Anımsadığım kadarı ile şu sözleri, rahmetli Süleyman Demirel söylemişti.

            “Demokrasilerde çareler tükenmez...”

            Evet, bu gerçek bir söz...  Hemen hemen bütün dünya ülkelerinde yaşanan hükümet krizleri, elbette günü gelince bizde de olacak.  Elbette iktidar-muhalefet çatışması sürüp gidecek.  Bütün mesele, iktidara gelmek ve iktidarda kalıcı işler yaparak seçmeni etkilemek.

            Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Ersan Saner’in başbakanlık görevini iade etmesi, hiç de sürpriz değildi.  Madem mecliste nisap hasıl olmuyor, madem ülke siyaseti kilitlendi, başka yapacak şey yoktu herhalde.

            Zaten bu hükümet modeli, mutlaka bir gün tıkanmayı getireceğini Zaroğlu’nun  YDP’den sitifası ile meclis aritmetiğini değiştirdi.  Yani pamuk ipliğine bağlı bir duruma gelmişti hükümet.

            Bu fotoğrafta bir de ana muhalefet partisine bakalım.

            O ana muhalefet partisi değil miydi, Ersan Saner onların kapısını çaldığında ve “geniş tabanlı bir hükümet oluşturalım” dediğinde görüştüğü.  Evet!  Ersan Saner’in çaldığı kapı oydu.

            Lakin CTP, herşeye rağmen hükümet dışında kalmayı tercih etmişti.  Neden?  Şu pandemi sürecinde memlekette yaşanan ekonomik krizler, kapanmış olan okul ve üniversiteler, tökezleyen turizm sektörü ve daha nice olumsuzluklar, CTP’nin dikkate aldığı ve hükümete girmeme kararı almasıi bundandı.  Adeta “Ben bu yangının içine neden gireyim?  En iyisi dışarıda kalarak muhalefet yapayım, UBP’yi daha da yıpratayım ve kendi partimi daha da güçlendireyim” sorusunu sorar gibi...

            Ama halk da bunu görüyor.

            Halk soruyor!

            “Siz neden zamanında elinizi taşın altına koymadınız ve şimdi dışarıdan gazel okuyorsunuz?”

            Evet fotoğraf budur.

            Yanı davulun sesi uzaktan kulağa hoş gelir de, davulun tokmağını elinize aldığınızda ve göbeğinize dayalı davula tokmağı vurduğunuzda ne kadar korkunç bir ses getirdiğini anlarsınız.

            Şimdi muhalefet, durmaksızın diline doladı vatandaşlıkları, menfaat dağıtımını.  Esasında onların bütün maksadı, erken seçim sürecinde UBP’nin elde edebileceği bütün kapıları kapamak.

            Hani derler ya...

            “Her yiğit yoğurdunu bir başka şekilde yer” diye.

            Onlar da bu yoğurdu öyle yiyorlar.

            Eeee.... Şimdi ne olacak?

            Olası bir seçim hükümetinin kuruluşundan kaçabilecek mi CTP kanadı?  Bence kaçamayacak.  CTP kanadına verilecek bakanlık veya bakanlıklar hangileri olacak?

            Şöyle bir geldiğimiz bu uzun yola bakıyorum...

            Bu uzun yolda, Ulusal Birlik Partisi’nin yapmış olduğu kalıcı icraatlar somut ve net bir şekilde görülüyor.  Binlerce göçmenin ev ve arazi, hatta iş güç sahibi yapılması UBP zamanında gerçekleşmedi mi?

            Doğu-batı, kuzey-güney karayolları UBP zamanında gerçekleşmedi mi?  Bütün iletişim ağları da onun zamanında gerçekleşti.  Binlerce kişi istihadam edilmedi mi?

            Sosyal konutlar UBP zamanında yapılmadı mı? 

            Şehit arsaları UBP’nin eseri değil mi?

            Ya üniversiteler?

            Bu kadar üniversitenin hayat bulması UBP sayesinde gerçekleşmedi mi?

            Turizm de UBP zamanında gerçekleşti.

            “Turizm” dedim de aklıma bir şey geldi.

            CTP-DP döneminde Turizm Bakanlığı ve Kıbrıs Türk Turizm İşletmeleri CTP’ye verilince, Salamis’in önündeki sahilden, Mimoza’nın önündeki sahile kadar masalar kurulmadı mı, CTP’li yandaşlarına ziyafet çekmek için?

            İşletmenin Genel Müdürlük arabası bir CTP’liye adeta bedavaya satılmadı mı?  Mimoza o dönemde elden çıkmadı mı?  Mare Monte’nin kaderi de öyle olmadı mı?  Neticede işletmenun sonu öyle gelmedi mi?

            Daha sayalım mı?  Artık yeter.  Şayet ihtiyaç olursa onları da yazarız.

            O nedenle CTP’nin dışarıdan gazel okumasına bir türlü tahammül edemiyor insanlar.

            Her ne ise...

            Elbet Cumhurbaşkanı bekleyip görecek ve hükümeti kurabilecek bir parti veya bir milletvekiline bu görevi verecek.

            Yani memleket hükümetsiz kalmayacak.

            Demirel ne kadar güzel sözylemiş zamanında?

            “Demokrasilerde çareler tükenmez” diye.