’ın bizzat aktif olarak gerçekleştirdiği diplomasi ile, denizlerdeki anlaşmazlıklarının çözümlenmesi yolunda sağlıklı bir modalitenin yolları da açılmış oldu.
Kıbrıs Türklerinin  Kıbrıs’ta eşit bir taraf,  siyasal bir varlık ve irade olarak, adanın geleceğinin dizayn edilmesi başta olmak üzere, her türlü yer altı ve yer üstü kaynaklarının paylaşılma noktasında bir aktör olarak, bölgede sağlıklı ve gerekli bir rol oynadığı ve oynayacağı uluslararası siyaset platformlarında somut adımlarla kanıtlandı gösterildi.
Adanın güneyinde konumlanmış Rum toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti, şimdiye kadar neredeyse sözlü uyarı ve önerilerin dışında, hiçbir ciddi meydan okunmadan denizlerde yaşanan gelişmeler sürecinde, bazı noktalar üzerinde daha fazla düşünmek zorunda olduğunu anladı.
Kıbrıslı Türkler ve Türkiye tarafından Mağusa açıklarında yaşanan blokajın anlamı üzerinden kurgulanan ve barışçı ve iyi niyetli işbirliğine dayanan öneriler maalesef Rum adadaşlarımız tarafından kabul edilmedi. Yoksa Saipem 12000 belki de bugüne iki toplum adına belirlenen yerde keşif sondajlarına çoktan başlamış olurdu. Eğer başlasaydı hiç kimse de zararlı olmaz, tüm taraflar karlı olurdu.
Bugünden sonra, Kıbrıslı Türk hükümetin sadece diplomatik alanda değil enformatik alanlarda da atacağı adımlarla başta güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği ülkeleri yönetimleri ve bu ülkelerin kamuoylarına, devamlı aydınlatmaların ve doğru bilgilendirmelerin yapılması, her zamankinden daha da fazla ihtiyaç durumuna gelmiştir.
Bu ihtiyacı karşılamak üzere ülkemizdeki kamu yayınclığının başaktörü BRTK olmak üzere, TAK haber ajansı, Enformasyon ve Tanıtma dairelerinin, etkin organizasyonlar içerisine girerek, hem güneydeki adadaşlarımızı hem de dış dünyadaki hedef kitleleri Kıbrıslı Türklerin gerçek niyetleri konusunda, kaliteli bir düzeyde bilgilendirmeleri yaşamsal bir gerekliliktir.
Kıbrıs’ın kuzeyinde zamanla daha da yürürlüğe girecek olan yeni iç ve dış politikaların anlaşılması ve pozitif yararlar üretmesi, karşıt propaganda ve manulipasyonların zamanında karşılanması için de koşuldur.
Enformatik hizmetleri yerine getiren birimlerimizin  üretken bir anlayışla organize edilerek ve aktifleştirilerek, kamu diplomasisi yoluyla istenen hedef kitlelere ulaşmamızın yolları mutlaka bulunmalıdır.
Yıllardır bu birimlerde çalışmakta olan personelden maksimum düzeyde faydalanmanın zamanı şimdi değilse ne zamandır?
Enformatik ve diplomatik insiyatiflerin iç içe ele alınarak  yapılacak girişimlerin başarısı daha da artmakla kalmayarak, aynı zamanda ülkemizin tanıtılmasına da önemli oranda katkılar getirerek, kuzey Kıbrısı çok yönlü ve olumlu gündemlere de taşıyacaktır. Çünkü bizler, kesinlikle işbirliği isteyen, istikrar ve barış ve tabii ki bu adada adil bir çözüm isteyen tarafız.Gerisinin yalan oduğunu, bu yalanları söyleyenleri de deşifre ederek dünyaya anladığı dilden anlatacağız. Hep beraber.