Dikkatle bakanların görüp anlamak için bakanların, uzun süreden beridir saptadığı bir hakikat var.
Nedir bu hakikat.
Bu hakikat Kıbrıs Türklerinin siyasal bilincinin ve dahi hatta kendi yarınlarını, evlatlarının geleceğini zerre kadar umursamadıklarıdır.
Boş laflarla karın doymaz / yiyecek ekmek olmalıdır’’ der ya bir şiirinde Bertold Brecht ve bir başka şiirinde de ‘‘ yün donu olmayan asker / yazın savaşabilir ancak ’’ der ya
Siyasal öngörüsü 1981 seçimlerinden sonra sürekli erozyona uğrayan ve artık yok olan Kıbrıs Türk siyasası fillen ve resmen sona ermiştir.
Yün donu yoktur ve vantilatörü de yoktur bir de lâf ile peynir gemisi yüzdürmeye çalışır.
Hiç bir sol tandanslının bu arada benim de beğenmediğimiz Denktaş’ın makamı ve liderliği ( evet Denktaş liderdi ) ölümünden bu yana boş ve yakın gelecekte de dolacak gibi görünmüyor. Bu boş kalma halinde bütün suç seçilen Cumhurbaşkanlarının değil en az onun kadar da seçmen olmayı insan olmaya tercih eden KKTC seçmenlerinindir de
Rahmetli Denktaş’ın Kıbrıs sorunu ve çözümü için kristalleşmiş bilgisi görgüsü ve saptamaları vardı ( bu arada Gençlik yıllarında Kıbrıs Cumhuriyeti Anaysasının amir hükümleri gereği oluşturulması gereken Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum cemaat meclislerinden Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi başkanlığına seçilmiş bu görevi üstlenmiş ve fakat Kıbrıs Rum Cemaat Meclisinin oluşturulmamasına / oluşturulduysa bile ölü doğumla oluşturulmasına seyirci kalmış ve gök kubbeyi Rum Cemaat Meclisini oluşturmayan Kıbrıs Rum siyasetçilerinin başına yıkmaya davranmamıştır )
Bu az buz bir hata değildi / değildir.
Kıbrıs Cumhuriyeti içinde iki halktan birinin cemaat meclisi olması ve diğer halkın bu amir hükmün gereğini yerine getirmemesi, Kıbrıs Cumhuriyeti içinde kendi sosyal ve sportif haklarını yöneten Türk Cemaat Meclisinin olması gibi son derece sakat ( moda deyimle butlan ) bir fotoğraf ortaya çıkarmış, KC Anayasasında var olan TÜRK ve ELEN HALKLARININ eşitliğini, eşit haklılığını, siyasal eşitliğini ve şimdi talep ettiğimiz uluslar arası eşit statümüzü yerle yeksan etmiş, o yıllar için elzem olan ve hatta bu gün için bile savunulacak yanları olan 4 Mart 1964 tarihli kararın rahatlıkla ve hatta Türkiye’nin de onayı ile alınmasına alınabilmesine yol açmıştır.
( belli ki bu konuyu birkaç gün yazmadan bitiremeyeceğim o halde şimdilik nokta devamı olacak olmalı )
Gündem
3.Sayfa
Güney
Spor
Dünya
Siyasa Sıfır Otur ( Müzakereci Değil Ehali )
Cumhur Deliceırmak
Yorumlar