Dev cüssesi ile Türker duruyordu kalede. Kahraman spor, Kaplan spor, Mert spor ve diğerlerini hatırlamayan yaşıtlarıma futbol adına gülerim.

Penaltı kazanmıştı Kaplan spor. Kahraman spor Mandrez bölüğünün takımıydı, Kaplan spor da 55 bölüğün ve 55 bölük YAK takımının bölüğüydü, Küçük Kaymaklı takımının bölüğü de Kahraman spor. Penaltıyı atmak için topun başına benim için dünyada futbolun gördüğü en büyük üç beş futbolcudan biri olan Zihno geçti. Hakem belki de Saffet Hoca’ydı belki de Şekerci, düdüğünü çaldı ve Zihno gelip topu üst köşeye vurdu, biz Kaplan sporlular goool diye havaya sıçrarken Türker bir atmaca gibi uzandı ve kesti,

Türker’          in bu kurtarışı, o günü sahada olan futbol meraklılarının  o anı unutması mümkün değildir. (Yeni saha şimdilerde Yusuf Kaptan stadı diye bilinir.) Ne maçlar oynandı Yeni sahada Nunweiller’li dinamo Bükreş mi istersiniz,  Erdinç’li Raşit’li o yıl Avrupa şampiyonu olan Türkiye genç milli takımı mı.
63 yılında ö günkü adıyla fasariyalar başlayınca, Kıbrıs Türkleri hayatın diğer alanlarında olduğu gibi futboldan da yoksun kalmışlardı. Bir kaç yıl sonra Lekoşa, Mağusa, Limasol gibi bir kaç kilometre kareye sıkıştırılmış türk gettolarında futbol ve maçları bölükler arası şeklinde tertiplenerek büyük bir yaşama sevinci sağlamıştı insanlarımıza.
Kaleci Safa’yı, Atmaca’yı hatırlamayan insana, Fikret’i görüp te unutana, yahut Ardiles’i seyrederken Fikret’in, Hasan Ali Bıçak’ın, Arjantin versiyonu demek aklından geçmeyene, geçti de unuttuysanız derdinize yanın derdim .Küçük Ayhan vardı Çetinkaya’da ki çalım attı mı bekin beli kırılırdı. Drada yine Çetinkaya’lı, nasıl bir Drada idi ki geçmek onu, deveye hendek atlatmaya benzerdi ve sonraları, dünya futboluna Beckenbauer’in geleceğinin erken habercisi olan ve sentehaf demeye dilimin varmadığı belki de dünyanın ilk liberosu olan Ergün, ve bir santrafor klasiği Galliga, Mithat’ın nasıl bir futbolcu olduğunu GG futbolcularına anlatmayıp taraftarlarına unutturanlar sözüm sizlere, Özer Komando kadar kornerden direk gol atan kaç futbolcu gördünüz tv lerde.
Lefkoşa’lı olduğum ve 1970 yılında üniversiteye gittiğim için Lefkoşa dışından pek isim sayamıyacağım amma Lefke’den Şükrü, DTB den kaleci Osman başta olmak üzere Tanışık’ların Hüseyin’i, İskele’nin Suriri’sini Sinde nin Gir Ali ‘sini ve Kamuran’ı da unutmak olmaz Şahsin, Ayhan Nazım vs vs.
Yenicami Ağdelen Klübü bir semt takımı olarak Yenicami’nin yıkık minaresi altında Mevlidhan Derviş Abdürezzak ve arkadaşları tarafından kurulurken güce karşı bir tepkiyi de barındırıyordu.

Tarihine mal olmuş futbolcuları her Yak taraftarı kendi keyfine göre sıralayabilir ve fakat bir sporcu olarak değil bir taraftar olarak Batariyacı Mehmet Salih sivil olmanın abidelerinden biridir, tıpkı Çetinkaya’nın resmi tarihindeki Şemiler ismi kadar önemli olan sivil yani taraftar, gönülden taraftar pazara kadar değil mezara kadar takım aşkı ile yaşayan Çeribaşı ve KK nin yoğurtcu Musa’sı ile GG nin Kebapcı Anibal’ı gibi
Bunları sadece entellerin dillerine pelesenk ettikleri ‘’sürdürülebilirlik’’ ne demeye gelir anlaşılsın diye yazdım
Bask’ların varlıklarını Franco’ya rağmen sürdürebilmelerinde ve Katalanların da Barcelona ile dimdik ayakta durmalarında vardır futbolun bir kerameti.
1954 yılına dönün, Rumların Enosis mücadelesinin ve kalkışmasının da baş mimarı, lideri olan Makarios, anavatanı Yunanistan vasıtası ile Kıbrıs sorununu ilk defa self determinasyon talebi ile BM ye götürdüğünde Yunan temsilcisi, Türkiye’nin eğer self determinasyon uygulanacaksa Kıbrısta iki halk vardır Türkler ve Elenler  itirazına karşılık, Yunanisatan temsilcisi Kıbrısta iki ayrı din vardır, iki ayrı halk yoktur deyince, Türkiye’nin BM temsilcisi ‘’nasıl olur Kıbrıs futbol ligini bu yıl Çetinkaya Türk Spor Klübü şampiyon olarak bitirdi’’ demiş ve Yunanistan temsilcisini dut yemiş bülbüle döndürmüştü. Sonuç mu Çetinkaya KOP’tan atıldı.
Sürdürülebilirlik kurumlarınızın çağın gereklerine göre gelişerek varlıklarını koruyp geliştirmeleri ile olasıdır.

Ve bu da dünü güne bağlayarak yarına yürümekle olası